Yapay zeka…

Hayatımızın neredeyse her alanında karşımıza çıkıyor artık.

Telefondaki önerilerden sosyal medyaya, sağlıktan eğitime, güvenlikten ulaşıma…

Ancak yapay zekageliştikçe, akıllardaki soru işaretleri de büyüyor.

Özellikle gelecek yıllarda bazı mesleklerin kaybolacağına dair…

Bu meslekler arasında gazetecilik de var.

Çünkü bugün yapay zeka, bizlerden çok daha hızlı haber yazabiliyor; saniyeler içinde veri tarayabiliyor, kısa sürede kapsamlı araştırmalar yapabiliyor. Rakamları derliyor, raporları özetliyor, hatta başlık önerileri bile sunabiliyor.

Dolayısıyla gazeteciliğin geleceği tehlike altında mı diye düşündüğümüz oluyor.

Bilimin İzinde’nin bu haftaki konuğu Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi Gazetecilik Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Alaaddin F. Paksoy’du.

Alaaddin Hocamıza da bu soruyu sordum.

Yapay zeka gazeteciliği nasıl etkiliyor? Gelecekte gazetecilik yok olabilir mi?

Paksoy’un yanıtı şöyle oldu:

Yapay zekanın şöyle bir gücü var bence medya üzerinde; çok iyi haber yazabiliyor. Belki insandan bile daha iyi haber yazıyor. Usta bir gazetecinin bulamayacağı başlıkları bulabiliyor. Haber girişini çok akıcı yapabiliyor ve kusursuz dil bilgisi açısından, imla kuralları açısından harika bir metin ortaya koyabiliyor.Bu belki de medya tarihinde aslında bir matbaanın bulunması kadar önemli bir gelişme diyebiliriz. Fakat bu kadar iyi haber yazan bir sistem neyi yapamaz derseniz, bazı işleri yapamıyor. Mesela iyi bir futbol haberi yazabilir ama bir futbolcunun attığı golden sonra yaşadığı sevinci, o hissi yazamaz. Bunun için yine sizin o futbolcuyla konuşmanız lazım. Öğretmen düşünün uzak bir köy okulunda. Çocuklara hayatı öğretiyor. Onlara eğitim veriyor. Oradaki ortamı, öğretmenin oradaki iletişimini yapay zeka size yazamaz. Onu gidip sizin gözlemlemeniz lazım. O yüzden hala insana dair birçok hikaye var ve bunları biz gazetecilerin ortaya çıkartması gerekiyor. Yapay zekanın değil.”

Paksoy, yapay zekanın gazeteciliği yok edeceğini değil kolaylaştıracağını söylüyor ve şöyle devam ediyor:

Bence burada bir iş bölümü olacak. Yani gazeteciler artık rutin işlerle uğraşmayacaklar. Bir editör mesela... Saatlerini harcayabilir metni daha iyi bir hale getirmek için. Bununla uğraşmayacak ama editörün veya bir muhabirin yapacağı şey bundan sonraki süreçte büyük ölçüde fikir geliştirme olacak. Yani nerede ne ihtiyaç var? Toplum neyi duymak istiyor? Bunlarla ilgili daha fazla zamanı olacak bence gazetecilerin kafa yorması için. O yüzden yapay zekabir ölçüye kadar bize yardımcı olacak ama bütün bir sistemi kontrol etmesi, bütün medyadaki içeriklerin yapay zeka tarafından üretilmesi hem kaotik bir sürece dönüşebilir hem de yakın zamanda ve orta zamanda pek mümkün olmayan bir şey. İşin zaten etik tartışmaları da var. Hani belli işleri yapay zeka artık daha hızlı bir şekilde yapabilecek. Ama hiç insansız bir hale gelmeyecek. O mümkün değil. Bizim sektörümüzle ilgili ben tamamen yapay zekanın hakim olmasını beklemiyorum. Uzun vadede de beklemiyorum.

Bazıları yapay zekaya önyargılı ve hayatına dahil etmekten kaçınıyor. Ancak Alaaddin Hoca, bunu sonsuz bir güvenle kullanmadığımız sürece faydalanabileceğimizi söylüyor.

Ben de kendisine katılıyorum.

Teknolojiyi, çağın getirilerini reddetmenin mantıklı olduğunu da düşünmüyorum.

Bu yazıyı kaleme alırken bizden eski jenerasyonlardaki abilerimizle ne kadar farklı olduğumuz aklıma geldi.

Bazıları der ki; deftersiz gazeteci olmaz.

Mesela bir röportaja gittiğimizde karşı tarafın yanıtlarını mutlaka not almamız gerektiğini düşünürler.

Oysa ben ve benden sonra gelen arkadaşların büyük çoğunluğunda böyle bir alışkanlık yok.

Çünkü teknolojinin sağladığı imkanlar bambaşka… Telefonda ses kaydı alırken aynı anda söylenenleri metne dönüştürebiliyoruz.

Dolayısıyla deftersiz gazeteci olunur, hatta bu gazeteci diğerine göre çok daha hızlı olur.

Ancak bunlar aradaki araçların farklılığı…

Gazetecilik aynı…

Araçlar değişse de, teknoloji gelişse de, insani özelliklerimizle fark yaratmak baki kalacak.