İstanbul'da dün saat 13:59'da şiddetli bir deprem oldu. Silivri açıklarında meydana gelen depremin büyüklüğünü AFAD 5.8 olarak açıkladı.

1956'DE 6,4 ŞİDDETİNDE
Deprem sonrası okullar ve hastaneler tahliye edildi. Yaşadıkları korku nedeniyle camdan atlayanlar ve yaralananlar oldu. Bu olay Türkiye depremlere hazırlıklı mı sorusunu akıllara getirdi. Biz Eskişehirliler olarak depreme hazırlıklı mıyız? Uzmanlar Eskişehir Fay Zonu'nun 7,2 şiddetinde deprem üretibilecek uzunlukta olduğunu söylüyor. Kentimizde 20 Şubat 1956'da 6,4 büyüklüğünde deprem oldu. Dorlion Arama ve Kurtarma (DAK) eski Başkanı S. Ömer Canayakın önceki yıllarda yaptığı açıklamada; 'Bu fay yaklaşık 40 kilometre uzunluğunda ve 75. Yıl Mahallesinden başlayıp Çukurhisar beldesine kadar gidiyor. Bu fayın son 20 kilometresini 1956 yılında meydana gelen 6,4 büyüklüğündeki deprem üretmiş. Fayın tamamının aktif olduğu dönemler de olmuş. Bu fay 7,2lik bir deprem üretebilecek uzunlukta. Böyle bir de tehlike karşısında tüm Eskişehir halkı hazırlıklı olmak zorundadır. Depremden korkmamalı, ama hazırlıklı olmalıyız' demişti.

PANİK YAPMAYIN
Peki deprem anında yapılması gerekenler neler? Canayakın, olası deprem karşısında yapılması gerekenleri de şöyle sıraladı; 'Kesinlikle panik yapılmamalıdır. Sabitlenmemiş dolap, raf, pencere vb. eşyalardan uzak durulmalıdır. Varsa sağlam sandalyelerle desteklenmiş masa altına veya dolgun ve hacimli koltuk, kanepe, içi dolu sandık gibi koruma sağlayabilecek eşya yanına çömelerek hayat üçgeni oluşturulmalıdır. Baş iki el arasına alınarak veya bir koruyucu (yastık, kitap vb) malzeme ile korunmalıdır. Sarsıntı geçene kadar bu pozisyonda beklenmelidir. Güvenli bir yer bulup, cenin pozisyonunda yat, başını ve enseni koruyacak şekilde kapan. Merdivenlere ya da çıkışlara doğru koşulmamalıdır. Balkona çıkılmamalıdır. Balkonlardan ya da pencerelerden aşağıya atlanmamalıdır.Kesinlikle asansör kullanılmamalıdır. Telefonlar acil durum ve yangınları bildirmek dışında kullanılmamalıdır.'

VANALAR KAPATILMALI
Deprem anında kibrit ve çakmağın yakılmaması gerektiğini vurgulayan Canayakın; 'Elektrik düğmelerine dokunulmamalıdır. Tekerlekli sandalyede isek tekerlekler kilitlenerek baş ve boyun korumaya alınmalıdır. Mutfak, imalathane, laboratuar gibi iş aletlerinin bulunduğu yerlerde; ocak, fırın ve bu gibi cihazlar kapatılmalı, dökülebilecek malzeme ve maddelerden uzaklaşılmalıdır. Sarsıntı geçtikten sonra elektrik, gaz ve su vanalarını kapatılmalı, soba ve ısıtıcılar söndürülmelidir. Diğer güvenlik önlemleri alınarak gerekli olan eşya ve malzemeler alınarak bina daha önce tespit edilen yoldan derhal terk edilip toplanma bölgesine gidilmelidir. Okulda sınıfta ya da büroda ise sağlam sıra, masa altlarında ve ya yanında; koridorsa ise duvarın yanına hayat üçgeni oluşturacak şekilde cenin pozisyonunda kapanma hareketi ile baş ve boyun korunmalıdır. Pencerelerden ve camdan yapılmış eşyalardan uzak durulmalıdır. Enerji hatları ve direklerinden, ağaçlardan, diğer binalardan ve duvar diplerinden uzaklaşılmalıdır. Açık arazide çömelerek etraftan gelen tehlikelere karşı hazırlıklı olunmalıdır. Toprak kayması olabilecek, taş veya kaya düşebilecek yamaç altlarında bulunulmamalıdır. Böyle bir ortamda bulunuluyorsa seri şekilde güvenli bir ortama geçilmelidir. Binalardan düşebilecek baca, cam kırıkları ve sıvalara karşı tedbirli olunmalıdır. Toprak altındaki kanalizasyon, elektrik ve gaz hatlarından gelecek tehlikelere karşı dikkatli olunmalıdır. Deniz kıyısından uzaklaşılmalıdır.'

