Tüm şehir kamuoyunun da bildiği üzere YENİ Parti Eskişehir İl Örgütü, bu hafta sonu İl başkanlığı ön seçimini gerçekleştirecek.

17-18 Ekim tarihlerinde yapılacak seçimlere Kurucu İl Başkanı Talat Yalaz’ın tek aday olarak girmesi bekleniyor.

Peki, yaklaşık 11 bin 500 seçmenin bulunduğu bir ön seçime neden tek adayla gidiliyor?

Bu tabloyu ilgisizlikle, aday çıkmamasıyla ya da rekabetin yokluğuyla açıklamak mümkün mü?

Elbette değil.

Zira süreç başladığından bu yana adaylık ihtimalini değerlendiren, nabız yoklayan, bu yarışta yer almayı düşünen isimler oldu. Ancak siyasette bazen asıl mesele, yarışa girmek değil; o yarışa hangi birikimle, hangi emekle ve nasıl bir geçmişle girdiğinizdir.

Talat Yalaz’ın hikâyesi de tam burada başlıyor.

2023 yılında yapılan ve siyasi dengeleri uzun süre tartışılan CHP Eskişehir İl Kongresi’nde seçildiğinde henüz çok gençti. Yanlış hatırlamıyorsam Türkiye’nin en genç il başkanlarından biriydi. Ancak genç yaşta üstlendiği sorumluluk, beraberinde kolay bir başlangıç getirmedi. Yönetim kurulunda 11 kişi kendi listesinden, 9 kişi ise rakip listeden seçilmişti. Dolayısıyla Yalaz, daha ilk günden itibaren siyasi dengelerin son derece hassas olduğu bir tabloyla karşı karşıyaydı.

Önünde iki önemli sınav vardı: Önce partideki değişim süreci, ardından 2024 yerel seçimleri.

Her ikisinde de şehrin siyasi gündeminin merkezindeydi. Üstelik yalnızca kendi listesinden seçilenlerle değil, kongrede karşısında duran isimlerle de yol yürümek zorundaydı. Zaman içerisinde karşı listeden yönetime girenlerin de yanında durduğu, birlikte mücadele ettiği bir siyasi zeminin oluşması, o ilk kongrenin ardından yaşanan değişimin önemli bir parçasıydı.

Siyasette bir seçimi kazanmak başka, farklılıkları bir arada tutabilmek bambaşka bir iştir. Hele ki genç yaşta, böylesine hassas dengeler üzerinde bunu başarabilmek…

Yalaz’ın asıl sınavı ise yerel seçimlerle bitmedi.

2024 yerel seçim sürecinde yürütülen kampanyanın ardından dinlenmek yerine örgütlenme çalışmalarına ağırlık verdi. Şehrin dört bir yanında partisini büyütmek, farklı kesimlerle ilişki kurmak, kapsayıcı bir örgüt yapısı oluşturmak için yoğun bir mesai harcadı. Sokak hayvanlarına ilişkin yasal düzenlemeler tartışılırken katıldığı eylemde yaptığı çıkışla ülke gündemine taşındı. Eylemci kimliği, siyasi söylemi ve sahadaki varlığıyla dikkat çeken Yalaz, CHP’nin Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasının ardından başlayan 19 Mart sürecinde de aktif bir tutum aldı. Düzenlenen eylemler, yapılan açıklamalar ve meydanlarda verilen mesajlarla adından söz ettirdi.

Bütün bunlar yaşanırken il başkanlığı, onun için yalnızca bir makam değildi. Sokağa çıkmayı, insanlarla buluşmayı, örgütünü harekete geçirmeyi ve siyasi sorumluluk almayı gerektiren bir görevdi. Nitekim ikinci dönem il başkanlığı adaylığı gündeme geldiğinde de karşısına bir rakip çıkmadı, çıkamadı. Bugün YENİ Parti Eskişehir İl Başkanlığı ön seçiminde yaşanan tabloyu değerlendirirken bu geçmişi görmezden gelmek mümkün değil. Çünkü siyasi rekabetin anlamı, yalnızca sandıkta kaç aday olduğuyla ölçülmez. Bazen bir ismin arkasında biriken emek, tecrübe ve güven de o tablonun oluşmasında rol oynar.

Talat Yalaz, çalışkanlığı, idealizmi ve siyasi duruşuyla hem örgüt içinde hem de şehir kamuoyunda kendisine bir yer edindi. Tam artık daha sakin bir döneme geçileceği düşünülen günlerde bile temposunu düşürmedi. Örgütlenme çalışmalarını sürdürdü, esnaf ziyaretlerine katıldı, pazarlarda yurttaşlarla buluştu. Olası bir erken seçime hazırlık çalışmalarını gündemde tuttu.

Derken, Türk siyasetinin en tartışmalı süreçlerinden biri yaşandı: Mutlak butlan tartışmaları…

Kararın çıktığı gün örgütünü topladı. Geri çekilmedi. Genel Merkez’e destek vermek için ilk geceden yola çıktı. CHP Genel Merkezi’nin polis eşliğinde boşaltıldığı gün, Genel Başkan Özgür Özel’in yağmur altında gerçekleştirdiği yürüyüşte de onun hemen arkasındaydı. O gün ortaya çıkan tarihi karede yalnızca Talat Yalaz yoktu; Eskişehir’in siyasi iradesi de vardı.

