1 Mart'tan itibaren 'yeni normalleşme' kararı ile birlikte kafe, restoran, lokantalar, kıraathaneler yeniden hizmet vermeye başladı.
Sağlık Bakanlığının yayınlamış olduğu risk haritasında mavi, sarı ve turuncu olan illerde illerin risk durumuna göre bazı işyerleri açılırken, sokak kısıtlaması da ya kısmen ya da akşam 21.00'den sabah 05.00 arası hariç kaldırıldı.
Sokağa çıkmayı, kafede çay-kahve içmeyi, lokantalarda yemek yemeyi, parklardaki banklarda doya doya oturmayı o kadar çok özlemişiz ki! Hepimiz kendimizi sokaklara attık.
Attık atmasına da 'sosyal mesafe' kuralına uyduk mu?
Kimimiz 'maske beni boğuyor, nefes alamıyorum' diyerek eş dostlarla buluşup oturduğumuzda maskemizi ya çenemizin altına indirdi kimimiz koluna taktı, kimilerimizde gereksiz bir aksesuar gibi ceplerine koydu.
İşte ne olduysa bundan sonra oldu.
* * *
Normalleşme ile birlikte vaka ve ölüm sayıları da artışa geçti.
Kısıtlamaların olduğu günlerde vaka sayıları düşüşe geçmiş, iyileşen hasta sayısı ile virüslü hasta sayısının arasındaki farkta kapanmaya başlamıştı.
Kısıtlamalardan dolayı çok sıkılmıştık, ancak çarşı-pazarlara gidiş-geliş saati belli olduğu için çok fazla dolaşamıyorduk.
O yüzden de vaka sayısı düşüşe geçmiş, iyileşen hasta sayısı da yükselmeye başlamıştı.
* * *
Aşağıda sağlık bakanlığının son dört günlük açıklamış olduğu verileri göreceksiniz.
Bu verileri incelediğinizde artışı net olarak göreceksiniz.
9 mart 2021 SALI:
ağır hasta SAYISI: 1.289
hasta sayısı: 801
vefat sayısı: 66
* * * *
8 MART 2021 PAZAR:
AĞIR HASTA: 1.239
HASTA SAYISI: 767
VEFAT SAYISI: 64
* * *
7 MART 2021 CUMARTESİ:
AĞIR HASTA: 1.261
HASTA SAYISI: 735
VEFAT SAYISI: 65
* * *
6 MART 2021 CUMA:
ağır hasta: 1.230
HASTA SAYISI: 702
VEFAT SAYISI: 64
* * *
Eğer Sağlık Bakanlığı'nın açıklamış olduğu tedbirlere uymamaya devam edecek olursak eski kısıtlamalar yeniden gelebilir.
O zaman kimse 'yine bizi eve hapsettiler' diye kızmasın.
Çünkü kuralları hiçe sayarak bunu biz istedik!
Bu tehlikeli tırmanıştan sonra merhum Neşet Ertaş'ın 'kendim ettim, kendim buldum' türküsünü söylemek zorunda kalmayız inşallah.
* * *
Bazı illerin İl Hıfzıssıhha Kurulları berber, kuaför, güzellik salonu, dernek lokali, nikah salonu, düğün salonu, hamam, sauna, kaplıca, kahvehane, kıraathane, internet kafe, lunapark, kütüphane ve spor salonu gibi yerlere girişte de HES kodu şartı getirildi.
Ben berber ve kuaförlerin yeniden hizmet vermeye başladıkları günlerde de yazmıştım.
'HES Kodu sorgulaması yapılmalı' diye.
Hatta bu yazımdan birkaç gün sonra Eskişehir'de bir erkek kuaförü, müşterilerine 'HES Kodu' sorgulaması yapmaya başlamıştı.
O erkek kuaförünü bu uygulaması için kutlamış, tüm berber ve kuaförlerin de 'HES Kodu' sorgulamasını yapmalarını önermiştim.
Ama zorunlu olmadığı için hiçbiri dikkate almadı.
Valimiz Erol Ayyıldız'da İl Hıfzıssıhha Kurulu'ndan bir karar çıkarttırıp uygulamaya zorunlu hale getirilecek olursa, bunun da sık sık denetimleri yapılabilirse hiç olmazsa berber, kuaför, güzellik salonları, dernek lokali, nikah ve düğün salonları, hamam, kaplıca, kahvehane, kıraathane, internet kafeler, kütüphaneler ve spor salonlarına insanlar içi rahat olarak gidebilirler.
* * *
'TEPEBAŞI BELEDİYESİ'NDEN RUHSAT ALDIM'
Büyükşehir Belediye Başkanını Yılmaz Büyükerşen'in eşinin 'kaçak villa yaptırdı' haberleri gazetelerde ve internet sitelerinde çıktıktan sonra, şehirde birileri de 'bu da olur mu?' diye eleştiri yapmışlardı.
