Milli Eğitim Bakanlığı(MEB) , hem Ortaöğretim Kurumları Yönetmeliği'nde, hem de Okul Öncesi Eğitim ve İlköğretim Kurumları Yönetmeliği'nde değişiklik yaparak 'Uzaktan eğitimde puanla değerlendirme yapılmaz' hükmünü yönetmeliklerden çıkardı. Bu değişikliklerle uzaktan eğitim yapılması halinde öğrencilerin not ile değerlendirilmesine olanak sağlanmış oldu.

Geride bıraktığımız süreçte okullarımızın bir kısmı yüz yüze sınav yapmış, bir kısmı ise henüz sınav yapamadan tekrar uzaktan eğitime geçilmişti. MEB'in aldığı karara göre, öğrencilerin birinci dönem notları,'yapılmışsa' yazılı sınavları, yazılı sınav yapılmamışsa canlı ders etkinliklerine katılım ve proje ödevleri üzerinden değerlendirilecekti. Ancak MEB ,'önce yanlış kararlar alıp ertesi gün değiştirme geleneğini (!)'bozmadı ve bu kararını da değiştirdi.

En son açıklamaya göre; ilkokul 4.sınıflarla ortaokullarda birinci dönemde yüz yüze yapılmış sınavların puanları dönem sonu puan değerlendirmesine dahil edilmeyecek. Ancak isteyen veliler,yapılan sınavlardan alınan puanların karne puanı değerlendirmesine dahil edilmesini isteyebilecek.

NESNEL OLMAKTAN UZAK KARARLAR !..

MEB'in uzaktan eğitimin not ile değerlendirilmesi kararı Liselere Geçiş Sistemi (LGS) başta olmak üzere bir çok yönden adaletsizliklere neden olacak.

Bilindiği gibi liselere geçişte 'Adrese Dayalı Kayıt Sistemi'ne göre öğrencilerin yerleştirilmesinde, mevcut adres, yaş ve okula devam gibi ölçütlerin yanında en önemli belirleyici ilke 'Temel Eğitim Başarı Ortalaması'dır.

LGS Merkezi Sınavı ile öğrenci alan 'nitelikli' okullara yerleştirmelerde aynı okulu tercih eden öğrencilerin puanlarının eşit olması durumunda okul notlarının da içinde yer aldığı ölçütler devreye giriyor.

Uzaktan eğitime erişim sorunu yaşayan ya da yeterince yararlanamayan milyonlarca öğrencinin puanla değerlendirilmesi fırsat eşitsizliğini ve ayrımcılığı daha da derinleştirecektir. Bu koşullarda, uzaktan eğitim sürecinde, derse katılım ve proje ödevi yoluyla belirlenecek ders notları nesnel olmaktan uzak olacaktır. Özellikle lise yerleştirmeleri bakımından, öğretmenlerimizin kanaat kullanarak vereceği notlar, öğretmenleri gereksiz tartışmaların içine çekecek,velilerle karşı karşıya bırakacaktır.

Milli Eğitim Bakanlığı çok geç olmadan bu 'yanlış' kararını da gözden geçirmeli ve 1.Dönem notlarını yüz yüze eğitime başlandığında belirlenmek üzere ertelemelidir.

MİLLİ EĞİTİMİN SEÇMELİ DERS DAYATMASI !...

Ortaokul ve liselerde okuyan öğrencilerin alacağı seçmeli derslerin 4-22 Ocak tarihleri arasında belirlenmesi gerekiyor.

Seçmeli ders tercihlerinde temel ölçüt olarak öğrencinin ilgi, istek ve yeteneklerinin dikkate alınması gerekiyor. Ancak, insanlar salgın döneminde işinin, ekmeğinin hatta canının derdi ile uğraşırken bazı yöneticilerin gözlerini seçmeli derslere diktikleri anlaşılıyor.

Eğitim –İş ve Eğitim –Sen gibi sendikaların açıklamaları, MEB'in iç yazışmalar ile öğrencilere seçmeli ders olarak dini içerikli derslerin dayatıldığını ortaya koyuyor.

Eğitim-İş seçmeli derslerle ilgili öğrenci ve velilere yapılan dayatmayı Milli Eğitim Bakanlığı önünde 'engellemelere rağmen' protesto etti. Eğitim İş Genel Başkanı Orhan Yıldırım burada yaptığı açıklamada; 'Eğitimi dinselleştirme faaliyetlerinin afet, salgın demeden sürdüğünü; eğitimi daha da gericileştirerek 'kindar ve dindar' nesiller yaratılmaya çalışıldığını' belirtti.

Eğitim sisteminde yapılacak tüm değişiklikler 'dini esaslara dayalı bir ümmet toplumu yaratılmaya çalışıldığı ve laikliğin fiilen bitirilmesinin zemininin eğitim yoluyla inşa edildiği' iddiaları ve kaygılarından uzak kalmalıdır.

Eğitim ile ilgili planlamalar yapılırken, siyasi iktidarların ihtiyaçları değil eğitime ilişkin hedefler dikkate alınmalı, okullar siyasetin arka bahçesi olarak görülmemeli, 'elleri öpülesi' eğitimciler, siyasi parti militanı durumuna düşmemeli, düşürülmemelidir. Doğrusu budur…