Eskişehir için sıradan bir tarih değil.
Tam 104 yıl önce bugün, Eskişehir düşman işgalinden kurtarıldı. Bir şehrin yeniden kendi kaderine sahip çıktığı, bağımsızlığına kavuştuğu o günün üzerinden 104 yıl geçti.
Bugün Eskişehir sokaklarında özgürce dolaşabiliyor, bu şehrin meydanlarında istediğimizi konuşabiliyor, şehrimizin geleceği hakkında hayaller kurabiliyorsak, bunda 2 Eylül'ün ve o günlere ulaşmamızı sağlayan mücadelenin büyük payı var.
O yüzden 2 Eylül sadece bir kurtuluş günü değil.
Aynı zamanda bu şehre, bu ülkeye ve geçmişimize karşı sorumluluğumuzu hatırlama günü.
Eskişehir'in kurtuluşunu kutlarken yalnızca geçmişe bakmamak gerekiyor. Bugünün Eskişehir'ini yarının Eskişehir'ine nasıl taşıyacağımızı da düşünmek gerekiyor.
Çünkü şehirler yalnızca binalardan, yollardan ve meydanlardan oluşmuyor.
Bir şehrin hafızası, kültürü, değerleri ve insanları var.
Eskişehir de kendi karakteri olan şehirlerden biri.
2 Eylül vesilesiyle bir kez daha başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere, bu toprakların bağımsızlığı için mücadele eden tüm kahramanları saygı ve minnetle anıyoruz.
Nice 2 Eylüllere Eskişehir…
BİLDİĞİMİZ GİBİ
Eskişehirspor güzel bir açılış yaptı.
Sultan Su İnegölspor ile oynanan hazırlık maçının sonucu elbette önemliydi ama o gece asıl konuşulması gereken başka bir şey vardı:Tribünler…
Konserlerin de etkisiyle stadyumdaki hareketlilik ve maç sırasında tribünlerdeki taraftar sayısı localar dahil 7 bini aştı.
Şimdi bu rakamı bir kenara yazalım.
Çünkü aynı hafta Trendyol 1. Lig'de oynanan maçlarda tribünlere gelen seyirci sayılarına baktığımızda tablo Eskişehirspor'un taraftar gücünü çok net gösteriyor.
1. Lig'de haftanın en yüksek seyircili maçı olan Sivasspor-Manisa FK karşılaşmasını 2 bin 964 kişi izledi.
Sarıyer-Batman Petrolspor: 2 bin 691.
Antalyaspor-Pendikspor: 2 bin 163.
Karagümrük-Bursaspor: 2 bin 39.
Bandırma-Keçiörengücü: 1.202.
Bodrum FK-Muğlaspor: 854.
Vanspor FK-İstanbulspor: 738.
Boluspor-Mardin 1969: 679.
Iğdır FK-Kayserispor: 486.
Ümraniyespor-Erokspor: 318.
Eskişehirspor ise henüz 3. Lig'de, sezon açılışındaki bir hazırlık maçında 7 bini aşkın taraftarı tribünlere çekti.
Geçtiğimiz sezon yaşanan dramatik sona rağmen taraftar yine takımının arkasında.
Üstelik bu, lig maçı bile değildi.
Bir hazırlık maçıydı.
Ama Eskişehirspor taraftarı için rakibin, maçın adı ya da lig seviyesi pek fark etmiyor.
ES ES varsa tribün var.
Bölgesel Amatör Lig'de ve ardından 3. Lig'de birçok karşılaşmayı kapalı gişe oynayan Eskişehirspor, tribünleriyle Türkiye futbolunda kendine ayrı bir yer açmayı sürdürüyor.
Taraftarın beklentisi ise çok daha büyük.
7 bin değil, 10 binler…
Aslında bu beklenti hiç de şaşırtıcı değil.
Çünkü Eskişehirspor'un geçmişte Süper Lig'de, 1. Lig'de ve Türkiye Kupası'nda oluşturduğu atmosfer halen hafızalarda.
Bugün 1. Lig'de bazı maçlarda 300-500 kişinin konuşulduğu bir ortamda, Eskişehirspor'un hazırlık maçında 7 bini aşkın taraftara ulaşması önemli bir mesajdır.
Hatta bize göre bu tablo şunu söylüyor:
Eskişehirspor, tribün anlamında o ligi çoktan geride bıraktı.
Eskişehirspor'un saha dışındaki en büyük gücü zaten ortada:Bu taraftar.
Eskişehirspor'un hedefi de tribünün hedefi de belli:
Daha kalabalık, daha coşkulu ve sonunda yeniden hak ettiği liglerde bir ES ES…
KISSADAN HİSSE
Akıl hastanesine yeni atanan müdür, hastaneyi dolaşmaya karar vermiş.
Dolaşırken hastanenin dışarıya bakan duvarının dibinde, bir grup hastanın tek sıra halinde duvardaki küçük bir delikten dışarı baktığını görmüş.
Merak etmiş, yanlarına gidip sormuş:
“Yahu hepiniz burada ne yapıyorsunuz?”
Hastalar hep bir ağızdan cevap vermiş:
“Hiçbir şey yapmıyoruz müdür bey. Sadece bu delikten dışarı bakıyoruz.”
Müdür, “Durun, bir de ben bakayım” demiş ve hastaları kenara itip delikten dışarı bakmış.
Bir de ne görsün?
Delik kapalı. Dışarıdan hiçbir şey görünmüyor.
Hiddetle hastalara dönmüş:
“Yahu ben baktım, bu delikten dışarı hiçbir şey görünmüyor. Siz ne görüyorsunuz?”
Hastalar yine hep bir ağızdan cevap vermiş:
“Müdür bey, biz yıllardır bakıyoruz, bir şey göremedik. Siz bir bakışta nasıl göreceksiniz ki?”