Bugün sadece yatırım olmaktan çıkmış rant ve talanla özdeşleşen maden faaliyetlerinin son örneğiyle karşı karşıyayız.
Mihalıççık’ın Koyunağılı ilçesinden Ankara’ya yürüyerek açlık grevi yapan Doruk Madencilik işçileri son 20 yılda siyasal ağ içinde güçlenen ve emekçiyi ‘maliyet’ olarak gören düzenin en görünür hali olarak mücadele veriyor.
Kariyerine Refah Partisi ile başlayıp iki dönem AK Parti Milletvekilliği yapan Sabahattin Yıldız’ın sahibi olduğu Yıldızlar SSS Holding, Mihalıççık ilçesinde bulunan 2016 yılında FETÖ’den alınarak TMSF’ye devredilen, ardından 2022’de sembolik bir tutarla Doruk Madencilik adı altında faaliyetlerine devam eden Eskişehirlilerin bildiği haliyle Adularya/Yunus Emre Termik Santrali’nin bağlı olduğu devasa büyüklükteki şirket…
2022’den bu yana şirketin hayata geçirdiği ‘üç aylık’ ödeme sistemiyle gündeme geliyor Doruk Madencilik. Fakat sesi Mihalıççık’ta kısıtlı kaldı. Üç aylık periyotlarda bazen Eskişehir’de bazen de Ankara’da yankılandı emekçilerin ıstırabı… Sonra susturuldu, unutuldu.
Yıllar içinde el değiştiren ve sömürgeyle anılan yapısıyla ‘madenciliğin’ insanı da tahrip edebildiğini gösteren şirketin işçileri ise geçen hafta başkentte emekçilerin uyanışını başlattı.
***
Yıldızlar Holding’in işçileri açlıkla, yoklukla, ödenmeyen tazminatlar ve ücretsiz izne çıkarılmayla gündem olurken şirketin ‘ruhsat sermayesi’ de ortaya döküldü. Haritasında 1433 arama, 577 işletme talebi, 354 işletme ruhsatıyla toplamda 2364 ruhsata sahip; maaşlarını ödemeyen Yıldızlar…
Bu tablo bize gösteriyor ki yönetiminde siyasetçilere koltuk vermiş, topraklarına girdiği bölgelerde okul ve camiler yaparak hayırsever bir imaj inşat etmiş, kültürel yönüyle kendine vitrin oluşturmuşsermayedarlar konu işçiye gelince ücret, tazminat ve emek güvencesini‘bilanço kaleminde’ kısmaktan geri durmuyor.
***
Ankara’ya yürüyerek giden maden işçileri sadece kendi alacaklarını değil, tüm emekçilerin hak ve hukuk tanımayan sermaye düzeninden olan hesabını da soruyor. Bu direniş ne 2022’de Mihalıççık’ta başladı ne de Ankara’daki açlık greviyle sona erecek.
Türk-İş’e bağlı Türkiye Maden-İş Sendikası’nın örgütlü olduğu uzun süre boyuncasahip çıkmadığı işçiler, Bağımsız Maden-İş Sendikası örgütlülüğünde yaşadıkları krizi değil, Türkiye’de rant odağında şekillenen maden politikalarının nasıl bir güç ve çıkar ilişkisine dönüştüğünü de görünür kılıyor.
Maden sahalarında yaşananlar tekil kriz değil; mantar gibi çoğalan ruhsatlarla, iktidarın desteklediği Maden Yasasıyla sistematik bir emek ve adalet sorunu olarak geleceğimizi karartıyor!