Cumhuriyet Halk Partisi’nde Özgür Özel’e konforlu ‘Ankara siyaseti’ yaptırmayı başaramayan iktidar mutlak butlanla getirdiği Kemal Kılıçdaroğlu’na ‘kontrollü muhalefet’ koltuğunu sundu.
Kimilerine göre CHP’yi bölünmeye sürükleyecek, kimilerine göre ise geçmişin kronik siyasi yüklerinden arınmış yeni bir partinin önünü açacak bu süreç, bir parti içi anlaşmazlık değil; muhalefetin siyasal alanını yeniden dizayn etmeye yönelik suni bir rejim müdahalesidir.
Çünkü bu süreçte mesele yalnızca CHP’nin genel başkanının kim olacağı değil, sokakta büyüyen muhalefetin nasıl kontrol altına alınacağıdır.
*
Bu kritik süreci, iki tarafın birbirini suçlayarak AKP’nin arzu ettiği gibi dünya ve memleket meselelerinden uzaklaşması olarak okumak yeni bir boyuta taşınan toplumsal muhalefeti görmezden gelmektir. Unutmayalım ki bu süreçte Kılıçdaroğlu arkasına iktidar ve hukuku almadı; Kılıçdaroğlu iktidar ve hukukun arkasına saklandı. Özel ise meydanda halkla buluştu.
Bu müdahalenin amacının CHP’yi parçalamak olduğu oldukça açık… Ancak ironi şu ki; CHP kendi kabuğunu kırarak bir halk hareketinin fitilini ateşledi.
Geniş perspektiften baktığımızda süreç Özgür Özel’in liderliğinde ilerliyor… Peki Eskişehir’de bu parçalanmadan pay kapmaya çalışanlar olacak mı?
Her dönemin bir turnusol kağıdı vardır. Krizler parti içinde kimin neye niyet ettiğini daha net ortaya koyabilir. Eskişehir’de de kimileri halkla yürüyecek, kimileri iktidarın yaptığı hesaplarla…
*
Kılıçdaroğlu’nun örgütlere yönelik olası bir hamlede görevden alacağı ilk isim CHP Eskişehir İl Başkanı Talat Yalaz olacaktır. Bu ne 81 örgütte ne de Eskişehir’de kimseyi şaşırtmayacak.
Çünkü Talat Yalaz, direniş sürecinin öncesinde de başlangıcında da CHP Genel Başkan Özgür Özel’in hemen arkasında yer almakta tereddüt etmedi. Ankara’da il başkanlarıyla birlikte sergiledikleri direnişin, Eskişehir’de örgütle birlikte il binasında da sürdürüleceğini açıkça kamuoyuna ifade ediyor…
Buradaki gerçek gündem seçilmiş il başkanı Yalaz’ın göreve devam edip, etmemesi değil, CHP örgütünün mutlak butlanla dayatılan siyasi mühendislik karşında nasıl bir tarih yazacağı!
*
Şimdiden ilan edilmiş bu direnişin karşısında ‘şahsi ihtiraslarla’ saf tutmanın faturası çok ağır olacak. Bu tutumun bedeli sadece CHP’de değil, toplumun vicdanında da ödenecek. Siyasetten aforoz edilerek yalnızlaşmayı göze alanların kendine yakıştıracağı bir koltuk elbette bulunabilir; ancak o koltukta ‘demokrasiye rağmen’ oturmanın ne telafisi mümkün olacak ne de siyasi bir karşılığı…