Haberlerin yayınlanmasından sonra Yılmaz Hoca'nın avukatı Fahrettin Gültekin, bir açıklama yaparak, söz konusu yapının, 'köy yerleşik sınırları' içinde, temelsiz, küçük bir prefabrik ev olduğunu ifade ederek, 'Ayrıca konu ile ilgili mevzuat, Tapu Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 21 maddesine de uygundur' demişti.
Yılmaz Büyükerşen'in eşi Tepebaşı Belediyesi'ne 'ruhsat başvurusu' yaptı. Tepebaşı Belediyesi 38 bin TL ceza keserek yapılan ruhsat başvurusu üzerine binayı kaçak durumundan çıkararak ruhsat verdi.
* * *
Konu hakkında Büyükşehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen ilk kez konuştu ve tartışmalara da son noktayı koydu.
Salı günü akşam saatlerinde yapılan Büyükşehir Belediye Meclisi toplantısında, Büyükerşen 'kaçak villa' iddiasına şöyle yanıt verdi:
'Yalan söylemişler villa değil 2 odalı 1 mutfaklı yalı. Eşimin tarlasının yanında bir komşusu var. O prefabrik almış. Ancak kuramamış. Bizim bahçemizde durmasını istedi. Ben de çürüyeceğini düşünerek ondan satın aldım. 2-3 günde kuruluyor zaten. Yapılması için birini görevlendirdim. O da merak etme her şeyi yaptım dedi. Asıl yapması gerekeni yapmamış. Tepebaşı Belediyesi'nden ruhsat almamış. Alsa kaçak falan sayılmayacakmış. Ama yanlış beyandan kaynaklı davalık oldu. Savcı kaçak değil diyor. Yanlış beyandan veya usulsüzlükten dolayı hükmün ertelenmesine karar vermiş. Hata bende evet, takip etmemişim. Tepebaşı Belediyesi'ne gidip cezayı yatırdım, ruhsatı aldım. Bana biraz pahalıya patladı ama yabancıya gitmedi. Bunu siyasi malzeme yapacaklarını biliyordum ama oldu. Bunu daha fazla çekiştiriyorlar. En büyük yanlışları da yalıya villa demeleri. Eskişehirliler böyle bir şey olmayacağını, bundan pay çıkmayacağını gayet biliyor. Bunca yıldır benim başkanlığımda böyle bir istismar da bulunmayacağımı herkes bilirler ama varsın olsun. Bundan sonra ne derseniz deyin. Siyasetçi arkadaşların işine yarayacaktır elbet.'
KESİKBAŞ'A GÖNDERME
AK Parti Grup Başkan Vekili Murat Özcan, Büyükşehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen'e 'URAYSİM hakkında ne düşünüyorsunuz' diye sordu.
Aslında Yılmaz Hoca düşüncesini geçmiş aylarda açık seçik söylemişti.
Herhalde Murat Özcan, Yılmaz Hoca'nın düşüncesinin değişip değişmediğini merak ediyordu.
Özcan'ın sorusuna Yılmaz Büyükerşen, 'Alpu ovası dahil tarım arazilerinde spekülasyon yaparak kendilerine yeni bir sanayi odası hevesinde olanları, kendilerine ait sanayi bölgesi kurmak isteyenleri gazetelerde görüyorum. Ben sesimi çıkarmamaya, herkesle iyi geçinmeye gayret ederim ama kırmızı noktayı vurdum mu sonu da getiririm' dedi.
Büyükerşen, bu sözlerle 'Alpu'da URAYSİM'in yanına Raylı Sistemler Organize Sanayi Bölgesi kurulmalı' düşüncesini her platformda paylaşan Sanayi Odası Başkanı Celalettin Kesikbaş'a da gönderme yaptı.
Bakalım Kesikbaş, Yılmaz Hoca'nın bu sözlerine üzerine cevap verecek mi?
Yoksa susmayı mı tercih edecek?
* * *
ESKİŞEHİR'DE EN ÇOK KADIN İSTİHDAMI SARAR'DA
Organize Sanayi Bölgesi'nde Sarar ve CCS Giyim Fabrikalarındaki çalışanların yüzde 95'i kadın.
Eskişehir'de en çok kadın istihdam eden Sarar ve CCS giyim fabrikaları. Bu da Sarar kardeşlerin 'kadın istihdamına' ne kadar önem verdiklerinin açık bir göstergesi.
