Şehir dediğimiz şey yalnızca binalardan, yollardan ve tabelalardan oluşmuyor.

Bir şehrin gerçek kimliği, sokaklarının ne kadar temiz olduğu, parklarının nasıl korunduğu ve insanlarının yaşadığı yere ne kadar sahip çıktığıyla ortaya çıkıyor. Çünkü çevreyi temiz tutmak, aslında kendimize ve geleceğimize saygı göstermek demek.

Son yıllarda Eskişehir’de yapılan çevre düzenlemeleri, parklar ve yürüyüş alanları gerçekten şehre nefes aldırıyor. Ancak ne yazık ki bu emekler bazen birkaç saat içinde yere atılan bir pet şişe ya da yere bırakılan bir sigara izmaritiyle gölgelenebiliyor. Oysa bir çöpü yere atmak bir saniye sürerken, o çevreyi yeniden temizlemek saatler alıyor.

Burada mesele yalnızca belediyelerin ya da temizlik görevlilerinin işi değil. Onlar görevlerini yapıyor, yapmaya da devam edecekler. Asıl sorumluluk, o sokağı kullanan bizlerde. Parkta otururken arkamızda bıraktığımız çöpler, aslında o alanı bizden sonra kullanacak insanlara karşı bir tutumun da göstergesi oluyor.

Çevreyi temiz tutmak büyük kampanyalarla değil, küçük alışkanlıklarla başlıyor. Çöpü en yakın çöp kutusuna atmak, plastik tüketimini azaltmak, piknik yaptığımız yeri bulduğumuzdan daha temiz bırakmak… Bunlar basit gibi görünen ama uzun vadede büyük fark yaratan davranışlar.

Unutmamak gerekir ki doğa, bizden bir şey istemiyor; sadece ona zarar vermememizi bekliyor. Bugün yere attığımız bir atık, belki yıllarca yok olmadan kalacak ve hem çevreye hem canlılara zarar verecek. Oysa biraz daha dikkatli olsak, hem yaşadığımız şehir daha güzel olur hem de geleceğe daha yaşanabilir bir dünya bırakırız.

Temiz bir çevre, sadece estetik bir mesele değil; sağlıklı, huzurlu ve saygılı bir yaşamın da temelidir. Ve bu düzeni korumak, hepimizin ortak sorumluluğudur.