HASARLI BİNALARA GİRİLMEMELİ
Ömer Canayakın deprem sonrası yapılması gerekenleri de şöyle sıraladı; ' Kapalı alandaysanız, önce kendi emniyetinizden emin olun. Sonra çevrenizde yardım edebileceğiniz kimse olup olmadığını kontrol edin. Depremlerden sonra çıkan yangınlar oldukça sık görülen ikincil afetlerdir. Bu nedenle eğer gaz kokusu alırsanız, gaz vanasını kapatın. Camları ve kapıları açın. Hemen binayı terk edin. Dökülen tehlikeli maddeleri temizleyin. Yerinden oynayan telefon ahizelerini telefonun üstüne koyun. Acil durum çantanızı yanınıza alın, mahalle buluşma noktanıza doğru harekete geçin. Radyo ve televizyon gibi kitle iletişim araçlarıyla size yapılacak uyarıları dinleyin. Cadde ve sokakların acil yardım araçları için boş bırakın. Her büyük depremden sonra mutlaka artçı depremler olur. Artçı depremler zaman içerisinde seyrekleşir ve büyüklükleri azalır. Artçı depremler hasarlı binalarda zarara yol açabilir. Bu nedenle sarsıntılar tamamen bitene kadar hasarlı binalara girilmemelidir. Artçı depremler sırasında da ana depremde yapılması gerekenler yapılmalıdır. Açık alandaysanız, çevrenizdeki hasara dikkat ederek bunları not edin. Hasarlı binalardan ve enerji nakil hatlarından uzak durun. Önce hemen yakın çevrenizde acil yardıma gerek duyanlara yardım edin. Sonra mahalle toplanma noktanıza gidin.
Yardım çalışmalarına katılın. Özel ilgiye ihtiyacı olan afetzedelere -yaşlılar, bebekler, özürlüler- yardımcı olun.'
-------------------------------------------
ADALET ÖLDÜ...

Çok eski yıllarda İngiltere'de bir gelenek varmış. Sıradan bir vatandaş öldüğünde kilisenin çanı bir kez çalınıp herkese duyurulurmuş. Bir asil öldüğünde iki kez, kralın bir yakını öldüğünde üç kez, kral öldüğü takdirde ise dört kez çalınırmış. Günün birinde, herkesin hak aramak için sığındığı mahkeme, bir vatandaşı haksız yere mahkum etmiş… Ve kilisenin çanı tam beş kez çalmış. Ahali merak içinde kalıp papaza koşmuş: 'Ey papaz efendi, kraldan daha önemli biri var mı ki o ölünce çan beş kez çalınsın…' Papaz yanıt vermiş: 'Kraldan daha önemli bir şey var!.. Adalet öldü.' Georges Clemenca 'Adaletsiz bir ülke mezbahadan başka bir şey değildir', Daniel Defoe da 'Adalet haksız olana zulüm gibi gelir' demiştir. Türkiye'de üzerlerindeki siyasi baskılara rağmen gerçekten görevlerini iyi yapan hakimler var. Ancak ne yazık ki; Türk hakimlerinin aldığı kararları uygulamayan siyasiler ve bürokratlar da var. Devletin başındaki kişiler alınan yargı kararlarını hiçe sayarsa, ülkede 'hukuka ve adalete olan güven' yok olur. Napolyon Bonaparte 'Bir savaş yapıp kazanmak için ne gerekir?' sorusuna 'Para para para' yanıtını vermişti. 'Ülkelerin uzun yıllar ayakta kalması, insanların huzurlu ve mutlu şekilde yaşamaları için ne gerekir?' sorusuna ben; 'ADALET ADALET ADALET' yanıtını veriyorum…
-----------------------------------------------------
NOSTALJİ
BİLECİK'İN DEĞİL ESKİŞEHİR'İN VEKİLİYDİ

23 yıl önce. 1996 yılında dönemin Gençlik ve Spor Bakanı Bahattin Şeker, 'Seyitgazi Spor Salonu inşaatını incelemek için' Eskişehir'e geliyor. İlçeyi gezen Şeker'e Dönemin Valisi Ali Fuat Güven, Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı merhum Aydın Arat, Seyitgazi Belediye Başkanı Süleyman Arif Ünal, Kaymaz Belediye Başkanı Beytullah Karabulut ve Gençlik Spor İl Müdürü Erdoğan Yeşilcan eşlik ediyor. Bilecik Bozüyüklü olan Bahattin Şeker '1991-1995, 1995-1999 dönemlerinde DYP Bilecik Milletvekilliği' yaptı. 28 Haziran 1996'dan 30 Haziran 1997'ye kadar Gençlik ve Spor Bakanlığı yaptı. Eskişehir Atatürk Stadyumu'nun ışıklandırılması onun döneminde yapıldı. Şeker, Bakanlığı döneminde 'hep Eskişehir milletvekili gibi' hareket etti. Eskişehir'e önemli hizmetlerde bulundu. Bundan dolayı Eskişehirliler tarafından her zaman sevildi. Şeker, 2011 seçimlerinde MHP'den Bilecik Milletvekili seçildi. Görev süresi bittikten sonra siyasete ara verdi.
------------------------------------------
FOTO ŞAKA

Mahmudiye Belediye Başkanı İshak Gündoğan:
Nabi Hocam, Mahmudiye'ye hipodrom yaptırın, vallahi heykelinizi dikerim.
AK Parti Eskişehir Milletvekili Nabi Avcı: Heykelimi Yılmaz Hoca yaparsa, düşünürüm.
Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt: İshakcığım boşuna çeneni yorma. Nabi Bey kibarca 'sen hipodromun üzerine bir bardak soğuk su iç' diyor.
-------------------------------------
FIKRA
'BURADASINIZ'

İki sarışın çok büyük bir AVM'de alışverişe çıkmış.
Saatlerce dolaşmışlar, alışveriş yapmışlar, ama yorulmuşlar.
Nereden çıkıp ta otoparka gideceklerini bulamamışlar.
Tam o sırada karşılarına bir AVM planı panosu çıkmış.
Ortasında bir yerde de kırmızı bir nokta ve kocaman 'BURADASINIZ' yazısı.
Sarışınlardan biri diğerine dönmüş ve hayretle sormuş:
'Şu teknoloji ne kadar ilerledi. Nasıl biliyorlar burada olduğumuzu?'