CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu önceki gün 1 Haziran'da Belediye Başkanlık seçimi yapılacak olan Mahmudiye'ye giderek halka seslendi.

KARDEŞ BELEDİYE
BULACAK
Eskişehir'in şirin ilçesi olan Mahmudiye'ye 1976'da CHP Genel Başkanı Bülent Ecevit, 1986'da Sosyal Demokrat Halkçı Parti (SHP) Genel Başkanı Erdal İnönü gelmişti. Kılıçdaroğlu böylece Mahmudiye'ye üçüncü gelen sosyal demokrat Genel Başkan oldu. Kılıçdaroğlu konuşma yapmadan önce İshak Gündoğan ile sohbet etmiş. Kılıçdaroğlu, Gündoğan'a 'Mahmudiye seçimini kazanacağına inanıyorum. Seçim kazandıktan sonra yanıma geleceksin. Sana Türkiye'den kardeş belediye bulucağım. Belediyenin makine parkını yenileteceğim. Zaten şanslısın. Arkanda Yılmaz Hoca gibi bir değer var. Onun desteğiyle Mahmudiye'yi daha da güzelleştirip, kalkındıracaksın' demiş.

HALK SEÇİMİNİ YAPTI
Kılıçdaroğlu halka hitaben yaptığı konuşmada, demokrasilerde seçimin önemli olduğunu ve 30 Mart seçimlerinde Mahmudiye halkının seçimini yaptığını vurguladı. Kılıçdaroğlu konuşmasında şunları söyledi; 'Mahmudiye Halkı İshak Gündoğan'ı belediye başkanı olarak seçti. O da mazbatasını aldı ve koltuğuna oturdu. Ama sonra dediler ki, 'Hayır, burada başka şeyler var. O koltuktan in, seçimi yenileyeceğiz.' Eğer siz bir başkanı koltuğa oturtursanız artık, onun arkasında durmak zorundasınız. Elbirliğiyle gönül gönüle, onu yeniden belediye başkanı koltuğuna oturtacağız. Ben buna inanıyorum. O bir halk adamı, sizden birisi. Hizmet etmek istiyor. Daha iyi hizmet sunmak istiyor. Buraya, Yılmaz Büyükerşen hocamız da geldi. Beraber ele ele, gönül gönüle verecekler. Yeni bir Mahmudiye'yi yeniden meydana getirecekler. Yılmaz Büyükerşen, Eskişehir'i Cumhuriyet'in en önemli merkezlerinden birisi haline getirdi.

'ONU YENİDEN KOLTUĞA
OTURTACAĞIM' DİYECEK
Siz daha önce başkanınızı seçtiniz. Bir kez daha seçeceksiniz. Bir kez daha sandığa gideceksiniz. İnadına inadına oyunuzu vereceksiniz. 'Ben bunu seçtim' diyeceksiniz. Herkesin siyasi düşüncesine saygılıyım. Herkesin siyasi düşüncesi benim başımın üzerindedir. İnsansak başkasının düşüncesine saygı göstermek zorundayız. Hepimizi elimizi vicdanımızın üzerine koyup, 1 Haziran'da sandığa gedeceğiz. Mahmudiyeliler, 'Sen görevden alıyorsan, ben de yeniden koltuğa oturtacağım' diyecek. Çünkü demokrasilerde en büyük güç halkın kendisidir.'

*

MACERAPEREST DEDİKLERİ 170 İŞÇİ SAYESİNDE TÜRKİYE
GREVLİ TOPLU SÖZLEŞME HAKKINA SAHİP OLDU

DİSK Emekli-Sen Eskişehir Şube Başkanı Suat Başerener dün ziyaretimize geldi. Başerener, dünkü Görünüm'de yer alan 'Kaza', 'Kader' Denilerek İşlenen Cinayetler başlıklı köşe yazımı çok beğendiğini belirterek, 'İş Kazaları konusunda çok iyi analiz yapmışsınız. Duyarlılığınızdan dolayı size teşekkür ediyorum' dedi.

TEK MAL VARLIĞI AİLESİ
Kendisi ile çalışma yaşamı ve sorunları konusunda bol bol sohbet ettik. Yıllardır haksızlığa karşı dik duran Başerener, 'Benim hayatında mücadelem dışında bir tek tapulu malım olmadı. Ben çocuklarımın ve ülke insanının onurlu geleceği için mücadele ettim. Benim tek mal varlığım bir eşim, iki çocuğum ve bir torunumdur' diyerek, yaşam biçimini çok güzel şekilde özetledi.

İLK GAZ BOMBASI
Bir eğitimci olan ihtiyar delikanlı Başerener, Eskişehir'in değişik okullarında 26 yıl Fizik Öğretmeni olarak görev yaptı. Emek mücadelesine 40 yıl önce TÖB-DER'de (Tüm Öğretmenler Birleşme ve Dayanışma Derneği) başladı. TÖB-DER'in kapatılmasından sonra emek mücadelesini bırakmayan Başerener, Eğit-Sen ve Eğitim-Sen'de üye olarak hakkını aradı. İlk Gaz bombasını 4 Mart 1998'de Ankara Kızılay'da yedi. Hiç yılmadı, emek mücadelesinden vazgeçmedi.

