Bir partinin genel yapısını geçmişi, kadro yapısı, toplumla ilişkisi, parti programları belirler belirlemelidir. Gelişmiş demokrasilerde partilerin genel yapısını belirleyen bu kriterler sınıfsal temel üzerine oturur ve sermaye emek çelişkisi karşısındaki duruşuna göre de siyasi partinin ideolojik yapısı belirlenir. Ancak ülkemizde bunların hiçbiri ön plana çıkmıyor çıkmadığı gibi de durum bambaşka bir hal alıyor. Tarihi gelişmişlik içerisinde gerek olgunlaşmış bir sermaye gerek olgunlaşmış bir emek kesimi olmadığından partileri parti yapan ana unsurlar yerine liderlerin başı çektiği bir sulta yönetimi partilerin tüm yapısını belirliyor. Türkiye'nin sınıfsal yapısı, hem sermaye hem de işçi sınıfları açısından çağdaş demokrasilerde gördüğümüzün çok gerisinde kalmıştır. Bu nedenle Türkiye'deki siyasi partilerde başarılı olmanın tek yolu parti genel başkanına yakın olmaktan geçiyor. Gidip halka yakın olmanın, halkın içinde olmanın ve toplumsal mücadelede bedel ödemiş olmanın hiçbir anlamı yoktur ülkemizde. Çünkü herkes bilir ki ilkeler ve inançlar yolunda ne olursa olsun, ne yapılırsa yapılsın Ankara'da genel başkana yakın olmak, yaklaşmak için yapılan lobiler her şeyden çok daha büyük anlam ifade eder. Bu nedenle siyasi partilerimize ideolojik temelde bir mantıkla bakmak, bu biçimde kök salarak toplumu saracak ve yıllarca devam edecek bir başarıya imza atacaklarını zannetmek boş umuttan başka bir şey değildir. Tek bir insana tek bir lidere endeksli partilerin bu şekilde başarılı olmayacakları açıktır. Tüm bu sebeplerden dolayı siyasi partilerin sınıfsal ayrım çizgileride pek farklı değildir hemen hemen tüm partiler birbirlerine benzeyen yapıya sahiptirler. Aralarındaki ayrıma gelince sadece milli ve dini duygulardır. Türkiye'de çok partili demokrasi, sınıfsal değişme ve gelişme olgunlaşmadığını, işçi sınıfını, sermaye sınıfının gelişmediğini bilen gören iç ve dış etmenler etnik köken ve milliyetçilik üzerine ayrımları körüklemişler ve siyasi partilerin bu mantık içerisinde şekillenmesini sağlamışlardır. Bu nedenledir ki kimi partiler Sünni seçmene kimi partiler Kürt milliyetçi seçmene kimi partiler alevi seçmene kimi partiler ise Türkmilliyetçi partilere dönüştürülmüştür. Bu dönüşümülkemiz için büyük bir açmazdır ve Türk siyasi tarihini, gelişimini bu açmazın olumlu veya olumsuz yöndeki durumu belirleyecektir. Umudumuz bu açmazın tamamen olumlu yönde sonlandırılmasıdır. Aksi taktirde her seçim öncesi gündeme gelen birbirimizi öteki hale getiren standart tartışmalar hiçbir dönem bitmeyecektir. Ve bu tartışmalar arasında maalesef Türkiye'nin 1 Kasım sonrası bambaşka bir sabaha uyanması noktası da sadece ve sadece güzel bir hayal olacaktır.