Eskişehir 1896’ya kadar sıradan bir Anadolu kasabasıydı...

Eskişehir 1896'ya kadar sıradan bir Anadolu kasabasıydı...
Bozkırın ortasında, Porsuk'la birbirlerine bakıp bakıp iç geçirirler, sessiz ve sabırlı yaşamlarını sürdürürlerdi...
Sonra ortaya İstanbul-Bağdat demiryolu hattı projesi çıktı...
Gerçi hattın tamamlanması 1930'lu yılların sonunu buldu...
İstanbul-Bağdat arasında ilk sefer 1940 yılında yapılabildi...
Ancak projeyi üstlenen Almanlar, hat üzerinde çalışacak lokomotif ve vagonların bakım ve onarımlarını yapacak bir atölyeyi Eskişehir'e kurmaya karar verdiler...
İşte bu karar Eskişehir için bir dönüm noktasıydı...
O güne kadar tarım ve hayvancılıkla geçinen bölge halkı, artık bir sanayi yapısına kavuşuyordu...
Bu yeni bir istihdam alanı demekti...
Üstelik demiryolu hattı sayesinde Eskişehir kolaylıkla ulaşılabilir bir konuma gelecekti...
İlk dönemlerde Anadolu-Osmanlı Kumpanyası olarak anılan atölye Kurtuluş Savaşı yıllarında Türk Ordusu için top kaması üretti...
Bir süre İngiliz işgali altında kalan atölye, o sıralar 'Cer Atölyesi' adını aldı...
İngilizlerden geri alındı ancak bir süre sonra Yunan ordusunun Eskişehir'i işgali nedeniyle yeniden el değiştirdi...
1957 yılında Eskişehir'deki bir parkta iki durak arasında çalışmak üzere iki adet ufak buharlı lokomotif üretildi.
Ertesi yıl atölyenin adı Eskişehir Demiryolu Fabrikası olarak değiştirildi.
1961 yılında, 70 km/h hız yapabilen ilk yerli buharlı lokomotifi Karakurt üretildi.
Bir yıl öncesinde ise 'Devrim Otomobili' üretilmişti...
Fabrikanın adı 1970 yılında 'Eskişehir Lokomotif ve Motor Sanayii Müessesesi' (ELMS) oldu.
1986'da ise,
'Türkiye Lokomotif ve Motor Sanayii A.Ş.' (TÜLOMSAŞ) adını aldı...
2020 yılında ise,
Tüzel kişiliği kaldırılarak Türkiye Raylı Sistem Araçları Sanayi Anonim Şirketi (TÜRASAŞ) adını aldı...
Bu olay, şehir halkından büyük tepki gördü...
Her zamanki gibi bu tepkiye kimse aldırış etmedi...
***
Şehirde tramvay sistemi kurulurken Büyükşehir Belediyesi, tramvay araçlarını TÜLOMSAŞ'tan almadığı gerekçesiyle eleştirildi...
Daha sonra TÜLOMSAŞ'ın YHT araçları üreteceği konuşuldu...
Daha doğrusu hayali kuruldu...
Eskişehir'de herhangi bir bireyi ya TÜLOMSAŞ'tan, ya Şeker Fabrikası'ndan ya da Hava İkmal Bakın Fabrikasında çalışmamış ve emekli ve olmamış aile neredeyse yoktur...
Şehrin sanayileşmesindeki ana unsurlardan biri olmuştur...
Hem sağladığı istihdam, hem de kapasitesiyle şehir ekonomisine büyük katkıları olmuştur...
500 bin metrekarelik bir alan üzerine kuruludur...
İşte bu sanayi kuruluşu,
Biz her seferinde daha gelişip, daha etkin olmasını beklerken, giderek eridi, kapanma noktasına geldi...
***
CHP Eskişehir Milletvekili İbrahim Arslan,
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı'na konuyla ilgili yazılı soru önergesi verdi...
Arslan soru önergesinde,
Bakanlığın Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD) ile TÜROSAŞ Eskişehir Fabrikası'nın özelleştirilmesine yönelik görüşme yapıp yapmadığını ve bunun gerekçelerini sordu...
bildiğim kadarıyla henüz bir yanıt alamadı...
***
Evet,
Süreç nereye doğru gider bilemem...
Böyle bir özelleştirme Eskişehir açısından ne getirir ne götürür bilinmez...
Mevcut arazisine bile paha biçilemeyen kuruluşun, hem maddi hem manevi açıdan büyük önemi var...
Biz ülke olarak kendi otomobilimizi üretmeye çalışırken, var olanları ise satmaya, özelleştirmeye çalışıyoruz...
'Herkes gider Mersin'e,
Biz gideriz tersine...'
Olay budur...