Ülke olarak Manisa Soma'da yaşanan maden faciasından gelen kara habere ağlıyoruz. Acımız büyük…
YÜREKLERİ YAKIYOR
Bu elim faciada, Şair Orhan Veli Kanık'ın `Yüz karası değil kömür karası, böyle kazanılır ekmek parası' dizeleriyle anlattığı ve yerin binlerce metre altında zehir soluyarak, evine, çocuğuna ekmek götüren 238 yiğit maden işçisi yaşamını yitirdi. Bu yazıyı büyük bir üzüntüyle kaleme aldığım sırada ölü sayısı 238 idi. 80 kişinin yaralı kurtulduğu öğrenildi. Ölü sayısının daha da artmasından korkuluyor. Yerin 2 kilometre altında mahsur kalan yüzlerce işçinin akibeti yürekleri yakıyor.
ÇİZMELERİ
ÇIKARAYIM MI?
Madenci yakınları gözyaşları içerisinde umut bekleyişlerini sürdürürken, bir mucize için Allah'a dua ediyorlar. Kanal D Soma'daki maden faciasından yaralı kurtulan bir işçinin ambulansa bindirilirken hemşireye 'çizmelerimi çıkarayım mı?' diye sormasını ekranlara getirdi. Televizyonda yaralı işçinin bu sözlerini izleyenleri gözyaşlarına boğuldu.
UTANÇ TABLOSU
12 Mayıs Pazartesi günü Görünüm'de 'Kaza, Kader Denilerek İşlenilen Cinayetler' adlı yazımda ülkemizdeki iş kazalarının artık cinayete dönüştüğünü ifade etmiştim. Yazımda şu ifadeleri kullanmıştım; 'Ülkemizde, her altı dakikada bir iş kazası meydana gelmekte, Her iki buçuk saatte bir çalışan sakat kalmakta Her altı saatte de bir çalışan ölmektedir. ILO verilerine göre ülkemizde ölümlü iş kazası oranı İngiltere'den 15 kat daha fazladır. Ölümlerin yüzde 98'inin önlenebilir iş kazaları olmasına rağmen, insan kayıplarının yaşanması ülke adına utanç tablosunu oluşturuyor. Türkiye Cumhuriyeti İş kazaları sıralamasında Avrupa'da birinci, dünyada ise üçüncü sırada.
ENGELLER KALKMALI
Sanayi üretimiyle Batı'yla yarışan Türkiye sendikacılıkta çoğu Afrika ülkelerinin bile gerisinde kalmış durumda. Sendika olmadığı için işverenler işçi taleplerini dikkate almıyor. Onları iş güvencesiz çalışma ortamlarına itiyor. Sendikalaşmanın önündeki engeller kalkarsa, iş kazalarında büyük düşüş yaşanır. Bu konuda Türk-İŞ, DİSK ve Hak-İş ortak paydada bir araya gelmeli. Artık tatlı su sendikacılığını bırakarak, üretimden gelen güçlerini kullanmalıdırlar.
'HAK VERİLMEZ, ALINIR'
Güç ve mücadelelerini ortaya koyarak, ilk önce sendikaya üye oldukları için işçilerin ertesi gün kapının önüne konmasını engelleyecek düzenlemeleri yaptırmalıdırlar. Sonra da 'Hak verilmez, alınır' söylevini hayata geçirerek tüm işyerlerinde örgütlenmelidirler. Özel sektörde sendikasız işçi bırakmamalıdırlar. Türkiye'de 'Kaza', 'kader' denilerek işlenen cinayetlere artık son verilmelidir. Türkiye bu utançtan kurtulmalıdır.
DENETİMSİZLİK
Yıllardır bu konuda alınan önlemler, denetimsizlik ve kayırmacılık nedeniyle yetersiz kalıyor. Ülkeyi yönetenler iş kazalarını 'kader' olarak görüyor. Bu işin üzerine tam anlamıyla gitmiyor. Sendikasızlaşma, taşeronlaşma almış başına gitmiş. İnsanlar kayıtdışı sosyal güvencesiz çalışma ortamlarına itilmiş durumda. İş öyle içinden çıkılmaz bir hal aldı ki; birilerinin kaza ve kader dediği iş kazaları artık adeta cinayete dönüştü. İnsanlar göz göre göre ölüyor.'
İNSAN HAYATI BU
KADAR UCUZ MU?
Bu yazımdan iki gün sonra Manisa'nın Soma ilçesinde tüm Türkiye'nin ağladığı maden faciası meydana geldi. Türkiye'de 1941 yılından beri, yangın, grizu patlaması, göçük gibi nedenlerden dolayı 100 binden fazla işçi yaralanırken, 3 binden fazla işçi de yaşamını yitirdi. 1983 yılında Zonguldak'ın Armutçuk beldesinde meydana gelen bir taş kömürü ocağındaki grizu faciasında 103 işçi hayatını kaybetti. 1992 yılında da Türk madencilik tarihinin en büyük felaketlerinden biri Zonguldak Kozlu ilçesinde yaşandı. Kozlu ilçesindeki taş kömürü ocağında meydana gelen zincirleme patlamalarda, 250 madenci yaşamını yitirdi. 17 Mayıs 2010 tarihinde Zonguldak'ın Kilimli beldesindeki bir kömür ocağında meydana gelen kazada ise 30 işçi yaşamını yitirmişti. Yerin 540 metre altında meydana gelen grizu patlamasında meydana gelen kazada göçük altında kalan iki işçinin cesedine de kazadan 8 ay sonra ulaşılabildi. Bu can kayıplarına rağmen neden yeterli önlem alınmıyor? Türkiye'de insan hayatı bu kadar ucuz mu?
