Danıştay geçen hafta 'Öğrenci Andı'nın ve 'Devlet Madalyalarındaki Atatürk Kabartması'nın kaldırılmasıyla ilgili iki önemli karar açıkladı. Bu kararların ne anlama geldiğini doğru okuyabilmek ve MEB'in 'siyaset rüzgarına göre yön değiştiren' çelişkilerini görebilmek için biraz geriye doğru gitmemiz gerekecek. ÖNCE ANDIMIZI SAVUNDULAR!.. 'Andımız' 1933 yılından 2013 yılına kadar bazı değişikliklerle ilkokullarda okundu. 2008 ve 2009 yıllarında Andımız'ın kaldırılması yönünde Danıştay'a başvurular oldu. Bu yıllarda Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) aleyhine açılan davalarda Andımız'ın savunmasını dönemin Milli Eğitim Bakanı Nimet Çubukçu yaptı.
MEB'in savunmasında 'Andımız'ın ırkçılık içermediği ve pedagojiye aykırı bir yönü olmadığı' belirtildi. Danıştay 8.Dairesi de bu davaları oy birliği ile reddetti. MEB NEDEN DÖNÜŞ YAPTI?
MEB'in Andımız ile ilgili tavır değişikliği iktidarın 'açılım politikası' izlediği dönemde başladı. 30 Mart 2014 tarihinde ülkemizde yerel seçimler vardı ve kaldırılma talebinin geldiği adres belliydi.
80 yıldır okullarımızda okunan Andımız, Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı döneminde 8 Ekim 2013 tarihinde İlköğretim Kurumları Yönetmeliği'ndeki ilgili maddenin çıkarılmasıyla kaldırıldı. Bunun üzerine Türk Eğitim-Sen ve Eğitim-İş, Nabi Avcı'nın kaldırdığı yönetmeliğin12. maddesinin yeniden konulması için dava açtı.
Danıştay 8. Dairesi 2018 yılında Andımız'ı kaldıran yönetmeliği oy çokluğu ile iptal etti ve tekrar okunmasının yolunu açtı. Ancak iktidar Danıştay'ın kararını uygulamadı. Bu arada Milli Eğitim Bakanlığı'na Ziya Selçuk getirildi.
Bu dönemde MEB, Danıştay 8.Dairesi'nin kararını temyiz etmek üzere Danıştay Dava Daireleri Kurulu'na başvurdu.
Çelişkilerle dolu bir sürecin ardından, Danıştay Dava Daireleri Kurulu 'üç yıl bekledikten sonra' ve Kurul üyelerinden 7'si değiştikten sonra 12 Mart 2021 günü Andımız ile ilgili nihai kararını verdi. Kurul, MEB'in itirazını oy çokluğu ile kabul ederek, Danıştay 8. Dairesi'nin yönetmeliği iptal eden kararını kaldırdı. Bu karar uyarınca okullarda Öğrenci Andı'nın okunmasını kaldıran yönetmelik uygulanmaya devam edecek ve Andımız 'şimdilik' okunmayacak. BU MİLLET'İN ADI YOK MU?
Son yıllarda adeta 'adı bilinmeyen, söylenemeyen, söylemekten çekinilen' bir millet haline getirildik. 'Yurttaş' kavramı tüm etnik ve dinsel farklılıkların üstünde olan, herkesin hakkını yasal bir zırh ile koruyan çağdaş bir kavramdır. İnsanları etnik kimliklerine, din ve mezheplere göre sınıflara ayırırsanız 'Yurttaş' kimliği ortadan kalkar.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk,Türk milletini ırk esasına dayandırmadığını, 'Türkiye Cumhuriyeti'ni kuran Türk halkına Türk milleti denir.' sözüyle ifade etmiştir. Burada söz edilen Millet 'yurttaşların eşitliği' ortak paydasında birleşen ve Türkiye sınırları içindeki toprakları 'yurt-vatan' olarak kabul ederek yaşayan herkesin ortak adıdır. Bu tanım, Anayasamızın 66. maddesinde 'Türk Devleti'ne vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türk'tür.' şekliyle yer alarak yasal nitelik ve anlam kazanmıştır.
Andımız'a karşı çıkanların kafasındaki izlem, salt okunmasına karşı çıkılmanın çok ötesindedir. Asıl hedef, egemenliğimizin siyasi bir tanımı olan Türk kavramının 'Andımız üzerinden' etnik bir düzeye indirilmek istenmesidir.
Bu durum,ulus devlet temeline oturan laik ve demokratik cumhuriyetimize, ulusal egemenliğimize yapılan 'sinsi' bir müdahale olup; emperyalist planların, feodalizmin ve kapitalist sömürü düzeninin 'konfederatif' değirmenine su taşımaktan başka bir şey değildir.
Sözü, tüm bu gelişmeler yaşanırken bir yandan da atılan 'Tek Millet ,Tek Bayrak,Tek Vatan,Tek Devlet' sloganından 'bizim ne anladığımızı' yanıtlayarak bağlayalım; Tek Devlet; Türkiye Cumhuriyeti'dir. Tek Vatan; Türkiye'dir Tek Bayrak; Türk Bayrağı'dır.
Bu durumda geriye kalan 'Tek Millet' hangi millet olur? Onun yanıtını da Andımız'a karşı çıkanlar versin….