Siyaset gündemindeki hareketliliğin en net yansıması seçim tahminleri…
Ekonomik ve politik açıdan sıkışan iktidarın da öyle ya da böyle erken seçim kararı alacağı yönünde bir kanaat oluştu. Hatta son haftalarda konuşulan bir de baskın seçim ihtimali var. Seçim ekonomisini oluşturmadan bunun güç olduğunu düşünüyorum…
Seçim sadece seçmek ve seçilmekten ibaret değil, sandıkta başlayıp sandıkta bitmiyor. Siyasetçileri de, siyasi arenayı da rahatça kızıştırabilen ‘seçilebilme’ kabiliyeti gündemi yeniden şekillendirebiliyor… Asıl hareket de buradan başlıyor.
*
Seçim beklentisi Eskişehir’de de farklı yansımalarla konuşulmaya başlandı.
Genel seçimlerde hangi parti kaç vekille kazanır, yerel seçimlerde kimler nereye aday olur derken artık açık açık zikredilen isimler var.
Ancak bu tablo her dönem olduğu gibi bu dönem de iki farklı durumu içinde barındırıyor. Siyasete emek vermiş, gerçekten halk için ter dökenler bir yana kişisel hırslarının kurbanı olanların da önümüzdeki sene kurulacak sahneye çıkacağını göreceğiz.
Kişisel hırslar toplumsal çıkarların önüne geçerse kavga büyür. Bu durumda siyasi rekabetin dozu artmakla kalmaz, doğrudan bir iç mücadeleye dönüşür.
Kavganın nihai hakemi de seçmen olur. Ancak öncesinde önemli bir eşik var: parti içi süreçler. Yani örgüt, yani parti üyeleri!
*
Tam da burada çekişmeyi ön seçim törpüleyebilir.
Eğer CHP Eskişehir İl Örgütü ve aktörleri iddialarını gerçekleştirebilirse önce hakim huzurunda bir ön seçim gerçekleştirilecek. Bu da sandığa gitmeden hareketlenen kulislerin ‘demokratik’ sonucunu ortaya koyacak.
Genel merkez arka planda kalacak, örgüt ön plana çıkacak…
Ön seçim ve seçim CHP içinde yerel ve genel seçimlerin aktörleri arasındaki dengeler için de önemli bir argüman. Çünkü dengeler köküne kadar kamuoyunun önüne serilecek. Aslında bana yazıyı yazdıran da bu…
*
Bu dönem CHP’de milletvekili olarak adı geçen isimleri bir düşünün…
Şu an Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce’nin danışmanlığını yapan Prof. Dr. Yılmaz Büyükerşen’in milletvekilliğine sıcak baktığı konuşuluyor.
Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt’un güçlü politik duruşunun Eskişehir’e sığmadığı Ankara’ya taşacağı yönünde de bir görüş; başka bir kesim tarafından ise beklenti hakim…
Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç’ın 25 yıllık belediye başkanlığı başarısını Genel Merkez’de vekil olarak taçlandırabileceği söylentiler arasında.
Her seferinde bu soruya “Eskişehir’de kalacağım” diyerek samimiyetle yanıt verdiğini düşündüğüm Ayşe Ünlüce’nin de siyasi kariyerine milletvekili olarak devam edebileceği yönünde kulisler var.
*
Bu dört isim üzerinden şekillenen tabloya bakıldığında, ortaya çıkan enerjiyi sadece ‘adaylık isteği’ ile açıklamak eksik kalır.
Burada aynı zamanda yükselen bir iktidar beklentisi ve buna eşlik eden güçlü bir rekabet duygusu var.
Ön seçim kararı uygulanırsa neler olur?
Asıl kırılma da burada yaşanır.
Kimler partisinden önce kendisi için yarışır ve kimler, kimi desteklemek için yarışır?
Çünkü önemli ağırlıklara sahip bu aktörlerin sandıkta karşı karşıya gelmesi sadece bir aday belirleme süreci olmaz.
Bu, aynı zamanda güç dengelerinin yeniden kurulacağı, ittifakların şekilleneceği ve kırılmaların yaşanacağı bir sınav anlamına gelir.
Tüm bu ihtimaller konuşuluyor ama siyasetin sürprizlere ne kadar açık olduğunu da unutmamak gerekir. Ben bu isimlerin hiçbirinin ‘şahsi olarak’ o yarışın içinde olmayacağını düşünüyorum…Belki bir ihtimal hariç…
*
Kısacası…
CHP Eskişehir’de ön seçim yaparsa, bu sadece bir tercih değil, doğrudan bir siyasi hesaplaşma olur.
Ve o gün geldiğinde tartışma büyümez…
Adeta siyasetin içinden geçer, kıyamet kopar!