EN GÜVENLİSİ BUYMUŞ
Enerji Bakanı Taner Yıldız Türkiye'yi yasa boğan Manisa - Soma'daki maden faciasının olduğu işletmenin başka bir ocağını 9 ay önce açılışını yapmıştı. Bakan Yıldız, açılışta iş sağlığı ve iş güvenliğini birinci sırada tuttukları için maden ocağından övgüyle bahsetmiş. Yüzlerce işçiye mezar olan maden ocağının Türkiye'nin en güvenli ocaklarından biri olduğu iddia ediliyor. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada 2012'den bu yana ocakta yapılan denetimlerde mevzuata aykırı bir duruma rastlanmadığını bildirildi. Açıklamada, işyerinde Bakanlık müfettişlerince 2012 yılında 2 kez, 2013 yılında 2 kez ve son olarak da 13-14, 17-18 Mart 2014'te iş sağlığı ve güvenliği yönünden teftiş yapıldığı belirtilerek mevzuata aykırı bir durumun görülmediği ifade edildi. Eğer en güvenli maden buysa, diğer ocaklardaki işçiler Allah'a emanet mi çalıştırılıyor?
CHP'NİN ÖNERGESİ
REDEDİLMİŞ
Cumhuriyet Halk Partisi'nin 23 Ekim 2013 tarihinde Meclis Başkanlığı'na sunduğu Soma'daki iş kazaları ilişkin Meclis Araştırma Önergesi 29 Nisan 2014'te iktidar milletvekilleri tarafından reddedildi. Önergeyi hazırlayanlardan CHP Manisa milletvekili Özgür Özel, 'Her ay üç ayda bir ölümlü ve yaralamalı kazalar oluyor. Onlarca cezaya rağmen bunlar önlenemiyor. Her gün işçi hayatının tehdit altında olduğuyla ilgili ihbarlar alıyoruz. Bu kadar ağır bedel ödedikten sonra olmamalıydı. Meclis'in hatta Devlet Denetleme Kurulu'nun el koyması gerekiyor. Manisa milletvekilleri olarak bıktık madenci cenazesine gitmeye. Bu acıya ne bizim ne ailelerin yürekleri dayanmıyor' dedi.
MADEN İÇİNDE 70
NAAŞ DAHA VAR
Hayatı kaybeden işçi sayısının 350'ye yaklaştığı bilgisini veren Özel, 'Dünyanın sayılı, Türkiye'nin ise en büyük maden kazası ile karşı karşıyayız. Bizzat madende görev yapan yetkililerden aldığım resmi bilgiye göre ölü sayısı 350'ye yaklaştı' dedi. 205 işçiye ait naaşların bir soğuk hava deposunda tutulduğunu, maden içinde hazırlanmış 70 naaş daha bulunduğunu kaydeden Özel, 'Buna ek olarak cesedine ulaşılmış ancak tahliye edilmemiş 60–70 ceset daha var. Bu bilgileri verirken içim kan ağlıyor ancak gerçekler bunlar' diye konuştu.
ONBEŞ YAŞINDA
Devamlı denetim yapılan işyerinde 15 yaşında Kemal Yıldız adlı çocuğun göçükte mahsur kaldığı iddia edildi. Türkiye'nin yaşadığı en büyük maden faciasında ihmali olanlar ortaya çıkarılmalı. Artık sözün bittiği yerdeyiz. Kimse hikaye anlatmasın. Kurumlar birbirine topu atarak, kendilerini suçsuz çıkarmaya kalkmasın. Devleti yönetenler yaşananları 'kaza', 'kader' diyerek ihmalleri görmezden gelmesin. Devlet burada denetim görevini tam yapmış olsaydı, bu facia olmazdı. Burada ihmal varsa, birileri gerekenleri yapmalı. Soma'ya bugün gideceğini açıklayan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız istifa etmeyi düşünüyorlar mı? Bu faciada hayatını kaybeden işçilere Allah'tan rahmet, aileleri, yakınları, işçi arkadaşları, Soma'ya ve Türkiye'ye başsağlığı ile sabır diliyorum.
***
Mihalgazi Belediye Başkanı Zeynep Akgün: Bakanım size çok kızdım. Mihalgazi'ye Sarıcakaya üzerinden değil, Eskişehir'den gelmeliydiniz.
Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı: Bayan Belediye Başkanını bu kadar bekletirsen, fırçayı böyle yersin.