İlimizi ilgilendiren önemli konularda Sivil Toplum Kuruluşları (STK) Yöneticilerinin yaptıkları eylem ve açıklamalarında 'çifte standart' davrandıklarını çok görüyoruz.

ŞAŞI BAKIYORLAR
CHP'ye yakın STK'lar ile iktidara yakın STK'lar kent gündemini ilgilendiren konularda, yapılan yanlışlarda 'adamına göre' tavır alıyor. Bazı STK yöneticileri etkinlikleri için ücretsiz davetiye, broşür bastırılması, 'kendilerine salon verilmesi' adına belediyelerin güdümünde hareket ediyor. Bundan dolayı merkezi yönetime karşı verdikleri tepkiyi, belediyelerin yaptıklarına vermiyor. Ya da veremiyor. İktidar partisi güdümündeki STK'larda Belediyelerin yaptığı olumlu işlere şaşı bakıyor. 'İktidara yaranmak' adına kent adına yapılan güzel işlere destek olmuyorlar.

BAĞIMSIZ DEĞİLLER
İlimizde iki Kent Konseyi var. Kent Konseylerinin kuruluş amaçları şöyle anlatılıyor; 'Kent yaşamında, kent vizyonunun ve hemşehrilik bilincinin geliştirilmesi, kentin hak ve hukukunun korunması, sürdürülebilir kalkınma, çevreye duyarlılık, sosyal yardımlaşma ve dayanışma, saydamlık, hesap sorma ve hesap verme, katılım, yönetişim ve yerinden yönetim ilkelerini hayata geçirmek. Merkezi yönetimin, yerel yönetimin, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının ve sivil toplumun ortaklık anlayışıyla, hemşehrilik hukuku çerçevesinde buluştuğu; kentin kalkınma önceliklerinin, sorunlarının, vizyonlarının sürdürülebilir kalkınma ilkeleri temelinde belirlendiği, tartışıldığı, çözümlerin geliştirildiği ortak aklın ve uzmanlaşmanın esas olduğu demokratik yapılar ile yönetişim mekanizmalarını ifade eder.' Hem Eskişehir Kent Konseyi hem de Odunpazarı Kent Konseyi ilimizde gerçekten güzel çalışma ve etkinlere imza atıyor. Bu konularda gerçekten büyük emek harcıyorlar. Ancak belediyelerden bağımsız hareket edemiyorlar. Yılmaz Büyükerşen'in istemediği Eskişehir Kent Konseyi, Kazım Kurt'un istemediği Odunpazarı Kent Konseyi Başkanı olamaz.

OBJEKTİF OLAMIYORLAR
Çünkü aslında bağımsız olması gereken her iki konseyin tüm ekonomik ihtiyaçları belediyeler tarafından karşılanıyor. Konseylerde çalışan personelin maaşlarını belediyeler ödüyor. Çayından, şekerinden, kullanılan kırtasiyeye kadar tüm masraflar belediyeler tarafından karşılanıyor. Kent Konseylerinin başkanlarından birisi Belediye Meclis Üyesi, diğeri de Belediye çalışanı. Bundan dolayı her iki Konsey'de merkezi yönetimin yaptığı bazı uygulamalar ve hatalı yatırımlar karşısında 'Aslan kesilirken', belediyelerin bunların benzerlerin yaptıklarında 'sessiz' kalıyorlar. 'Kentin Hak Hukukunun Korunması, Kentin Kalkınma Öncelikleri, Yaşanan Sorunlara Bakış, Saydamlık, Şeffaflık, Hesap Sorma, Hesap Verme, Katılım, Yönetişim, Öncelikler, Çevreye Duyarlılık' konularına Büyükerşen ve Kurt'un gözüyle bakıyorlar. Objektif olamıyorlar. Bundan dolayı da olaylara taraflı baktıkları için kamuoyu oluşturmada başarılı olamıyorlar. İnandırıcılıklarını her geçen gün yitiriyorlar. Bu durum sadece Eskişehir'e özel değil. Türkiye'nin değişik illerindeki Kent Konseylerinde de aynı hastalık var. Kent Konseyleri belediyelerin güdümünden kurtulmadan kentlerde istenilen etkiyi yapamaz. Kuruluş amaçlarına uygun şekilde hareket edemez. Kent Konseyleri konusunda Türkiye genelinde yeniden bir düzenleme yapılmalıdır...

******

BUNU ASLA YAPMAZ(!)

