Bazen fark etmiyoruz ama hayat dediğimiz şey aslında büyük anlardan çok küçük alışkanlıklardan oluşuyor.
Sabah uyanınca telefona bakmak mesela. Ya da dışarı çıkarken kapıyı biraz sert kapatmak. Önemsiz gibi geliyor ama günün tonunu belirliyor.
Eskiden insanlar güne daha yavaş başlarmış. Şimdi ise alarm çalar çalmaz bir koşuşturma başlıyor. Daha gözümüzü açmadan sosyal medya, haberler, mesajlar… Kafamız dolu başlıyoruz güne. Belkide bu yüzden gün içinde daha çabuk yoruluyoruz.
Küçük bir değişiklik denemek zor değil aslında. Mesela sabah kalkınca ilk 10 dakika telefona bakmamak. Camı açıp temiz hava almak. Ya da bir bardak su içmek. Çok basit ama etkisi düşündüğümüzden daha fazla.
Aynı şey insan ilişkileri için de geçerli. Birine günaydın demek, teşekkür etmek ya da hal hatır sormak. Bunlar küçük şeyler gibi görünsede insanların gününü değiştirebiliyor. Bazen bir insanın iyi hissetmesi için çok büyük şeylere gerek yok.
Gün içinde yaptığımız seçimler de böyle. Asansör yerine merdiven kullanmak, kısa mesafeye yürümek ya da gereksiz yere tartışmaya girmemek. Bunların hiçbiri zor değil ama hepsi birikince fark yaratıyor.
Belki de sorun şu; biz hep büyük değişimleri bekliyoruz. “Bir gün her şey değişecek” diyoruz. Ama o gün bir türlü gelmiyor. Çünkü değişim dediğimiz şey zaten her gün yaptığımız küçük tercihlerde gizli.
Bugün çok şey yapmana gerek yok. Sadece bir tane küçük şeyi değiştir. Yarın bir tane daha. Zamanla farkı sen de görürsün.
Çok büyük adımlar atmak zorunda değilsin. Bazen küçük adımlar, sandığından daha büyük yerlere götürür insanı.