Şuara Suresinin son ayetlerinde şairler lanetlenmiş.
“Şairlere gelince, onlara yalnızca azgın sapıklar uyar. Görmüyor musun onlar başıboş vadilerde dolaşırlar. Görmedikleri ve yapmadıkları şeyleri söylerler.”
Yalancılar yani!
“Yapmadıkları şeyleri söylerler.”
Orası kesin!
Mesela Fazıl Hüsnü Dağlarca…
Büyük şair.
Ama yalancı!
Türk Dil Kurumu üyesi olduğu yıllarda Asım Bezirci’ye,
“Üyelik için başvur. Toplantıda lehine oy kullanıp seçilmeni sağlarım,” demiş.
Bunun üzerine…
Asım Bezirci de…
Şairlerin yalancı olduklarını bilmez gibi başvurmuş.
Başvurusu reddedilmiş.
Ret oyu verenlerin başında da Fazıl Hüsnü Dağlarca geliyormuş.
Üstelik de dalga geçmiş.
Oylamada,Asım Bezirci’yi ima ederek;
“Boyu bir altmış beşin altında olanların başvurusunu kabul etmeyelim!” demiş.
Bununla da kalmamış.
Oylamadan sonra, Asım Bezirci’ye,
“Senin için kabul oyu verdim. Komisyonu, başvurunu kabul etmesi için ikna etmeye çalıştım,” demiş.
“Yapmadıkları şeyleri söylerler” mi diyordu Şuara Suresi?
Şairlerin yalancılıkları ortada!
Peki nasıl insanlardır bu şairler?
Mesela Yahya Kemal?
Büyük şair.
Peki büyük insan mı?
İyi bir insan mı?
Oturmasını kalkmasını...
Adab-ı Muaşeret kurallarını...
Nezaket kurallarını bilen bir insan mı?
Yusuf Ziya Ortaç yazmış.
Yahya Kemal’i memnun etmek kolay değilmiş.
Kendisini...
Şiirlerini beğenmeniz yeterli değilmiş bunun için.
Diğer şairleri de yermeniz...
Yerden yere vurmanız gerekiyormuş.
Ancak o zaman memnun olurmuş.
Halil Nihat Boztepe,
“Ne büyük şairdir Fikret,” demiş Yahya Kemal’e.
Sen misin bunu diyen.
Küsmüş Halil Nihat’a.
Bir daha konuşmamış kendisiyle.
Bir keresinde de Abdullah Efendi lokantasında karşılaşmışlar Yusuf Ziya Ortaç ile Yahya Kemal.
Yusuf Ziya, masasına buyur etmiş Yahya Kemal’i.
Yahya Kemal’in hoşuna gitmiş bu.
“Ne lâtif adamsın Yusuf Ziya,” diye iltifat etmiş.
Ama yemekten sonra…
Yemekten sonra Yahya Kemal bakır bir tas koymuş masaya.
Takma dişlerini çıkarıp tasın içindeki suda yıkamaya başlamış.
Yusuf Ziya, suyun üzerinde yüzen mide bulandırıcı yemek artıklarını da görünce,
“Bunu yapmaya hakkın yok!” demiş.
Bunun üzerine Yahya Kemal,
“Bir daha benimle aynı masaya oturmazsın!” diye öfkeyle bağırıp çağırmış.
Bunu yapan Yahya Kemal üniversitede profesör…
Mecliste Milletvekili…
Yurt dışında Elçi…
Ve edebiyatta büyük şair!
Ama işte…
İyi bir insan olmak başka bir şey.