Toplumsal yaşamın sürdürülebilmesi için hayatın her alanında çeşitli kurallar var. Bu sadece Eskişehir’de ya da Türkiye’de değil, dünyanın her yerinde böyle…

Günlük hayatın sağlıklı ve düzenli bir şekilde akabilmesi için bu kurallara uymak zorundayız. Eğer kurallara uymayacaksak, onları koymanın da bir anlamı kalmaz.

Geçtiğimiz gün mesai arkadaşımız Ahmet Burhan Akkoç’un çektiği bir video ülke genelinde viral oldu.

Videoda, köpeğini kucağına alarak tramvaya binen bir kadının zabıta ekipleri tarafından tramvaydan indirilmek istendiği görülüyor. Kadın, İstanbul’dan YHT ile geldiğini ve köpeğini de bu şekilde taşıdığını belirterek tramvaydan inmeyeceğini söylüyor. Zabıta ekipleri ise mevcut kuralların bu yönde olduğunu ve tramvaydan inmesi gerektiğini ifade ediyor. Bu sırada tramvay duruyor, içerideki yolcular beklemek zorunda kalıyor, tansiyon yükseliyor ve kadın sonunda tramvaydan inmek durumunda kalıyor.

Video kısa sürede yayıldı, hem yerel hem de ulusal medya organlarında paylaşıldı ve binlerce yorum aldı.

Yorumlara şöyle bir baktım; Kadını haklı bulanlar da var, zabıtayı haklı görenler de…

Ayşe Ünlüce’yi hayvan düşmanı ilan edenler var, “sokak hayvanlarına izin veriliyor, buna neden verilmiyor?” diye soranlar da…

“Kucaktaki bir süs köpeğinin kime zararı olur?” diyen de var, “Eskişehir çok değişti” diyen de…

Kısacası her görüşten yorum mevcut.

Ben ise bu tablonun başından sonuna kadar görevini layıkıyla yerine getirmeyen bir sürü insan görüyorum.

Olaydaki ilk tuhaflık İstanbul çıkışında başlıyor. YHT kuralları açık:

“Evcil hayvanınız kafesi içinde olmalı, seyahat edilecek vagon ve koltukta herhangi bir hasar ya da kirliliğe sebep olmamalıdır.”

Videodaki kadın ise İstanbul’dan köpeğiyle bu şekilde geldiğini ifade ediyor.

Peki buna nasıl izin verildi?

Kadın Eskişehir’e geliyor ve tramvayın içine kadar köpeğiyle girebiliyor.

Duraklardaki turnikelerde görevli güvenlikler, kadın içeri girene kadar neredeydi?

Kadın ücretini ödüyor, tramvaya biniyor; bu kez görevliler gelip indirmeye çalışıyor. Kadın da haklı olarak “buraya sokak köpekleri biniyor” diye hatırlatıyor, ardından “paramı verin, öyle ineyim” diyor.

Sokak hayvanlarına sınırsız bir hoşgörü gösterilirken, bu kadının küçük cins köpeğiyle tramvaydan indirilmesi haliyle eleştirilere neden oluyor.

ESTRAM’ın konuyla ilgili kuralı ise şöyle:

“Görme engellilere refakat eden köpekler ve önlemi alınmış kafeste taşınabilen evcil hayvanlar dışında tüm hayvanların tramvaylara alınması yasaktır.”

Kurallar kişiye ya da duruma göre değişmemeli!

Ben de bir hayvanseverim. Sokaktan sahiplendiğim bir kedim var. Hatta ES TV’de hazırlayıp sunduğum Can Dostum adlı bir programım da bulunuyor. Yani hayvanlarla aram fazlasıyla iyidir ve onlara karşı yapılan her türlü yanlışın karşısında dururum.

Ancak “hayvanseverlik” kimliği altında kuralsızlığı savunanların da karşısındayım. Hayvanları sevmek, her koşulda ve her yerde kuralları yok saymak anlamına gelmemeli.

Büyükşehir Belediyesi’nin bana göre buradaki en büyük hatası, uygulamadaki çifte standart. Sokak hayvanları tramvayda seyahat ederken hayvan dostu şehir naraları atılıp, evcil hayvanıyla binen bir yolcuya bu muamele yapılması kabul edilebilir bir durum değil.

Eğer bir kural varsa, bu kural tüm hayvanlar için eşit şekilde uygulanmalı.

Açıkçası, yanımda bir sokak köpeğiyle seyahat etmekten bireysel olarak mutluluk duyarım. Ancak tramvaya köpek binemez diye bir kural varsa, hiçbir köpek binmemeli. Öte yandan herkes köpekle seyahat etmekten mutluluk duymak zorunda da değil.

Zabıta, elinde köpeğiyle tramvaya binen bir kadını indiriyorsa, sokak köpeklerinin tramvaya binmesini de engellemeli.

Sokak hayvanlarının yaşam koşulları farklı ve kalıcı yöntemlerle iyileştirilmeli, kurallar ise kişilerin inisiyatifine bırakılmadan, net ve tutarlı bir şekilde uygulanmalı.

Bu tartışmada haklı olan bir taraf yok. Görevini yapmayan insanlar ve zincirleme şekilde yanlış giden bir süreç var.

Şunu da söylemeden geçemeyeceğim; yaşanan bu üzücü durumu kâr sayıp Büyükşehir Belediyesi ve Ayşe Ünlüce’yi kabadayıya benzeten, kötü zihniyetli olmakla suçlayan hatta hayvanların ölmesinden mutluluk duyacaklarını söyleyen AK troll ordusu beni bir hayli güldürdü.

Duruma göre hayvansever olan bu tipleri şöyle bir senaryoda düşünün: Tramvaya küçük cins köpeğiyle değil pitbull cinsi köpeğiyle bir kadın binsin. Köpek de bu AK troll kardeşimizin çocuğunu rahatsız etsin ya da zarar versin. O zaman da aynı tutum içinde olacak mı?

“Ayşe Ünlüce tramvaylarda halkın üzerine köpekleri salıyor” diye tweet atacaklarına yemin edebilirim ama ispatlayamam…