MEB tarafından son sekiz yılda 4 kez değiştirilen yönetmelikler ile Maarif Müfettişliği atama ve görevlendirmeleri içinden çıkılamaz hale getirildi. Geçen hafta verilen son yargı kararları ile teftiş sistemi tam anlamı ile bir kaosa dönüştü.
'MÜLAKATLA ATAMA!..'
Milli Eğitim Bakanlığı, 2016 yılında Maarif Müfettişlerini 'Bakanlık Maarif Müfettişi ve Maarif Müfettişi' olarak ikiye ayırdığını belirterek Türkiye genelinde 2304 müfettişi mülakat sınavına çağırdı.
2017 Ocak ayında mülakata alınan müfettişlerin 'ikisi hariç' tümü sınavı kazandı ama aralarından seçilen (!) 480 müfettiş Bakanlık Maarif Müfettişi olarak atandı. Geriye kalan Maarif Müfettişleri İl emrine verildi, denetim ve soruşturma yapma yetkileri ellerinden alındı.
Tüm bu gelişmeler yaşanırken, sendikalar ve müfettişler 'Bir kılavuza dayanılarak mülakatla müfettiş alımı yapıldığı' gerekçesiyle davalar açtılar. Davalar sonucunda; Danıştay kılavuzun yürütmesinin tümüyle durdurulmasına karar verdi.
Danıştay kararını uygulamayan Bakanlık, 'kadrolu müfettişleri' ile işin altından kalkamayacağını anlayınca bu sefer de soruşturma ve incelemelerin illerdeki müfettişlere verilmesini istedi. Soruşturma ve incelemeler Ankara'da 'Bakanlık Oluru' ile İllerde ise 'Valilik Oluru' ile yürütülmeye çalışıldı.
İşte hikayenin (!) tam burasında yeni verilen bir yargı kararı, 'deyim yerindeyse' ortalığı toz duman etti…
'YOK HÜKMÜNDELER Mİ?..'
MEB, mağdur olan yaklaşık 1700 Maarif Müfettişi tarafından 'mülakatların hukuka aykırı olduğu' gerekçesiyle açtıkları yüzlerce davada sonuçlanan iptal kararlarını yıllardır uygulamıyordu. Bunun üzerine, TEM-SEN (Tüm Eğitimciler ve Eğitim Müfettişleri Sendikası) tarafından 'Mülakatlar, Bakanlık Maarif Müfettişi Atama ve Görevlendirmeleri, Bakanlık Oluru' isimli işlemlerin iptali isteğiyle dört ayrı dava daha açıldı. Bu davalar geçen hafta sonuçlandı.
Ankara 6. İdare Mahkemesi tarafından verilen kararlar ile; 2017 ve 2018 yılında yapılan Bakanlık Maarif Müfettişi mülakatları ve bu mülakatlara dayalı olarak yapılan Bakanlık Maarif Müfettişi atamaları iptal edildi. Ayrıca, mülakat ve atama işlemlerine dayanak oluşturan 'Bakanlık Oluru' isimli tüm işlemler iptal edildi.
ESKİŞEHİR'DE DURUM İYİ DEĞİL….
Kentimizde görev yaparken, Maarif Müfettişliği mülakat sınavına çağırılan müfettişlerden sadece biri mülakatlı sınav sistemini protesto ederek sınava girmedi. Sınava girenlerin tümü sınavı kazandı. Ancak, Eskişehir'den 4 Maarif Müfettişi ilk 480 kişi içine alınarak Ankara'ya Bakanlık Maarif Müfettişi olarak gitti. Yargıda haklarını arayan müfettişlerimizin tümü davalarını kazandılar ama uygulamada bir sonuç alamadılar. Yıllardır süren gelişmeler sırasında 9 Maarif Müfettişi yaş haddinden emekli oldu, bir Maarif Müfettişimiz ise (İ. Zihni Koru) vefat etti.
Eskişehir'de şu anda 13 Maarif Müfettişi mevcut. İnceleme ve soruşturmaların birçoğu bu konuda deneyimi olmayan okul müdürlerine veriliyor bu yüzden inceleme, soruşturma ve okul denetimlerinde ciddi aksamalar yaşanıyor.
SONUÇ OLARAK…
MEB 2020 Faaliyet Raporu'nda açıklandığı gibi; Türkiye genelindeki yaklaşık 70 bin okula karşın Maarif Müfettişleri tarafından rehberlik ve denetim çalışması yapılabilen okul sayısının 1.166 olması denetim sisteminin perişan halini çok güzel anlatıyor.
Eğitim denetiminin, 'değerlendirme, geliştirme ve rehberlik' boyutuyla yerel ve ulusal eğitim sorunlarının çözümünde etkili rol oynayan önemli bir işlevi vardır. Eğer denetimsizlik birilerinin işine daha çok gelmiyorsa (!); Ülke gerçeklerine uygun, mesleğin saygınlığını ve gelişimini hedefleyen, adaletli, akılcı, bilimsel ve çağdaş bir denetim sistemi ile ilgili yasal düzenlemeler 'daha fazla geç kalmadan' acilen yapılmalıdır.
Yaklaşık beş yıldır 'her nedense' bir türlü düzeltilemeyen denetim sisteminin işlevsizleştirilmesi, denetim elemanlarının bölünmesi ve değersizleştirilmesinin eğitim sistemine büyük zararlar vereceğini eğitimci Bakanımız Sayın Ziya Selçuk bilmiyor mu? Yoksa biliyor da düzeltmeye gücü mü yetmiyor?...