YTÜ Doktora Araştırmacısı Raziye Peker: "Güvenli koşullar sağlandığında bisiklet kullanımı düşündüğümüzden çok daha fazla artabilir."
Türkiye'de bisikletli ulaşım denildiğinde en sık duyulan cümlelerden biri şu: "İnsanlar zaten bisiklete binmek istemiyor."
Yıldız Teknik Üniversitesi Ulaştırma Programı doktora öğrencisi Raziye Peker ise yürüttüğü bilimsel araştırmalarla bu algının doğru olmadığını söylüyor.
Yıldız Teknik Üniversitesi'nden Doç. Dr. Mustafa Sinan Yardım ile Eskişehir Osmangazi Üniversitesi'nden Dr. Öğr. Üyesi Kadir Berkhan Akalın danışmanlığında doktora çalışmasını sürdüren Peker, İstanbul, Eskişehir, Kütahya ve Bayburt'taki üniversite öğrencilerinin ulaşım tercihlerini inceliyor.
Araştırmanın en dikkat çekici sonucu ise şu:
«Sorun insanların bisiklete binmek istememesi değil; güvenli ve kesintisiz koşulların sunulmaması.»
"Gizli bir bisiklet talebi var"
Peker'e göre üniversite öğrencileri arasında bisiklete yönelik önemli bir "gizli talep" bulunuyor.
"İnsanlar bisiklet kullanmak istiyor ancak güvenlik kaygıları, kesintili bisiklet yolları, park alanlarının yetersizliği ve altyapı eksikleri nedeniyle bundan vazgeçiyor."
Araştırmanın ön bulguları, bugün yaklaşık %8 seviyesinde olan bisiklet kullanımının uygun koşullar sağlandığında çok daha yüksek oranlara ulaşabileceğini gösteriyor.
Paylaşımlı bisiklet de etkili
Araştırmada farklı senaryolar da incelenmiş.
Öğrencilerin kendi bisikletlerine sahip olması durumunda kullanım oranının %40'lara kadar çıkabileceği öngörülüyor.
Paylaşımlı bisiklet sistemlerinin kurulması hâlinde ise bu oranın %20'lere ulaşabileceği tahmin ediliyor.
Peker'e göre bu sonuç, güvenli altyapı ile birlikte hem bireysel bisiklet sahipliğinin hem de paylaşımlı bisiklet sistemlerinin desteklenmesi gerektiğini ortaya koyuyor.
Eskişehir Büyük Bir Avantaja Sahip
Eskişehir'in bisikletli ulaşım açısından Türkiye'nin en şanslı kentlerinden biri olduğunu söyleyen Peker, düz topoğrafya, güçlü tramvay ağı ve genç nüfusun önemli avantajlar sunduğunu belirtiyor.
Ancak bu potansiyelin henüz tam olarak değerlendirilemediğini düşünüyor.
Bisiklet yollarının tramvay ve otobüs sistemiyle daha güçlü biçimde bütünleştirilmesi gerektiğini vurgulayan Peker, özellikle "ilk ve son kilometre" bağlantılarının önemine dikkat çekiyor.
Kadınların güvenlik algısı belirleyici
Araştırmanın dikkat çekici sonuçlarından biri de kadın öğrencilerin ulaşım tercihleri.
Peker'e göre kadınların bisiklet ve yürüme tercihlerini belirleyen en önemli unsur istek değil, güvenlik algısı.
Yetersiz aydınlatma, ıssız güzergâhlar ve çevresel güvenlik sorunları aktif ulaşımı doğrudan etkiliyor.
Bu nedenle kentlerin en kırılgan kullanıcılar dikkate alınarak planlanması gerektiğini ifade ediyor.
Bilim belediyeye yol gösterebilir
Raziye Peker'e göre üniversitelerde üretilen bilimsel modeller yalnızca akademik yayın olarak kalmamalı.
Yerel yönetimlerin hangi caddeye bisiklet yolu yapılırsa daha fazla kullanılacağını, hangi yatırımların daha etkili olacağını bilimsel verilerle önceden öngörmesi mümkün.
Böylece milyonlarca liralık ulaşım yatırımları çok daha doğru planlanabilir.
Bisiklet iklim eylemidir
Röportajın sonunda gençlere ve Eskişehirlilere de seslenen Peker, bisikletin yalnızca bir spor aracı olmadığını hatırlatıyor:
"Bisiklet, kentlerimizi hava kirliliğinden, trafik sıkışıklığından ve gürültüden arındıracak en güçlü iklim eylemi araçlarından biridir. Eskişehir bu dönüşüme öncülük edebilecek en elverişli kentlerden biridir."
Ve belki de araştırmanın en önemli sonucu şu cümlede özetleniyor:
"İnsanlar bisiklete binmek istemiyor" düşüncesi doğru değil. Doğru altyapı ve güvenli koşullar sağlandığında, bisiklet kullanımı düşündüğümüzden çok daha büyük bir potansiyele sahip.