Son yıllarda sık sık duyduğumuz bir kavram var: karbon ayak izi. Kısaca; yaptığımız her şeyin, kullandığımız her ürünün, bindiğimiz her aracın doğaya bıraktığı görünmez iz… Yani atmosfere saldığımız toplam sera gazı.

Bize anlatılan hikâye basit: Daha az tüket, daha az yak, daha az seyahat et. Işığı kapat, kısa duş al, plastik kullanma… Dünyayı kurtar.

Peki gerçekten bu kadar mı?

Çünkü işin ilginç tarafı şu: Bu çağrılar genelde “bizlere” yapılıyor. Yani sıradan insanlara. Sabah işe gitmek için arabasına binen, ay sonunda faturayı zor ödeyen, yılda belki bir kez tatile giden insanlara…

Ama dünyayı yönetenler, karar vericiler ve ultra zenginler için aynı hassasiyet pek geçerli görünmüyor.

Bir tarafta “karbon ayak izinizi azaltın” deniliyor, diğer tarafta ülkeler savaşlara giriyor. Savaş dediğin şey sadece silah değil; devasa yakıt tüketimi, yıkım, yeniden inşa… Yani ölçülemeyecek kadar büyük bir karbon salınımı.

Bir tarafta “uçak yolculuklarını azaltın” deniliyor, diğer tarafta özel jetler gökyüzünde mekik dokuyor. Hatta öyle ki, bir kişinin birkaç saatlik uçuşu, sıradan bir insanın aylarca hatta yıllarca oluşturduğu karbon salınımına denk gelebiliyor. Sosyal medyada sevgilisine evlilik teklifi etmek için uçak kiralayanlar, gökyüzüne yazı yazdıranlar… Romantik mi? Belki. Ama aynı zamanda oldukça “karbonlu”.

İşin en düşündürücü kısmı ise şu:

Sorumluluk yukarıdan aşağıya değil, aşağıdan yukarıya doğru anlatılıyor.

Yani büyük şirketlerin, devletlerin, milyarderlerin etkisi konuşulmadan; mesele bireysel vicdana indirgeniyor. “Sen pipet kullanma, sen tasarruf et, sen dikkat et…”

Elbette bireysel farkındalık önemli. Kimse doğayı hoyratça kullanmayı savunmuyor. Ama gerçekçi olmak gerekirse; küresel ölçekte en büyük etkiyi yaratanlar, en az konuşulanlar oluyor.

Kısacası mesele sadece “bizim ayak izimiz” değil. Asıl mesele, kimin ne kadar iz bıraktığı ve kimin bu izden sorumlu tutulduğu.

Belki de sorulması gereken soru şu:

Gerçekten dünyayı kurtarmaya çalışıyor muyuz, yoksa sadece vicdanımızı mı rahatlatıyoruz?

Çünkü bazı ayak izleri silinmeye çalışılırken, bazıları halının altına süpürülüyor.