Olağanüstü kurultay için imzalar teslim edildiğinde, genel başkan Özgür Özel’in bizzat isteğiyle İl başkanları adına CHP Genel Merkezi’nde açıklanan bildiriyi okuyan isim yine Talat Yalaz’dı. Ardından görevden almalar geldi. Yalaz da Kılıçdaroğlu yönetiminin görevden aldığı il başkanları arasında yer aldı. Üstelik hakkında kesin ihraç talebiyle disiplin süreci başlatıldı. Bu gelişmenin hemen ardından Özgür Özel, kendi ifadesiyle Talat Yalaz’ın yanında olduğunu açıkça göstermek amacıyla Meclis Grup Toplantısı’nı Eskişehir’de gerçekleştirdi.

Böylece siyasi yol arkadaşlığı, yalnızca kürsülerde söylenen sözlerden ibaret olmadığını gösteren yeni bir aşamaya geçti. YENİ Parti kurulurken Eskişehir’de partiyi kurma ve örgütleme sorumluluğunun Yalaz’a verilmesi de bu sürecin devamı oldu. Yeni bir siyasi yapıyı sıfırdan kurmak, insanları bir araya getirmek ve yeni bir örgüt oluşturmak kolay bir iş değil. Hele ki bunun öncesinde yıllarca süren yoğun bir siyasi mücadelenin içinden geliyorsanız…

Hakkında soruşturmalar açıldı, ifadeye çağrıldı. Hukuki süreçleri hâlâ devam ediyor. Siyasetin getirdiği sorumlulukların yanında, kişisel olarak da ağır bedellerle karşı karşıya kaldı.

Elbette bütün bunları anlatırken bir siyasi aktörün geçmişini eleştiriye kapatmak ya da onu tartışılmaz ilan etmek gerekmiyor. Siyasette herkesin icraatı sorgulanabilir, kararları eleştirilebilir. Ancak bir ismi değerlendirirken üstlendiği sorumlulukları, verdiği mücadeleyi ve karşılaştığı güçlükleri de hesaba katmak gerekir.

Talat Yalaz’ın hikâyesi, tam da bu nedenle yalnızca bir il başkanlığı hikâyesi değildir. Genç yaşta sorumluluk almanın, zor zamanlarda pozisyon belirlemenin, siyasi bedel ödemeyi göze almanın ve yeniden başlamanın hikâyesidir.

Neden mi Talat Yalaz?

Çünkü siyasette herkes bir makamın sahibi olmak isteyebilir ama herkes o makamın sorumluluğunu aynı şekilde taşıyamaz. Çünkü kongre kazanmakla örgüt yönetmek, kürsüde konuşmakla meydanda bulunmak, zor günlerde söz söylemekle o sözün arkasında durmak aynı şey değildir. Çünkü bazı insanlar siyasette yalnızca kazandıkları seçimlerle anılır; bazılarıysa verdikleri mücadeleyle, aldıkları sorumluluklarla ve en zor anlarda nerede durduklarıyla hatırlanır.

Talat Yalaz’ın siyasi yolculuğunda tartışılabilecek kararlar, eleştirilebilecek tercihler elbette bulunabilir. Fakat onun genç yaşında üstlendiği sorumlulukları, aralıksız sürdürdüğü siyasi mesaiyi ve yaşadığı çalkantılı süreçlerde aldığı pozisyonları görmezden gelmek de mümkün değildir.

Bugün önümüzde bir ön seçim var. Sandığa gidecek yaklaşık 11 bin 500 seçmen, kendi iradesini ortaya koyacak. Kararı elbette üyeler verecek. Ancak sandığa giden yolu anlamak için bazen yalnızca bugüne değil, geride bırakılan yıllara da bakmak gerekir.

İşte bu yüzden…

Neden mi Talat Yalaz?

Çünkü o, siyasetin yalnızca kazanılan günlerinde değil, kaybetme ihtimalinin, yalnız kalma riskinin ve bedel ödeme gerçeğinin ortaya çıktığı zamanlarda da sorumluluk üstlendi.

Çünkü siyasette asıl sınav, herkes yanınızdayken değil; şartlar zorlaştığında nerede durduğunuzdur.

Ve bazen bir ismin neden tercih edildiğini anlamak için seçim afişlerine, sloganlara ya da kürsülerden verilen sözlere bakmak yetmez. O ismin geçmişine, yürüdüğü yola ve o yolda neleri göze aldığına bakmak gerekir.

Neden mi Talat Yalaz?

Çünkü onun hikâyesi, yalnızca bir koltuğa talip olmanın değil; o koltuğun sorumluluğunu taşımanın hikâyesidir.

Ve siyaset, eninde sonunda herkese aynı soruyu sorar:

Zor zamanlarda neredeydin?

Talat Yalaz’ın hikâyesinde bu sorunun cevabı, bugünkü adaylığından çok daha önce yazılmaya başladı.