Manisa’nın Turgutlu ilçesinde yaşanan okul saldırısının üzerinden daha saatler geçmişken Eskişehir’de yemek siparişlerinin not bölümüne düşen bazı ifadeler polisi harekete geçirdi.

Manisa’daki saldırıyı kendilerinin gerçekleştirdiğini öne süren tehditler…

Bir kişinin adı ve T.C. kimlik numarası…

Şehitlere yönelik hakaretler…

Üstelik bunlar farklı saatlerde, farklı siparişlere yazılıyor.

Doğal olarak siparişi gören kurye de işletme sahibi de tedirgin oluyor. Konu polise bildiriliyor, ekipler alarma geçiyor.

Sonrasında yapılan çalışmada ise notların Manisa’daki saldırıyla gerçek bir bağlantısının bulunmadığı, meselenin bir oyun içerisinde tartışan kişiler arasındaki husumetten kaynaklandığı belirleniyor.

İşte tam burada durmak gerekiyor.

“Çocukların oyunda kavga etmesi” ya da “internet üzerinden tartışma” diyerek geçilecek bir mesele değil bu.

Çünkü artık dijital dünyada yazdığınız birkaç cümle yalnızca ekranın içinde kalmıyor.

Bir kurye korkuyor.

Bir işletme tedirgin oluyor.

Polis ekipleri harekete geçiyor.

Ve daha önemlisi, henüz çok sıcak olan gerçek bir saldırı üzerinden toplumda yeni bir tedirginlik dalgası oluşturuluyor.

İnternette yapılan her şeyin şaka olmadığını artık öğrenmemiz gerekiyor. Çocuklarımıza da öğretmemiz önemli elbette…

Hele konu terör, silahlı saldırı, şehitler, tehdit veya insanların kişisel bilgileri ise…

Klavyenin başında yazılan birkaç satırın gerçek hayatta ağır sonuçları olabilir.

Belki de bu olayın bize hatırlattığı en önemli şey bu:

Dijital dünyanın da bir sorumluluğu var.

Ve ekranın diğer tarafında gerçek insanlar bulunuyor.

YENİ PARTİ’DE ASIL SINAV SANDIKTAN SONRA

Yeni Parti’de Eskişehir teşkilatları için artık sandık zamanı.

Mahmudiye ile başlayacak kongre takvimi ilçelerde devam edecek. Odunpazarı ve Tepebaşı’nda ise 27 Eylül’de üyelerin doğrudan katılacağı ön seçim yapılacak.

Özellikle merkez ilçelerdeki ön seçim modeli dikkat çekici.

Çünkü siyasette yıllardır en fazla tartışılan meselelerden biri şu:

Adayları kim belirliyor?

Genel merkez mi?

Dar bir yönetici grubu mu?

Yoksa üyeler mi?

Yeni Parti, en azından bu aşamada, üyeyi doğrudan sürecin içine alan bir yöntem uyguluyor.

Ancak benim açımdan asıl mesele kimin ilçe başkanı seçileceğinden biraz daha farklı.

Asıl bakılması gereken sandığa kaç kişinin gideceği.

Çünkü bir siyasi partinin gerçek örgüt gücünü yalnızca üye sayısı göstermez.

O üyelerin ne kadarının partiyle bağını koruduğu, toplantıya geldiği, sandığa gittiği ve sonrasında sahada çalıştığı gösterir.

Odunpazarı’nda binlerce, Tepebaşı’nda da iki binin üzerinde oy kullanma hakkına sahip üyeden söz ediliyor. Tepebaşı Kurucu İlçe Başkanı Tevfik Yıldırım, ilçede 2 bin 133 üyenin ön seçim için bilgilendirildiğini açıklamıştı. Odunpazarı Kurucu İlçe Başkanı Rahmi Çınar da rakamın her gün arttığını belirtti; yaklaşık 3 bin 700 üye sandığa gidecek ve Odunpazarı örgütünün önümüzdeki dönemine ilişkin tercihini ortaya koyacak.

Dolayısıyla 27 Eylül akşamı sadece kazanan isimlere bakmamak lazım.

Katılım oranına da bakmak gerekiyor.

Yeni kurulan bir parti açısından sandığa yüksek katılım, teşkilat içerisindeki hareketliliğin önemli göstergelerinden biri olur.