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu önceki grup toplantısında Erdoğan'ın yakın akrabaları ve çevresinden bazı kişilerin Man Adası devletinde kurdukları bir şirkete büyük miktarlarda para aktardığını söylemiş. Erdoğan'ın avukatı da Kılıçdaroğlu'nun elindeki belgelerin sahte olduğunu belirtmiş. Bu olay Türkiye'de gündem oldu. Bugün siz okurlarım için son günlerde Türkiye siyasi kulislerinde en çok dillendirilen fıkrayı köşeme aldım. Üç kadına anket yapıyorlar. Kadınlara, 'Kocanızı başka bir kadınla yatakta sevişirken yakalasanız ne yapardınız?' diye soruyorlar. Birinci kadın; 'Öldürürdüm' diyor. İkinci kadın; 'Niye elimi kana bulayım. Boşanırdım' diye görüş belirtiyor. Üçüncü kadın ise bu soruya; 'Benim kocam bunu asla yapmaz' yanıtı veriyor.

******

YAĞCIOĞLU İDDİALI KONUŞTU

Egemen Yağcıoğlu'nu yıllardır tanırım. CHP Gençlik Kolları'nda çalışkanlığı, insancıl kişiliğiyle hep öne çıkan bir isim. Yılmadan usanmadan CHP'nin başarılı olması için büyük gayret gösterdi. Yağcıoğlu, CHP İl Gençlik Kolları Başkan adayı oldu. Seçimlere iddialı şekilde hazırlanıyor. Kendisiyle geçtiğimiz günlerde karşılaştım. 'Çalışmalar nasıl gidiyor?' diye sordum. O da iyi gittiğini söyleyerek; 'Ekibimle birlikte herkesi kucaklayacağız. Parti gençliğimize yakışır çok güzel projelerimiz var. Seçimi kazandıktan sonra sıkmadık el, çalmadık kapı bırakmayacağız. Eskişehir'de CHP Gençliğinin şahlanışını kesinlikle sağlayacağız. Yerel ve genel seçimlerde CHP'yi Eskişehir'de birinci parti yapacağız. Mustafa Kemal Atatürk'e yakışır ve onun devrimlerini canımız pahasına savunacak bir kararlılıkta Gençlik Kolu Yönetimini oluşturacağız' dedi. Sempatik ve efendi kişiliğiyle partide sevilen Yağcıoğlu'na çıktığı yolda başarılar diliyorum...

******

NOSTALJİ

SPOR VE SİYASETTE HEP ÖRNEK OLDU​


Yıl 1988. 29 yıl önce SHP İl Başkanı merhum Niyazi Önal, parti yöneticisi Azmi Kerman ile birlikte. Avukat Niyazi Önal 1973-1977 yılları arasında CHP Eskişehir Milletvekilliği yaptı. 1965 yılında Eskişehirspor'u kuran 10 kişiden biriydi. Türk Futbolunda Anadolu Devrimini yapan Eskişehirspor'a büyük hizmetleri oldu. Parti ilkelerine bağlı, dürüst bir insandı. Önal, kaliteli ve saygın kişiliğiyle bugün gençlere hep örnek gösterilen ve rahmetle anılan büyük bir şahsiyettir Önal'a Allah'tan rahmet diliyorum. 29 yıl öncesinin SHP'nin genç Parti Yöneticisi Azmi Kerman bugünde demokrasi ve siyaset mücadelesini hem ADD'de, hem de CHP'de devam ediyor. Demokrasiye bağlılığı, yılmaz Cumhuriyet savunuculuğuyla takdir topluyor. Kolayı seçmeyerek, hep 'Rüzgara karşı' yürüyor...

FOTO ŞAKA

CHP Tepebaşı İlçe Başkanı Atilay Dalgıç:
Yalçıncığım çok adil bir seçim yaptık değil mi?
CHP Tepebaşı İlçe Başkan Adayı Yalçın Komşu: Evet Atilaycığım belediye ve parti imkanlarını kullanarak seçimin eşit şartlarda adil geçmesini sağladın(!) Bunu yapmasaydın ben mazallah daha az oy alırdım(!)

******

FIKRA

ÇAPKINLARA


John isten çıkmadan önce karısını evden arar;
Tatlım, patron bir kaç arkadaşıyla beraber komsu eyaletteki büyük gölde balık avlamaya gidecek, benimde gelmemi istiyor.
Bu hafta sonunu orada geçireceğiz. Bu benim terfi almam için iyi bir fırsat. Benim için yeteri kadar giysi ve olta takım çantamı hazırlarmısın?
Direk ofisten çıkacağız ve geçerken evden çantaları alırım. Ha, yeni ipek mavi pijamamı da koymayı unutma.
Karısı biraz işkillenir. Fakat kocasının istediklerini yapar. Hafta başında adam eve gelir, biraz yorgundur ama iyi gözükmektedir.
Karısı onu karşılar ve çok balık tutup tutmadığını sorar.
John: Ha, evet epey balık tuttuk . Fakat sana söylediğim pijamayı çantaya koymamışsın.
Karısı: Koymuştum. Ama balık olta takım çantasına koymuştum.!!!