Keşke Organize Sanayi Bölgesi'ndeki diğer fabrikalarda da kadın çalışan sayısı çok olsa…
Bırakın çok olmayı 3/1 kadın olsa Eskişehir'de iş arayanların kadınların büyük çoğunluğu iş imkanına kavuşmuş olurdu.
Şu da bir gerçek…
Organize Sanayi Bölgesi'ndeki fabrikaların çoğu ağır işler üretiyor.
Veya daha teknik eleman çalıştırıyor.
Ağır işlerin çoğunu kadınların yapması zor…
* * *
CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü'nde Eskişehir'de çalışanlarının yüzde 95'i kadın olan Sarar Fabrikası'nı ziyaret etmiş.
Sarar Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Cemalettin Sarar ile birlikte fabrikayı gezerek kadın işçilerin gününü kutlamış.
GURUR DUYUYORUZ
Çakırözer, fabrikanın kadın emekçilerine kentte kattıkları değer için teşekkür etmiş. Sarar'ın kadın emekçilerine teşekkür ederek, 'Şehrimiz üretim ve ekonomisine katkı sağlayan kadınlarımızla gurur duyuyoruz. Üretime kadın eli değdiğinde başarının nasıl geldiğinin en güzel örneklerinden biri burası. Kadınların evde, işte, fabrikada her alanda verdiği özverili emekler yılın bir gününde değil tamamında kutlanmaya ve saygıya değer' demiş.
* * *
CHP Milletvekili Utku Çakırözer, çalışan kadınları 'Dünya Kadınlar gününde' ziyaret ederek jest yapmış.
Bu ziyaretle kadınlara ne kadar değer verdiğini göstermiş.
Kendisini kutluyorum.
* * * *
MUTLULUĞUNUZ SONSUZ OLSUN
ESGROUP bünyesinde yer alan Yenigün Gazetesi'nin Spor Muhabiri Semih Akdemir, Nazan Ay ile birlikte bir ömür mutluluğa 'Evet' dediler.
Bu evliliğin ilk adımı çoktan atılmış ve nikah işlemlerine de çoktan başlanmıştı.
Ancak dünyayı kasıp kavuran pandemi nedeniyle yasakların gelmesi, nikahların ertelenmesi, düğün salonlarının geçici süreyle kapatılmasıyla gecikmeli olarak gerçekleşti.
Nazan Ay-Semih Akdemir çiftine sonsuz mutluluklar diliyorum.
* * *
Paraya gereksiniminiz yokmuş gibi çalışın
İskoçya'da yoksul mu yoksul bir çift yaşardı. Fleming'di adı. Günlerden bir gün tarlada çalışırken bir çat diye bir ses duydu.
Hemen sesin geldiği yere koştu. Bir de baktı ki beline kadar bataklığa batmış bir çocuk, kurtulmak için çırpınıp duruyor.
Çocukcağız bir yandan da avazı çıktığı kadar bağırıyordu.
Çiftçi çocuğu bataklıktan çıkardı ve acı bir ölümden kurtardı.
Ertesi gün Fleming'in evinin önüne gelen gösterişli arabadan şık giyimli bir aristokrat indi. Çiftçinin kurtardığı çocuğun babası olarak tanıttı kendini.
Oğlumu kurtardınız, size bunun karşılığını vermek istiyorum'' dedi.
Yoksul ve onurlu Fleming ; ''Kabul edemem!'' diyerek ödülü geri çevirdi.
Tam bu sırada kapıdan çiftçinin küçük oğlu göründü.
''Bu senin oğlun mu?'' diye sordu aristokrat.
Çiftçi gururla ''Evet!'' dedi.
Aristokrat devam etti; ''Gel seninle bir anlaşma yapalım. Oğlunu bana ver iyi bir eğitim almasını sağlayayım. Eğer karakteri babasına benziyorsa ilerde gurur duyacağın bir kişi olur.''
Bu konuşmalar sonunda Fleming'in oğlu aristokratın desteğinde eğitim gördü. Aradan yıllar geçti.
Çiftçi Fleming'in oğlu Londra'daki St. Mary's Hospital Tıp Fakültesi'nden mezun oldu ve tüm dünyaya adını penisilini bulan Sir Alexander Fleming olarak duyurdu.
Bir süre sonra aristokratın oğlu zatürreeye yakalandı.
Onu ne mi kurtardı?
Penisilin!
Aristokratın adı : Lord Randolp Churchill' di...
Oğlunun adı ise : Sir Winston Churchill.
Kurtaran doktor : Çiftçinin oğlu Sir Alexander Fleming.
* * * * *
Paraya gereksiniminiz yokmuş gibi çalışın.
Hiç acı çekmemiş gibi sevin.
Hiçbir şey beklemeden verin.
Karşılığını mutlaka bir gün alırsınız…
(alıntı)
* * *