ABD Büyükelçisi Tom Barrack, tüm diplomatik kural ve teamüllere aykırı şekilde, Türkiye’nin devlet sistemine dair hadsiz ve densiz söylemlerine devam ediyor.
Muhterem, son olarak “Bölgede demokrasilerin başarısız olduğunu” söyleyerek; Türkiye ve Orta Doğu ülkelerine demokrasi yerine “müşfik/merhametli monarşi” ile yönetilmeleri gerektiğini tavsiye etti.
Barrack, daha önce de “Türkiye için Osmanlı’nın millet/ümmet sisteminin daha uygun olacağını” söylemişti. Aslında, kendini “sömürge valisi” gibi gören bu zatın sözünü ettiği “Osmanlı millet sistemi” önerisi, yurttaşların anayasal eşitliği esasına dayalı laik ve demokratik üniter/ulus devlet yapısını yıkarak Türkiye’yi etnik, dinsel/mezhepsel odaklı federatif “Ortadoğululuk” kimliğine hapsetme projesinden başka bir şey değil.
EMPERYALİST PLAN ÇOK AÇIK!..
Barrack, geçtiğimiz günlerde, üstelik Antalya’da; “Dünyanın bu bölgesi sadece tek bir şeye saygı duyar: Güç. Demokrasi arayışları çöktü. Bu coğrafyada işe yarayan tek şey güçlü liderlik rejimleri ile merhametli monarşilerdir.”demişti.
Farklı ortamlarda defalarca “bilerek” aynı konuşmaları yapan Barrack böylece Amerikan emperyalizminin Türkiye’yi de içine alan bölgesel perspektifini açıkça ortaya koyuyor. Bu bakış açısına göre ABD, Ortadoğu’yu kendine bağımlı “vekillerine” teslim etmenin peşinde.
Gerek bölgenin “petrolden nadir toprak elementlerine kadar” tüm yeraltı ve yerüstü kaynaklarını kontrol etmek, gerekse İsrail’in korunup kollanması için bu projenin işlemesi gerekiyor. Bunun için de sözünden çıkmayacak, İsrail ile iyi geçinecek monarşik yapılı iktidarlara ve rejimlere ihtiyacı var.
CHP’NİN YAKLAŞIMI…
Cumhuriyet Halk Partisi, ABD tarafından ortaya atılan Büyük Orta Doğu Projesi’ni (BOP), bölgeyi parçalamayı ve emperyalist çıkarlara hizmet etmeyi amaçlayan bir proje olarak gördüğünü belirtmektedir.
CHP, bu projenin hedefleri arasında yer alan Orta Doğu’daki sınırların değiştirilmesi, etnik/mezhepsel bölünmeler yaratılması ve “genişletilmiş”biçimiyle Türkiye’yi de kapsayan harita değişiklikleri içermesi olasılığına karşı Türkiye’nin toprak bütünlüğünü ve üniter/ulus devletyapısını savunmaktadır.
CHP, bölge sorunlarının çözümünde dış güçlerin müdahil projeleri yerine “Yurtta sulh, cihanda sulh” ilkesinden hareketle, bölge ülkelerinin kendi iç dinamiklerini temel alan politikalar izliyor.
Ülkeleriniç dinamiklerine dışarıdan yapılan müdahaleleri, emperyalist ve hegemonik bir eylem olarak gören CHP, yıllar sonra “iktidar alternatifi” oldu.
Bu durum, ABD emperyalizmi ve işbirlikçilerinde, bölgedeki plan ve projelerinin engelleneceği kaygısının (!) oluşmasına neden oldu
Kılıçdaroğlu’nun başa getirilerek CHP’nin bölünmesine ve iktidar hedeflerinden uzaklaştırılmasına bir de bu açıdan bakın; O zaman
oynanan oyunun senaryosunu, aktörlerini ve figüranlarını çok daha net olarak göreceksiniz!..