Geçen hafta Büyükşehir Belediyesi İklim Politikası Hazırlık Çalıştayı gerçekleştirildi.

Adı özellikle dikkat çekici. Belediyenin bir politika metnini masa başında değil; katılımcı, çok sesli ve birlikte düşünerek oluşturma niyetini açıkça ortaya koyuyor. Hakkını teslim etmek gerek.

Ben de Bisikletli Ulaşımı Geliştirme Derneği adına sürdürülebilir ulaşım oturumuna katıldım.

GÖZLEMLERİM:

● Oturuma yaklaşık 55–60 kişi katıldı. Her masada ortalama 8–10 kişi yer aldı. Benim bulunduğum masada ise 6 kişiydik.

● İlk dikkatimi çeken nokta katılım yapısı oldu. Bizim masada, benim dışımda sivil toplumdan katılımcı yoktu.

Bu durum bende bir soru oluşturdu:

Genel tabloda sivil toplumun temsili ne durumdaydı? Masamızın çıktısını sunarken bu soruyu tüm katılımcılara yönelttim. Yaklaşık 6–7 kişi sivil toplum adına orada bulunduğunu belirtti.

Benzer bir soruyu da ulaşım tercihleri üzerinden sordum: “Günlük ulaşımda ilk tercihi bisiklet olan kaç kişi var?” Yine yaklaşık 6–7 kişi el kaldırdı.

Çalıştayın en önemli eksiklerinden biri bu, bisikletli ulaşımı gerçekten tercih eden kullanıcıların ve onları temsil eden sivil yapıların yeterince masada olmamasıydı.

Bu noktada ister istemez aklıma, geçtiğimiz yıl boyunca önemli çalışmalar yapan ancak devam edemeyen Eskişehir Bisikletli Ulaşım Platformu (EsBUP) geldi. Böylesi bir yapının eksikliği, tam da bu tür süreçlerde kendini hissettiriyor.

MASALARDA NELER KONUŞULDU?

Çalıştayda her masa farklı bir ulaşım türüne odaklandı:

● Yaya ulaşımı

● Otomobil kullanımı

● Toplu taşıma

● Bisikletli ulaşım

Tüm masalar değerli katkılar sunuldu. Kurum temsilcileri sahadan ve teknik birikimlerinden önemli bilgiler paylaştı. Benim için de öğretici bir süreç oldu.

Bisiklet Başlığında Öne Çıkanlar:

1. Kentte ulaşım genel olarak güvensiz. Trafik kazası tehdidinden en çok etkilenenler yayalar ve bisikletliler. Bu noktada bölünmüş (korunaklı) bisiklet yollarının önemi özellikle vurgulandı.

2. Bisiklet yollarının parçalı değil, kent genelinde birbirine bağlı bir sistem olarak planlanması gerektiği ifade edildi.

Öncelikle ihtiyaç olan hatlar:

○ Tepebaşı – kent merkezi hattı

○ Eczacılık geçidi – çevre yolu üst geçidi bağlantısı

○ Batıkent – kent merkezi hattı

○ Emek – 71 Evler – kent merkezi hattı

3. Kent yöneticilerinin, başta belediye başkanı olmak üzere, bisikleti bir ulaşım tercihi olarak bizzat kullanarak örnek olması

4. Kent genelinde otomobil hızlarının düşürülmesi ile risklerin azaltılması

5. Tramvay ile bisiklet entegrasyonu (özellikle Osmangazi- Çankaya ve Sultandere hatlarında)

6. Kent merkezinde daha fazla cadde ve sokağın yayalaştırılması

7. Belediyenin organize edeceği mobil bisiklet tamir aracı ile mahalle mahalle hizmet verilmesi.

8. Osmangazi Üniversitesi’nden bir akademisyenin, öğrencilerin ulaşım alışkanlıklarını inceleyen bir çalışma yürüttüklerini paylaşması oldukça sevindiriciydi. Gerçek çok basit: Ölçemediğin şeyi yönetemezsin.

○ Kimler bisiklet kullanıyor?

○ Kimler neden kullanmıyor?

○ Hangi yaş grubu, hangi güzergâh, hangi saat?

Bu soruların yanıtı olmadan üretilecek politikalar eksik kalır.

MESELENİN ÖZÜ

Bu çalıştay önemliydi.

Doğru bir niyetle, doğru bir yöntemle başlatıldı.

Ancak ortaya çıkan tablo bize şunu gösteriyor:

● Katılım var, ama temsil sınırlı.

● Başlıklar doğru, ama bazı sesler hâlâ zayıf.

● Sürdürülebilir ulaşım konuşulurken, o ulaşımı her gün deneyimleyenlerin daha güçlü şekilde sürece dahil olması gerekiyor.

Çalıştayın başında da sonunda da sordum:

Bu sürecin bir raporu yayınlanacak mı?

Doğrusu merak ediyorum.

Çünkü bu yazı, biraz da kişisel bir “çalıştay raporu” oldu.

Asıl raporda neleri göreceğimizi ise hep birlikte göreceğiz.