Yazıya,
Aralarında
'Memleketimden İnsan Manzaraları' destan-şiirin de bulunduğu eser olan Nazım Hikmet'i ölümünün 58. yılında (3 Haziran 1963) anarak başlayalım...
Geçtiğimiz günlerde,
Memleket Partisi İl Başkanının düzenlediği basın toplantısı haberini okurken aklıma geldi, 'Memleketimden İnsan Manzaraları...'
Türkçeye çok uygun olmasa da şöyle bir isim mi taksak bu toplantıya?
'Basın toplantısımsı...'
***
Derler ki,
'İlk izlenim asla değişmez...'
Ve yine derler ki,
İletişimin ana kuralı, 'sizin ne söylediğiniz değil, karşınızdakinin ne anladığıdır...'
Memleket Partisi Eskişehir Örgütü,
İl başkanı, Odunpazarı ilçe başkanı ve 4 kadın yönetici ile birlikte ilk kez basının karşısına çıktılar...
Demek ki yeterli sayıda yönetici bulamamışlar...
Üstelik Tepebaşı ilçe başkanı da bulamamışlar ki,
İlk kez basının, dolayısıyla Eskişehir kamuoyunun önüne çıkarken ancak 6 kişiydiler...
İşte bence bu kare 'bir ilk izlenimdir' ve Eskişehir kamuoyunda uzun bir zaman bu 'tanışma fotoğrafıyla' anılacaklar...
***
Gelelim il başkanının söylediklerine...
Aynı 2019 yerel seçimlerinde AKP'nin İstanbul seçimi ile ilgili söyledikleri gibi...
'Ne olduğunu bilmiyoruz ama illa ki bir şeyler oldu...'
Memleket Partisi Eskişehir İl Başkanı da,
Ne dedi, ne demedi, kime dedi, orada neyi kastetti, burada kimi kastetti pek anlamasak da,
'İlla ki bir şeyler' dedi...
'Geniş çaplı bir ARGE (Araştırma Geliştirme) çalışması yaptırdıklarını ve bu konuda çok sert eleştiriler' yapacaklarını söyledi...
Acaba başkan;
ARGE konusunda mı çok sert eleştiriler yapacak?
'Bundan sonra ARGE yapan karşısında bizi bulur' mu demek istedi acaba?
'Bahçelievler Mahallesi'nin adı neden Bahçelievler?'
'Öyleyse sokakları neden bu kadar dar?' diye sorarken,
Bu sorunun Eskişehir yerel siyasetinde son 30 yılda ortaya atılan en can alıcı soru olduğunu söylemeliyim...
'İki tane park yapmakla Eskişehir'i bu hale getirmenin sebeplerini biliyorum' derken,
İki park yapmakla Eskişehir'in ne hale geldiğini ve Eskişehir'i bu hale(?) getirmenin sebepleri acaba ne olabilir sorusu takılıyor insanın kafasına...
İşte o noktayı ben de yıllardır bir türlü çözemedim...
'Neler doğruydu, neler yanlıştı?
Doğruysa şehrimiz neden bu halde?'
Bu hal, derken?
***
Bitmedi devam ediyoruz...
'Çok yanlış var şehirde...
Şehir her geçen gün alt seviyeye iniyor...'
Nasıl bir seviyeyse, hep derler Eskişehir alt seviyeye iniyor diye,
Nerededir, o seviyenin dibi neresidir bilmiyoruz...
Birilerine göre,
22 senedir iniyoruz, bir türlü dibi bulamadık...
***
Bir de şu, diğer şehirlerle rekabet etme meselesi...
'30 sene önce öyleydi, şimdi artık büyük ilçelerle rekabet ediyoruz...'
Oysa ben Eskişehir'in hiçbir şehir ya da ilçeyle rekabet ettiğini düşünmüyorum...
Etmesi gerektiğini de düşünmüyorum...
Memleketimin şehirleriyle, ilçeleriyle niye rekabet edelim canım...
Oralarda yaşayan insanlar da bu memleketin evlatları...
Onlara da aş lazım, iş lazım...
Niye onların elindeki aşa, işe göz dikelim?
Eskişehir, neden 'çakılmış hazır tahta' çıkmak istesin?
Eskişehir kendi tahtını kendi çakıyor zaten...
***
Özellikle Eskişehir yerel yönetim ve yöneticileri,
Hele ki iktidara muhalefet olan yerel yönetimler,
2002'den beri sürekli Memleket Partisi'nin bu tarzıyla yapılan eleştirilerle karşı karşıya kaldı...
Bugün ise,
Bu tarz bir siyasetle,
Kimlerin gelip gittiğini, buna karşı kimlerin kaldığını Eskişehir halkı çok iyi biliyor...
Bu tarz siyasetle iktidar partisi bile Eskişehir'de yerel yönetimlerde 18 yıldır (2004-2009-2014-2019 yerel seçimleri) başarılı olamazken,
Henüz çiçeği burnunda bir partinin bu yolla başarılı olacağını düşünmek?
Elbette memleketimde düşünce özgürlüğü var...
***
Türk siyaset tarihinin 110'uncu partisi olarak kurulan Memleket Partisi'ne ve yöneticilerine başarılar diliyorum...
Umarım yerel siyasete de renk katarlar...