Biyografilere hep ilgi duydum. Kamuoyunda hepimizin adını duyduğu, yüzüne aşina olduğu isimlerin hayat hikayelerindeki kırılma anları, karar verme motivasyonları ve yürüdükleri yolun tesadüflerle mi yoksa bilinçli tercihlerle mi şekillendiğini okumak ilgimi çekiyor.

Elbette satırlara yansıyanlar duyguyu ya da zorlukları her zaman tüm açıklığıyla yansıtmıyor. Yine de biyografilerin ilham verici tarafının olduğuna inanıyorum.

Neticede hepimiz insanız hatalarımızla, yanılgılarımızla, beklentilerimiz ve hayal kırıklıklarımızla… Bir insanın hikayesine yakından bakmak, onu haklı çıkarmasa da neden o tercihleri yaptığını, neden bazı mücadelelerden vazgeçmediğini ya da neden bazı yenilgileri kabullenemediğini anlamama yardımcı oluyor.

O yüzden anlaşılmak kadar anlamayı da rahatlatıcı buluyorum.

*

Siyasi yorumlara bu açıdan bakmak da hoşuma gidiyor. Son günlerde eski siyasetçilerden çok konuşulan bir isim var: Erman Gölet. Günaydın Eskişehir’e onu CHP’deki mutlak butlan sürecini konuşmak için davet ettik. Eski CHP il başkanı olması, örgütte iz bırakması ve aradan geçen yıllara rağmen kritik süreçlerde adının hala geçiyor olmasısöyleyecekleri konusunda insanı meraklandırıyor…

“Ne Kemal Kılıçdaroğlucuyum ne de Özgür Özelci; ben CHP’liyim” dedi Erman Gölet. Bu şu süreçte en çok kafa karıştıran demeç maalesef… Ben direnişin geçmişi koparıp almak için değil geleceği kurtarmak için yapılması gerektiğine inanıyorum.

*

Erman Gölet, açıkça “kayyum il başkanı olmam” diyerek de net tavır koydu, bu elbette çok kıymetli. Aynı zamanda CHP’lilerden duyduğumda şaşırdığım görüşlere kendisinin de sahip olduğunu gördüm. Er ya da geç yeni partiye evrilecek bu sürecin kendi deneyimlerine göre başarılı olmayacağını, yeni parti macerasının tamamen yanlış bir yol olduğunu söyledi.

Gözlemlediğim kadarıyla CHP’nin köklü çınarları yeni parti konusunda bir direnç gösteriyor. Mutlak butlandan çıkışın yeni partiyle geçici bir zeminde mümkün olmadığını savunuyor. Bana kalırsa partide kalmak iç direnişe sıkışabilecekbu hukuksuz sürecin toplumsal muhalefet sorunu olarak dışa vurulmasına engel olabilir.

*

Siyasette uzun süre kalan insanların söyledikleri kadar söyleyemedikleri de dikkatimi çekiyor. Çünkü yıllar geçtikçe görüşler kadar deneyimler, idealler kadar hayal kırıklıkları da konuşmaya başlıyor.

Erman Gölet’i dinlerken de aklıma sık sık bu geldi.

Anlattığı her olayın arkasında yalnızca bugüne dair bir değerlendirme değil, geçmişten taşınan bir tecrübe birikimi vardı. Kırgınlık, yılgınlık ve yorgunlukla birlikte…

Gölet’i dinlerken CHP’nin şu an içinde bulunduğu durum kadar geçmişte kendisinin yaşadıklarını da duymaya başladım. Sürekli “aklıselim davranalım” çağrısı bana kendisine kritik zamanlarda yaptığı bir uyarı gibi geldi… Çünkü Erman Gölet, siyasi geçmişinde çok haksızlığa uğramış, yaşadıklarını sindirememiş buna rağmen pes etmeyerek belki de hala ‘ilkeli davranmış olmanın’ bedelini ödeme ağırlığı altında eziliyor…

Suskunluğunun arkasında sakladığı kaos bugün ona siyasi bir güç vermese de “hak ettiklerini alamadığını” söyleyen, bir cümleyle de olsa hakkını vermekten imtina eden çok sayıda insan var… CHP’nin günümüzde de hem sevilen hem de kızılan isimlerinden biri…

*

Bir kez daha şunu gördüm ki siyasette kaderi belirleyen şey yalnızca ilke ya da emek değil; çoğu zaman zamanlama, tercihler ve o tercihlerin yarattığı sonuçlar… En acı gerçeklerden biri de kazanma şansını hiç elde edememiş olmak… Türkiye’de şanslı olmak, doğru anlarda doğru pozisyon almak siyasette bile ‘hikayeyi’ değiştirebilir. Bugün şansını risk alarak doğru kullanan birçok isim sahnede!

Diğer yandan ilkeli sadakat başarıyı getirmiyorsa takdir görmüyor. Kritik noktalardaki sükûnet ise kararsızların hep kaybetmesine neden oluyor. Doğru ya da yanlış tercihler yapmak geri dönmek için bir referans olabilirken kararsız kalmak geleceği heba ediyor.

Kritik eşiklerde verilen kararlar bugün geriye dönüp baktığımızda farklı ihtimalleri önümüze seriyor. Değişkenlerin ihtimali ‘keşke’lerde kalabiliyor…

*

Belki Erman Gölet, o çok anlatılan Odunpazarı Belediyesi’nin Burhan Sakallı’ya bırakıldığı seçimlerden önce Yılmaz Büyükerşen’in “DSP’ye geç” teklifini pazarlık yapmadan kabul etseydi bugün hala Eskişehir siyasetinin ana aktörlerinden biriydi…

Ama olmadı…

Siyaset satır aralarında kalan ‘olabilirdi’lerin üzerinden değil; kaybeden ve kazananların arasında olup bitenlerin peşinden yazılıyor…