Bugün, yarın derken Cumhuriyet Halk Partisi için beklenen ‘mutlak butlan kararı’ çıktı.
Genel Merkez’in il başkanları aracılığıyla örgütlenmesi ihtimaline katlanamayan Kemal Kılıçdaroğlu, pazar sabahının erken saatlerinde iktidarın kolluk kuvvetleriyle dayandı tahtının kapısına…
13 seçimi muhalefette olduğu için değil gönülden istediği için kaybettiğiyle anılan Kılıçdaroğlu ve destekçileri dernekler kanunundan siyasi parti için devşirilen ‘mutlak butlan’ ile muhalifliğinin meşruluğuna gerekçe buldu.
Bu durumu CHP’nin parti içi sorunu olarak okumak yaşanan siyasi müdahaleyi perdelemekten başka bir anlam taşımıyor. Çünkü mesele kurultay tartışmasıyla tanımlanacak kadar dar bir alanda değil.
Ortada muhalefetin iktidar umudunun büyüdüğü, toplumsal örgütlenme refleksi gösterebildiği bir dönemde seçmen iradesine ve siyasetin demokratik alanına yönelen açık bir saldırı var… Müdahale ne sadece Özgür Özel’e ne de CHP’ye yapıldı; bu müdahale muhalif seçmene.
*
AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın sessiz kaldığı ve tepki gösterdiği anları hatırladığımızda ‘butlan’ kararının hangi muhalefetin işine geldiği ve CHP içinde kimi rahatsız ettiği daha net şekilde ortaya çıkıyor. Yaşananları anlamak için bu kıstasın tek başına bile yeterli olabileceği kanaatindeyim. Müdahaleye tek cepheden bakmak büyük resmi görmeyi engelleyebiliyor…
Bu tabloyu güçlendiren kanılardan bir diğeri konunun meclis üyeleri, belediye başkanlarına kadar genişletilip görevlerinin düşüp düşmeyeceği üzerinden yeni bir kriz perdesi aralanmaya çalışılması... Makul olmayan bu tartışma zemini hukuki olmaktan çok siyasi sonuç üretmeye dönük zorlama bir gündem yaratma çabasından başka bir şey değil.
Seçilmiş kişiler üzerinden yeni bir ‘belirsizlik’ dalgası yaratmak mevcut siyasi operasyonları bile gölgede bırakacak ölçüde CHP krizi üretme arayışıdır. CHP bu krizi kendi üretiyorsa zaten geriye ihanetten başka bir şey kalmamış demektir…
Kemal Kılıçdaroğlu’nungenel merkezdeki koltuğa oturup ‘uzlaşı’ kültürüyle kurultaya gitmesini sağlamak bu süreci demokratik bir zemine taşımaz. Kılıçdaroğlu’nun butlanı kabul etmesi zaten antidemokratik bir tutum. Bu nedenle kendisinin bulunduğu bir parti yönetimin yapısının meşruiyet üretmesi mümkün değil; imkansız. Ve tam da bu imkansızlığı iktidar istiyor.
*
CHP’nin ve Özgür Özel’in bundan sonra işi daha zor. Çünkü yapılan bu açık saldırı hak, hukuk ve adaletin kişisel siyasi hırslar uğruna bir kez daha rafa kaldırıldığının en somut göstergesi. Özel, bir yandan Ekrem İmamoğlu’na ve partisine sahip çıkarken diğer yandan belediye başkanlarını CHP handikabı içinde siyasi operasyonların baskısından korumak zorunda kalacak.
Örgütün Kılıçdaroğlu ve Özel taraftarları olarak ikiye ayrılmasının yanı sıra; Kılıçdaroğlu sathına geçen belediye başkanlarının ‘aklanması’ da bir lütuf gibi sunulacak. AK Parti’nin uzun zamandır konuşulan yeni siyasi operasyonunun CHP’nin kendisi haline gelmesini engellemek ise, şu anda Özgür Özel’in tek hedefi…
Yani; CHP’yi CHP’den başkasının yenemeyeceği yeni bir antidemokratik düzen kuruluyor…