Bu ülkede kime güveneceğimizi şaşırmış durumdayız!

Doruk Madencilik emekçileri yaklaşık 35 gün önce İçişleri Bakanı ve Yardımcısı, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakan Yardımcısı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakan Yardımcısı, ilgili bakanlıkların bürokratları, Emniyet Genel Müdürü ve Ankara Emniyet Müdürü’nün “sözüne güvenip” 9 günlük açlık grevlerini noktalamıştı.

Söz verenler arasında SSS Yıldızlar Holding Kurucusu ve Yönetim Kurulu Başkanı Sebahattin Yıldız ve holdingin CEO’su Ali Vahit Atıcı da vardı. Tabii ki onlarda söz verip de tutmamak bir gelenek olduğu için buna şaşırmıyoruz.

Ancak…

Yukarıda tek tek yazdığım onlarca kişi, 9 gün boyunca aç kalan ve sadece “haklarını” isteyen işçilere söz verdi, onları haklarını alacaklarına inandırdı.

Ve verilen sözler tutulmadı!

15 Mayıs’a kadar ödemelerin yapılacağı sözü verilen işçilere ücretler yatırılmadı.

Devletin neredeyse en üst mertebelerinde görev yapan yetkililer(!), bir holdinge sözünü geçiremedi!

Emekçi devlete güvendi, pişman oldu!

İşin acı taraflarından bir tanesi de işçilere para bulamayan holding, bu süre zarfında sarı sendikaya 10 milyon TL’lik bir ödeme yaptı!

Emek hiç bu kadar değersizleştirilmemişti!

Dejavu! Direniş yeniden başladı!

Madenciler, Ankara’ya gitmek istediğinde önlerine bin bir türlü engel koyuldu, koyulmaya devam ediyor!

Seslerini duyuramasınlar diye yapılmayan kalmadı.

İşçileri Ankara’ya götürmek üzere anlaşılan olan otobüs firmaları, tehditler sonrası anlaşmaları iptal etti.

Kolluk kuvvetleri geniş çaplı çevirme ve kimlik kontrolü yaptı.

Bağımsız Maden İş Sendikası “Bunlarla uğraşmayın. Ya bizi köle ilan edin ya da haklarımızı verin” paylaşımında bulundu.

Durumun tam olarak özeti…

İşçilere yapılan bu muamele köle muamelesi değil de nedir!

Holdingin sahibi Sebahattin Yıldız’a işçilerin haklarını gasp ettiği için herhangi bir yaptırım uygulanmazken, tüm iyi niyetiyle devletin sözüne güvendiği için eylemini sonlandıran işçilere adeta suçluymuşçasına uygulanan bu tarife niye?

Bu adamların suçu ne?

Sözünüze güvenmeleri mi?

Haklarını istemeleri mi?

İnsanca bir yaşam talebinde bulunmaları mı?

Devletin bakanları ve üst düzey yöneticilerinin yapması gereken SSS Yıldızlar Holding’e hesap sormak değil mi?

Madenciler bu ülkenin vatandaşı değil mi?

Üzülerek görüyoruz ki…

Soma’da 301 madencinin yaşamını yitirdiği katliamın ardından madencilerin ailelerini yerlerde tekmeleyen zihniyet, bugün de emekçinin değil sermayenin koruyuculuğunu yapıyor.

Her tecrübeden bir ders çıkarmak gerekir ya…

Büyük ve acı dersler alındı!

Bakan da olsa, Emniyet Genel Müdürü de olsa kimsenin sözüne güven olmaz bu saatten sonra