Kentlerle bağlarımız vardır; bazıları duygusal bazıları mekânsal…

Durup düşündüğünüzde ilk anılarınız arasında ‘Eskişehir’i hissettiğiniz, sizin için Eskişehir’i tanımlayan bir an var mı?

Benim var; Pırtlatan Bal!

Pırtlatan Bal, Eskişehir Şehir Tiyatroları’nın geçmişte sahnelediği çocuk oyunlarından bir tanesi… Benim de sanırım izlediğim ilk oyun, hatta tiyatro ile tanıştığım ilk etkinlik!

Mihalgazi’de büyüdüm ve ilkokulu orada okudum. Ortaokula başladığımda Eskişehir kent merkezine taşındık. İçimde hala köyde büyümüş bir çocuğun bakış açısı ve bazen utangaç, bazen girişken duyguları var…

*

İlkokul yıllarımda, sanırım 2005 civarı, (tarihi net hatırlamıyorum); Mihalgazi İlköğretim Okulu’nda eğitim öğretim görürken öğretmenlerimiz birkaç sınıf öğrenciyi şehri gezmek ve sosyalleşmemiz için kent merkezine getirmişti.

Bugün sıradan görünen o kent gezisi, o gün bizim içinlükstü…

Bu program içinde Aziz Nesin’in yazdığı Pırtlatan Bal adlı tiyatro oyununu izlemiş ve o gün o salondan tiyatroya ve anlattıklarına büyük hayranlıkla ayrılmıştım.

Bu mükemmel oyunun sonrasında ise Uçak Müzesi’ni gezmiştik…

Anılarımın arasında gezindiğimde Eskişehir’in bugünkü kültür sanat kimliğini o gün ilk kez içime çektiğim an olduğunu anlıyorum… Tabi o zamanlar Eskişehir’in kent kimliği neyle örtüşüyor bilmiyorum ama oyundan sonra Haller Gençlik Merkezi’nden çıktığımda trenin geçtiği hatboyu duvarına çizilmiş rengarenk resimlerin bıraktığı izlenim şu an içinde yaşadığım kentle örtüşüyor…

*

O güne döndüğümde Pırtlatan Bal oyunundaki diyaloglar ve bazı sahnelerunutulmazlarımın arasında geliyor… Bugün fark ediyorum ki;adaletsizliğin temel nedenin açgözlülük ve doyumsuzluk olduğunu Aziz Nesin sayesinde öğrenmişim…

Samimi sahne ve eğlenceli kostümlerle renklendirilen oyunda efendisine köle olmaktan gurur duyan bir uşağın muhtaç bir kadına yardım elini uzatmayışının toplumsal nedenlerini görmüştüm…

Zavallı bir kadının tefecilere hizmet etmekten gurur duyduğu uşağa söylediği; “Bütün efendiler, kendilerinden daha büyük efendilerinin uşaklarıdır. O tastaki baldan yiyen bütün uşaklar, dilerim, senin gibi pırtlasın...”

Ve pırtlıyor…

Uşakla başlayan bu zincir; hanımı, efendisi, belediye reisi, kadısı, vali paşası, şeyhülislamı, kazaskeri, bütün vezirleri ve padişahı; mevkiinin büyüttüğü konuma göre parmak ucundan kepçeye kadar çıkan ölçüyle baldan yiyen pırtlıyor!

Mevkii, makam, koltuk değil; kendisini ‘efendi’ ilan edip hak yiyen herkes pırtlıyor…

*

Tiyatro gösterisinden sonra bize dağıtıldığında hevesle evlerimize götürdüğümüz o posteri kaybettim.Ama izlediklerimi hiç unutmadım. Bugün karşılaştığım pek çok durum, olay ve ‘efendiler’deAziz Nesin sayesinde hayatım boyunca bana rehberlik edecek o cümleler zaman zaman kulağımda çınlıyor…

Hatta ve hatta, adaletsizliği hazmederek yozlaşan herkesin pırtladığını çocuk yaşta duyabilmeye başladım!

*

Eskişehir, kendi kimliğini ararken çocuk olan bana, kültür ve sanat üzerinden yozlaşmanın ne olduğunu sanatla öğretti…

Şimdi bu yozlaşmış dünyanın tam ortasında, Eskişehir Şehir Tiyatroları Pırtlatan Bal’ı 2026 Eskişehir Yılı’na özel yeniden sahneleyerek, çocuklarımızı sanatla kötülere ve karanlığa karşı aydınlatır!

Çünkü çocuklara adaleti anlatmayan her şehir, büyüklere pırtlamayı öğretir.

Bir şehir çocuklarına adaleti öğretirse, pırtlamayı değil pırtlayanı duymayı öğretir!