Okuyup yazıyoruz ya...
Yaşımız da epey olunca...
Her şeyi bildiğimiz...
Her şeyi bilmiyorsak da sözümüzün dinlendiği zannediliyor.
Geçenlerde tanıdık bir anne dokuz on yaşlarındaki kız çocuğunu gösterip,
“Şuna bir şey söyleseniz? Hiç ders çalışmıyor,” dedi.
Ne yapalım…
Yaşar Kemal’in, “Yer Demir Gök Bakır” romanındaki Ermiş Taşbaş Efendi gibi,
“Ben ermiş değilim!” diye feryat figan etmenin bir anlamı yok.
Şöyle olur böyle olur, dedik çocuğa.
“Derslerine çalışıp başarılı olursan ileride iyi bir mesleğin, iyi bir işin olur.”
Çocuk cep telefonundan başını kaldırıp bakmıyor bile bize.
Annesi arada bir dürtüyor çocuğu.
“Dinlesene kızııım!” diyor.
Ben, yanılmaktan çok çocuğun ilgisizliği, direnci karşısında yılıp pes etmekten korkarak devam ediyorum tavsiyelerde bulunmaya.
İyi bir eğitimin olmazsa iyi bir mesleğin olmaz.
İyi bir mesleğin olmazsa iyi bir işin de olmaz.
İyi bir işin olmazsa nasıl para kazanacaksın?
Geçimini nasıl sağlayacaksın?
Çocuk cep telefonundan başını kaldırdı.
Yüzüme baktı.
“Canlı yayın açarım!” dedi.
“Canlı yayın mı?” dedim.
“Evet!” dedi.
Annesi,
“Ne canlı yayını kız!” diye çocuğun ensesine tokadı yapıştırdı.
Ama çocuk haklı.
Bizim bildiğimiz meslek sahipleri...
Öğretmen, hemşire, mühendis, diş hekimi, eczacı…

İşsiz!

Yahut da asgari ücretle bir iş bulabilirse…
Çocuk canlı yayında hangi hünerini gösterecek, bununla geçim sağlanır mı bilmiyorum ama artık günümüzde işler değişti.
İnternet, sosyal medya derken enteresan meslekler ortaya çıktı.
Trafik denetiminde polis memuru motorlu bir genci durduruyor.
Mesleğini, ne iş yaptığını soruyor gence.
“İçerik üreticisiyim,” diyor genç.
“Kaç takipçin var?” diye soruyor polis.
“Üç yüz elli.”
“Üç yüz elli bin mi?”
“Yok abi, sadece üç yüz elli!”
Bunlar bir iş...
Bir meslek sayılır mı?
Sadece bunlar mı?
Sosyal medyada ilanlarını görüyoruz.
İlk Gün Danışmanı, Hamilelik Danışmanı, Kırk Uçurma Danışmanı, İlişki Uzmanı...
Bir zamanlar Haydar Dümen vardı.
İlişki Uzmanı!
Cinsel ilişki!
Hakiki İlişki Uzmanıydı ama!
İnsanlar şikâyet ediyordu bunu.
“Bizi kandırdı. Şu kadar paramızı aldı. İlişki falan olmadı!” diye.
Ya da,
“Bizi gözlerinin önünde cinsel ilişkiye zorladı!” diye.
Şimdi bu işler...
Bu enteresan işler bir meslek...
Bir iş sayılır mı?
Bunlar bir meslek mi?
Yoksa mesleksizliğin, işsizliğin çaresizliği mi?
Kendine bir unvan, bir statü, bir iş uydurma çabaları mı?