Eskişehir'i diğer büyük kentlerden ayıran en önemli özellik nedir?

Tramvayı mı?

Üniversiteleri mi?

Yoksa bisiklet yolları mı?

Bence bunların hepsinden önce gelen başka bir avantajı var.

Mesafeler.

Son yıllarda dünyada sıkça konuşulan "15 dakikalık şehir" modeli, insanların günlük ihtiyaçlarına kısa sürede ulaşabilmesini hedefliyor.

İşe...

Okula...

Hastaneye...

Alışverişe...

Kamusal hizmetlere...

Bu modelde bisiklet en önemli ulaşım araçlarından biri olarak kabul ediliyor.

Çünkü ortalama 15 km/s hızla ilerleyen bir bisikletli, 15 dakikada yaklaşık 3-4 kilometre yol alabiliyor.

İşte tam da bu noktada Eskişehir dikkat çekiyor.

Kentimizin birçok mahallesinden üniversitelere, hastanelere, alışveriş merkezlerine ve kamu kurumlarına yaklaşık 15-20 dakikalık bir bisiklet yolculuğuyla ulaşmak mümkün.

Bu, Eskişehir'in belki de en büyük ulaşım avantajı.

Ancak aynı zamanda en kırılgan avantajlarından biri.

Çünkü kent büyüyor.

Motorlu taşıt sayısı her yıl artıyor.

Yeni yerleşim alanları gelişiyor.

Yollar ise aynı hızda büyüyemiyor.

Aslında dünyanın birçok kentinin yaşadığı sorun da tam olarak bu.

Daha fazla otomobil, daha fazla yol ihtiyacı doğuruyor.

Ancak yeni yollar da bir süre sonra yeniden doluyor.

Bu nedenle sürdürülebilir ulaşım politikaları artık yalnızca yeni yol yapmayı değil, mevcut yolları daha verimli kullanmayı hedefliyor.

İşte bisiklet tam burada devreye giriyor.

Çünkü Eskişehir'de otomobille yapılan kısa mesafeli yolculukların önemli bir bölümü bisikletle de gerçekleştirilebilir.

Bu yalnızca trafik yoğunluğunu azaltmaz.

Hava kalitesini iyileştirir.

Gürültüyü azaltır.

Enerji tüketimini düşürür.

Ve en önemlisi, Eskişehir'in en büyük avantajını korur:

Yakınlığı.

Belki de bugüne kadar yanlış soruyu sorduk.

"Eskişehir bisiklet kenti olabilir mi?"

yerine,

"Eskişehir zaten bir bisiklet kenti olmaya uygun; biz bu potansiyeli ne kadar kullanıyoruz?"

sorusunu sormalıyız.

Çünkü bir şehri bisiklet kenti yapan yalnızca bisiklet yolları değildir.

Mesafeleridir.

Ve Eskişehir'in en büyük şansı da tam olarak budur.

Bu şansı korumanın yolu ise daha fazla yol yapmak değil, kısa mesafelerde bisikleti ulaşımın doğal bir parçası hâline getirmektir.