Kaotik bir coğrafyada, zamanın da olayların da çok hızlı tüketildiği bir düzende yaşıyoruz.
Tüm mekanizmaları tıkır tıkır işleyen ortalama bir Avrupa ülkesinin 10 yılda tanık olamayacağı kaosu tek bir günde eritip tüketiyoruz.
Hal böyle olunca, normalde toplumda infial yaratması gereken büyük olaylara karşı duyarlılığımız gün geçtikçe köreliyor.
Zaten toplumsal hafızası birkaç günle sınırlı bir milletken, artık bu sürenin saatlere kadar gerilediğine tanıklık ediyoruz.
Daha yaklaşık bir hafta önce Manisa Turgutlu’da bir okul saldırısı yaşandı, 11 kişi yaralandı.
Olayın sıcaklığıyla yine ortalık ayağa kalktı; okulların güvenliği tartışmaya açıldı; bakanlar, eğitimciler, veliler ve öğrenciler peş peşe açıklamalar yaptı.
Maraş’ta yaşanan saldırı hatırlandı. Yüreklerimiz yine ağzımıza geldi.
Sonra ne mi oldu?
“Okullarımızın güvenlik sorunu Bakanlıkça detaylıca masaya yatırıldı, komisyonlar kuruldu, bilimsel çözüm önerileri tartışıldı ve kalıcı tedbirler alındı” demeyi çok isterdim; ama elbette öyle olmadı.
Sadece unutuldu.
Üstelik çok geçmeden üstüne yepyeni gündem maddeleri eklendi. “Fon krizi” denilerek perdelenmeye çalışılan devasa bir skandal patladı.
AK Partili eski Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya'nın, eşiyle birlikte 5 ay gibi kısa bir sürede borsada 2 milyar TL’nin üzerinde kazanç elde ettiği ortaya çıktı.
Borsadan eriyen miktar ise 4 trilyon lira civarında... Yoksul halkın cebinden buharlaşan tam 4 trilyon!
Bu skandalın yankıları sürerken, futbolla yatıp kalkmamızdan güç alan yeni bir perde açıldı: “Hakemler dosyası”.
Evrakta sahtecilik ve mobbing iddialarının yer aldığı soruşturma kapsamında, MHK Başkanı Ferhat Gündoğdu'nun da aralarında bulunduğu 7 kişi gözaltına alındı. Yer yerinden oynadı, tüm ekranlar ve sütunlar bu operasyonla doldu.
Peki, tüm bu gürültünün arasında okullardaki güvenlik zafiyetinde bir gram değişme oldu mu?
Elbette hayır.
Gündem skandallar arasında kendisine manşet beğenirken, Osmaniye Farabi Anadolu Lisesi’nde bir şahıs, edebiyat öğretmeni olan amcasını okul bahçesinde çıkan tartışmada tabancayla vurarak katletti.
Van’da ise 13 yaşındaki bir çocuk, elinde boş pompalı tüfekle okula geldi. Neyse ki can kaybı yaşanmadan duyarlı veliler ve öğretmenler duruma müdahale etti.
Tablo ortada: Gündem ışık hızıyla değişiyor ama yapısal hiçbir sorun çözülmüyor.
Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin ise yıllardır tekrarladığı ezberi yinelemekle meşgul: “Okullarımız birinci sınıf, otel gibi diyorum. Beş yıldızlı otel gibi okullar yaptık. İçerisinde her türlü imkanımız var.”
İçimiz rahatladı, derin bir nefes aldık!
Nasıl olsa yarın yeni bir skandal patlar, bu da unutulur gider.
Zaten ne unutulmadı ki?