Eskişehir Esnaf ve Sanatkârlar Odaları Birliği seçimleri yaklaşırken, şehirde gözler bu önemli genel kurula çevrilmiş durumda.
Geçtiğimiz günlerde Birlik Başkanı Ekrem Birsen ile yaptığımız röportajda, sahadaki hareketliliğin arttığını, tarafların yoğun bir çalışma içinde olduğunu net şekilde gördük. Birsen’in ifadelerinde hem tecrübenin hem de seçim rekabetinin izleri vardı.
Elbette seçimler demokrasinin olmazsa olmazı. ^
Rekabet olacak, eleştiriler olacak.
Ancak burada önemli olan, bu sürecin Eskişehir esnafına yakışır bir olgunlukta tamamlanması.
Dileğimiz; kırmadan, dökmeden, kimseyi ötekileştirmeden bir seçim süreci yaşanması…
Kazanan kim olursa olsun, kaybedenin olmadığı bir tablo ortaya çıkması…
Şimdiden her iki tarafa da başarılar diliyorum. Çünkü bu yarışın sonunda kazanan, Eskişehir esnafı olmalı.
ŞİMDİ KENETLENME ZAMANI
Eskişehirspor yine kritik bir virajda.
Play-off sürecinde Ayvalıkgücü Belediyespor karşısında deplasmanda alınan 2-0’lık mağlubiyet, işleri zorlaştırdı ama imkansız hale getirmedi. Şimdi gözler 8 Mayıs akşamı oynanacak rövanş karşılaşmasında.
Bu şehir, daha zor zamanlarda ayağa kalkmayı başarmış bir şehir. Eskişehirspor da defalarca “bitti” denilen yerde yeniden ayağa kalktı.
Ancak bu kez sahadaki mücadele kadar tribündeki duruş da belirleyici olacak.
Öte yandan Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu’nun verdiği 289 bin 200 TL’lik ceza, aslında hepimize bir uyarı niteliğinde. Saha olayları, kötü tezahürat, usulsüz girişler… Bunların hiçbiri Eskişehirspor’a yakışmıyor.
Yarın oynanacak maçta en büyük gücümüz yine taraftar olacak. Ama bu destek; sağduyulu, kontrollü ve kulübe zarar vermeyecek şekilde olmalı.
Unutmayalım; bir anlık öfke, aylarca verilen emeği gölgeleyebilir.
Bu kez sadece takımı değil, kulübün geleceğini de korumak zorundayız.
Kenetlenelim… Ama akılla, sabırla ve sorumlulukla.
TRAFİKTE HAYAT VAR

Türkiye İstatistik Kurumu’nun açıkladığı veriler, aslında hepimizin her gün içinde olduğu gerçeği bir kez daha yüzümüze vurdu.
2025 yılında Türkiye genelinde 1,5 milyonu aşkın trafik kazası…
6 binden fazla can kaybı…
Yüz binlerce yaralı…
Eskişehir özelinde tablo da hafife alınacak gibi değil.
17 binden fazla kaza…
36 can kaybı…
4 binden fazla yaralı…
Bir gazeteci olarak sayısız kazaya gittim. Olay yerlerinde gördüğüm manzaraların ortak noktası hep aynı:
“Keşke…”
Keşke biraz daha dikkat edilseydi…
Keşke hız yapılmasaydı…
Keşke o telefon bir kenara bırakılsaydı…
Ama “keşke”ler, kaybedilen canları geri getirmiyor.
Bu yüzden trafikte biraz daha sabır, biraz daha dikkat, biraz daha saygı…
Belki de bir hayat kurtarır.
Unutmayalım; trafikte hata affetmez.
KISSADAN HİSSE
Bir baba, oğluna sabrı öğretmek için ona bir torba çivi verir. Her öfkelendiğinde bir çiviyi tahta bir sandığa çakmasını ister.
İlk günler sandık çivilerle dolar. Zamanla çocuk kendini kontrol etmeyi öğrenir, çiviler azalır. Sonra babası bu kez, kendini tuttuğu her gün bir çiviyi sökmesini ister.
Gün gelir, tüm çiviler çıkar.
Ama baba sandığı gösterir:
“Bak” der, “çiviler gitti ama izleri kaldı…”
Hayatta da böyle değil mi?
Söylediğimiz sözler, gösterdiğimiz tepkiler…
Geçiyor gibi görünse de iz bırakıyor.
Bazen bir özür yetmiyor o izi silmeye.
Belki de bu yüzden; konuşmadan önce düşünmek, tepki vermeden önce durmak gerekiyor.
Çünkü bazı izler…
Hiçbir zaman tamamen kaybolmuyor.