ÜÇTE BİRİNİ
ÖRGÜTLESEK YETER
Emekli olduktan sonra da sendikacılığa devam etti. Çok yakın arkadaşları, 'Emeklinin sendikası mı olur?' serzenişlerine kulak tıkayan Başerener 16 Ekim 2006'da DİSK Emekli-Sen Eskişehir Şube Başkanı oldu. Türkiye'de 11 milyon emeklinin olduğunu söyleyen Başerener, 'Bu büyük bir kitle gücüdür. Türkiye'deki siyasi haritayı değiştirecek gücü olan emekliler, örgütlenmediği için, hakkını aramadığı için sefalet ücretine mahkum şekilde yaşıyor. Bizim şu anda 207 üyemiz var. Eskişehir'de 152 bin emekli olduğu söyleniyor. Bunların üç te biri örgütlü olsa, Eskişehir'de büyük ses getiririz' dedi.

MÜCADELE ETTİLER
YASAYI ÇIKARTTILAR
1961 Anayasası'nın Grev hakkı verdiğini ama 'Grev ve Toplu Sözleşmeli Sendika Yasası' olmadığı için uygulanmadığını kaydeden Başerener, '28 Ocak 1963'te İstanbul'da kablo üretiminde bulunan Kavel fabrikasında ikramiyelerini alamayan 170 işçi grev yaptı. Bu Türk-İş'e bağlı Maden-İş Sendikası'na üye 170 işçi büyük bir mücadele ve direniş gösterdi. O zamanki Türk-İş yöneticileri bu işçileri, 'Grev yasası yok. Yaptığınız maceraperestliktir' demişti. Dönemin Çalışma Bakanı merhum Bülent Ecevit, 'İkramiyenizi alamıyorsanız mahkemeye gidin. Grev yapmayı bırakın' demişti. İşçiler onları dinlemedi. Meşru ve fiili davranışlarını sürdürerek, 24 Temmuz 1963'te hükümeti Sendikalar ile Grev ve Lokavt Kanunlarını çıkarmak zorunda bıraktı. (Bugün o gün kazanılan hakların gerisindeyiz) Bu ülkede hiç kimse durup dururken emekçilere ve işçilere bir hak vermemiştir. Kavel'de olduğu gibi hak mücadeleyle alınmıştır. Biz emekliler olarak bunu örnek almalıyız. Örgütlenerek, bizlere sefaleti dayatanlardan hesap sormalıyız' dedi.

2 BİN LİRA
ASGARİ ÜCRET
Asgari ücretin 1374 TL, yoksulluk sınırının 3500 TL'nin üstünde olduğunu hatırlatan Başerener, 'Emeklilerin yüzde 90'ı yoksulluk yüzde 70'ide açlık sınırının altında. Sendika olarak 1 yıl önce Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik'e emekliler için hazırladığımız toplu sözleşme taslağını verdik. Biz hükümetten tüm emekliler için 2 bin lira asgari ücret istedik. Bu rakam emeklilerimizin kıdemi ve senesine göre artmasını istedik. Ramazan ve Kurban Bayramlarında birer ikramiye istedik, 1 ton kömür, yarım ton odun veya bunların karşılığında para verilmesini istedik. Emeklilere toplu taşıma araçlarında indirim yapılmasını istedik. İndirim olmadı. Ancak yasayla 65 yaş üstü tüm emeklilerimiz ücretsiz toplu taşıma araçlarından yararlanması sağlandı. 65 yaş üstü emeklilerimiz Devlet Demiryollarından yüzde 50 indirimli yolculuk edebiliyor' dedi.

SESLERİNİZİ DAHA
GÜÇLÜ DUYURUN
Memurlara promosyonların Başbakanlık Genelgesiyle verildiğini ifade eden Başerener, 'Emeklilere de aynı şekilde yapılabilirdi. Ancak Bakan Faruk Çelik, şov yapmak için 24 bankanın genel müdürüyle görüşme yaptı. Hükümetin yandaş gazeteleri, 'Bakan Çelik, emeklinin promosyonu için kıran kırana pazarlık yapıyor' diye manşetler attı. Sonuç ne oldu? Emekliler hala promosyon paralarını alamadı. Bakan Çelik samimi olsaydı, devletin bankaları olan Halkbannk, Vakıfbank ve Ziraat Bankası aracılığıyla tüm emeklilere promosyon paralarını verirdi' dedi. Hayatını sendikacılığa ve emek mücadelesine adamış Suat Başerener ile yaptığım sohbetten öne çıkanları siz okurlarımıza sundum. Emekliler sadece 30 Haziran'daki 'Emekliler Günü'nde hatırlanmak istemiyorsanız, sefalet ücretine mahkum edilmek istemiyorsanız, emekli sendikalarına üye olun. Ülkeyi yönetenlere sesinizi daha güçlü duyurun…

FOTO ŞAKA

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu: İshakcığım söz veriyorum. 1 Haziran'da seçimi kazan CHP'li belediyelerden sana her türlü desteği sağlayacağım.
Mahmudiye Belediye Başkanı İshak Gündoğan: Genel Başkanım merak etmeyin. Siz arkamda olduktan sonra bu seçimi açık farkla kazanırım.
Han Belediye Başkanı Erdal Şanlı: Genel Başkan bile İshak için Mahmudiye'ye geldi. Vallahi kıskanıyorum. Keşke Han seçimleri de iptal edilseydi. Kılıçdaroğlu Han'a gelirdi, benim havam muhteşem olurdu.