Her işin bir zorluğu var elbet…
Ama bazılarının daha çok…
Onlardan bir tanesi de gazetecilik…
Özellikle de asayiş haberleri üzerine çalışıyorsanız…
Önceki gün arkadaşımız Ali Furkan Çetiner’in, saat fark etmeksizin mesleğini icra etmeye çalıştığısırada karşılaştığı tablo, gazetecilik yapmanın hiç de kolay olmadığını bir kez daha gözler önüne serdi.
Emniyet Müdürlüğü Trafik Denetleme Şube Müdürlüğü ekiplerince gerçekleştirilen denetimlerde durdurulan araçların içinde bulunan B.B.’nin 2.25 promil, Z.D.’nin ise 1.00 promil alkollü olduğu ortaya çıkıyor.
Çetiner de en doğal hakkı olan, kamusal alanda ve haber değeri taşıyan bu anı görüntülemek istiyor ve görüntülüyor.
Buna karşılık 2 sürücü görüntü alan muhabirlerin üzerine yürüyor ve “Sen benim kim olduğumu biliyor musun?” sorusunu yöneltiyor!
Çirkin saldırı bununla da bitmiyor.
“Seni öldürürüm”,“Yüzüne yumruk yemek istemiyorsan kamerayı kapat” gibi cümleler sarf ederek tehditlerini savurmaya devam ediyorlar…
Polis ekiplerinin uyarılarına da aldırış etmeyen alkollü sürücüler, gittikçe dozu artırırken muhabirler olay yerinden ayrılıyor ve sürücülere 25 bin TL para cezası uygulanıyor, ehliyetlerine de 6 ay boyunca el konuluyor…
Sahada ne zaman neyle karşılaşacağınız hiç belli olmuyor.
Yaşananlar ne ilk ne de son…
Çok yakın bir zamanda aynı şekilde yine tehdit edilmişti Ali Furkan…
Ve tabii ki yalnız değil…
Gazeteciler, Anayasa'nın güvence altına aldığı basın özgürlüğü kapsamında kamu adına görevini yapar.
Haber değeri taşıyan olayları görüntülemeleri hukuki koruma altındadır…
Bu nedenle görevini yapan bir basın mensubuna yönelik tehdit, hakaret veya fiziki müdahale hem muhabire hem de kamuoyunun haber alma hakkına yönelmiş bir saldırı niteliği taşır…
Peki bunun bir karşılığı var mı?
Esas tartışılması gereken nokta da bu…
Bugün Türkiye'de basın özgürlüğü sık sık tartışma konusu olurken, gazeteciler hakkında verilen gözaltı ve tutuklama kararlarının neredeyse olağan bir durum gibi karşılanmaya başlanması düşündürücü…
Bunun yanında sahada çalışan muhabirler de her gün farklı risklerle karşı karşıya…
Kimi zaman bir protestoda, kimi zaman bir yangında, kimi zaman da sıradan bir trafik uygulamasında...
Kamerasını doğrulttuğu anda hakaretlere uğruyor, tehdit ediliyor, hatta bazen de şiddete maruz kalıyor…
Ve gazeteciye yapılan bu muamelelerin cezai bir yaptırımı olmuyor…
Gazeteciyi korumak toplumun haber alma hakkını korumaktır…
Bu anlayış yerleşmediği sürece benzer görüntüleri izlemeyeve “Bir gazeteci daha görevini yaparken saldırıya uğradı” haberlerini yazmaya devam edeceğiz.
Asıl üzücü olan ise buna şaşırmayı çoktan bırakmış olmamız…