Düşük katılım ise başka soruları beraberinde getirir.

Sonrasında daha zor bir aşama başlayacak.

İlçe yönetimlerini oluşturmak…

Mahalle örgütlenmelerini çalıştırmak…

Kırsal ilçelerde görünür olmak…

Ve en önemlisi, yalnızca başka partilerden gelen isimlerin buluştuğu bir yapı görüntüsünden çıkıp kendi siyasi kimliğini ve örgüt kültürünü oluşturmak.

Sandığı kurmak kolay.

O sandıktan çıkan teşkilatı ayakta tutmak çok daha zor.

Bu nedenle Yeni Parti açısından Eskişehir’de 27 Eylül bir sonuç değil.

Başlangıç.

ES ES İÇİN DAHA DÖRDÜNCÜ HAFTADA KRİTİK VİRAJ

Sezona Alanya 1221 karşısında alınan 4-0’lık galibiyetle başlayınca doğal olarak beklenti yükseldi.

Ardından Uşakspor deplasmanındaki 2-2’lik beraberlik geldi.

Son olarak Bigaspor karşısında 3-0’lık mağlubiyet…

Üç hafta sonunda tablo:

Bir galibiyet.

Bir beraberlik.

Bir mağlubiyet.

Dört puan.

Henüz üçüncü haftada felaket senaryosu yazmanın hiçbir anlamı yok.

Lig uzun.

Puan kayıpları olacak.

Her takım zaman zaman kötü oynayacak.

Ama Eskişehirspor gibi hedefi yüksek olan bir takım açısından Bigaspor maçının skoru elbette üzerinde durulması gereken bir sonuç.

Çünkü mesele yalnızca üç puan kaybetmek değil.

3-0 kaybetmek.

Ve sezonun daha başında oyun konusunda soru işaretlerinin oluşması.

Şimdi önümüzde Balıkesirspor maçı var.

27 Eylül Pazar günü saat 19.00’da oynanacak karşılaşma, henüz ligin dördüncü haftası olmasına rağmen psikolojik açıdan önemli hale geldi. Eskişehirspor’un resmi fikstüründe de karşılaşma 27 Eylül saat 19.00 olarak yer alıyor.

Üstelik rakip ilk üç haftada aldığı sonuçlarla Eskişehirspor’un önünde geliyor.

Bir de taraftar cezası nedeniyle tribün desteğinin olmayacak olması işi daha da zorlaştırıyor.

Geçtiğimiz sezon da benzer dönemlerde şunu çok konuştuk:

Eskişehirspor’un ligde yalnızca iyi futbolcuya değil, istikrara ihtiyacı var.

Üçüncü Lig gibi uzun ve yıpratıcı organizasyonlarda şampiyonluk yalnızca büyük maçları kazanarak gelmiyor.

Bazen deplasmanda kötü oynarken bir puanı cebine koyabilmek…

Bazen öne geçtiğin maçı bitirebilmek…

Bazen de kötü geçen haftanın ardından hemen reaksiyon verebilmek gerekiyor.

Balıkesirspor karşılaşmasını bu nedenle yalnızca bir “4. hafta maçı” olarak görmüyorum.

Bu maç bize takımın Bigaspor mağlubiyetine nasıl reaksiyon vereceğini gösterecek.

Bir mağlubiyet sonrası ayağa kalkabilen takım ile mağlubiyetin etkisini haftalarca üzerinde taşıyan takım arasında sezon sonunda çok büyük fark oluşuyor.

Eskişehirspor’un önünde uzun bir yol var.

Panik yapacak zaman değil.

Ama bazı sorunları “daha sezonun başı” diyerek erteleyecek zaman da değil.

Balıkesirspor maçı belki sezonun kader maçı değil.

Ama sezonun karakterini gösterecek ilk ciddi sınavlardan biri olabilir.

KISSADAN HİSSE

Adamın biri her sabah dükkanının önünü süpürürmüş.

Komşusu dayanamayıp sormuş:

“Bu sokak zaten akşama yine kirlenecek. Niye her sabah uğraşıyorsun?”

Adam cevap vermiş:

“Ben sokağın akşam ne olacağını değil, dükkanımın sabah nasıl açılacağını düşünüyorum.”

Bazı insanlar sonucu bekler.

Bazıları ise güne hazır başlar.