Bu dil, bu üslup, bu tepeden bakış:
Sanayi konusunda bir şey söylenecekse, ben söylerim…
Benim düşüncelerime karşı çıkanlar, ya köhnemiş zihniyettir, ya zır cahildirler ya da hiçbir şeyden haberleri olmayan bir kalabalıktır…
'Tarım, tarım, tarım deyip duruyorlar ya,
Tarımı bu kadar çok seviyorsanız,
Hadi bakalım, gidip 2-3 dönüm arazi kiralayın, 40-5- baş küçükbaş hayvan, yani kuzu-koyun alın…
Sabah 6'da kalkıp, tarlaya gidin…
O hayvanlara bakıp, her sabah sağın…
Öyle evinde koltuğunda oturup, tarım demekle olmaz bu işler…'
So what?
'Eeee nasıl yani?'
'Sayın Kesikbaş öyleyse siz de gidip, birkaç lokomotif, birkaç vagon, tramvay, metro aracı filan alın;
Makinistlik, kondüktörlük yapın…
Aynı şey değil mi?
Şöyle bir 2 bin kilometre gidin, 2 bin kilometre gelin…
Mantık buysa,
Ben tarım yapayım, siz de makinistlik yapın…
Çeken, çekilen raylı sistemler ya konumuz…
O açıdan…'
***
Dünkü yazıda da dile getirmeye çalıştım...
Sizin kullandığınız dil, Eskişehir'in dili değil…
Eskişehir, en azından benim tanık olduğum 2003 yılından bu tarafa, o kadar çok şeyi tartıştı ki…
Bazıları siyasi düzlemde…
İktidar partisinin yöneticileri ile CHP arasında…
Büyükşehir Meclisi'nde…
Keza, Tepebaşı ve Odunpazarı Meclislerinde…
Ama hiç birinde, böyle, jakobenci, tepeden bakan, 'hadi lan, sen ne anlarsın sanayiden…' formatında bir dil kullanılmadı…
O yüzden,
Bu dil ve bu üslupla, düşüncelerinizi, fikir ve önerilerinizi bu şehre kabul ettirebilmeniz mümkün değil…
Bu dille, olmaz…
***
Hem,
Ailenizin çiftçi olduğunu, bu toprakları ekip biçerek kazandıkları parayla üniversiteyi okuduğunuzu anlatıyor, arkasından da, Türkiye'de çiftçilerin toprağı nasıl verimli şekilde kullanmaları gerektiğini bilmediklerinizi dile getiriyorsunuz…
Hadi bakalım, gelin çıkın işin içinden…
Ama bu cehalet, sizin üniversiteyi bitirmenizi sağlamış…
O topraklar olmasaymış, belki de siz üniversiteyi bitiremeyebilirdiniz…
Bu konunun bir tarafı…
ESO Başkanı Celalettin Kesikbaş'ın açıklamalarından başka bir bölüm…
'Alpu Ovası'na belki de TÜLOMSAŞ gelecek…'
Oldu, gözlerim doldu…
Onun hemen karşısına bir de Şeker Fabrikası…
Yakışır mı, acayip yakışır…
Bu tamamen ESO Başkanı Celalettin Kesikbaş'ın kendi ağzından çıkan kelimeler…
Hani, Alpu Tarım Ovası'na Raylı Sistemler dışında başka bir unsurun girmesine izin vermezdi ya,
(Böyle bir garantiyi de nasıl verebiliyorsa…)
Şimdiden,
TÜLOMSAŞ için yolu açtı bile…
***
Bundan birkaç gün önce, bu köşede bir öneri getirmiştim…
Demiştim ki,
'Haydi, URAYSİM'in son halini görmek için Alpu-Bozan arasına bir basın gezisi düzenleyelim…
Hani URAYSİM'in yüzde 70'i bitmiş ya, o bitmiş yüzde 70'i bize bir gösterin…'
Tık yok…
Herkes sipere yatmış durumda…
Kamuflaj tamam, kafanın üstüne birkaç çalı diken…
Çaktırmadan, nereye kadar gidebilirsek gidelim…
Ya koskoca, Eskişehir Sanayi Odası…
Başkanı ve yönetimi…
Projenin fizibilite raporunu gösterin-açıklayın diyoruz, tık yok…
Biz bu test merkezini tamamlayıp açtığımız zaman, hangi ülkelerden hangi talepler (istekler) gelecek diyoruz, tık yok…
'Hiç durmadan projenin yüzde 70'i bitti diyorsunuz, paki, gidip görelim diyoruz, tık yok…'
Tık, tık, tık…
Ama 'gir' diyen yok…
***
Bundan sonraki bölüm, Eskişehir Sanayi Odası yönetim kurulu üyelerine, ESO Meclisi'ne…
Eskişehir Sanayi Odası,
1968-1969 yıllarında başlattığı sanayi hamlesi ve Eskişehir Organize Sanayi Bölgesi'ni kurma çabalarıyla, tüm Eskişehir'in takdirini, saygısını ve sevgisini kazanmış bir kurum…
Mümtaz Zeytinoğlu,
Yavuz Zeytinoğlu,
Yılmaz Büyükerşen,
Firuz Kanatlı'dan Eşref Güngör'e…
Orhan Aydın'dan Savaş Özaydemir'e…
Daha birçok ama birçok isim…
Bu insanların yarattığı bir sanayi hamlesi ve arkasından gelen süreç var…
Ve Eskişehir ve Eskişehir sanayicileri bu insanlara minnettar…
Neden bunların tümünü görmezden gelerek,
Her şeyi, garip ve anlaşılmaz bir karşıtlık içine gömmeye çalışıyorsunuz?
1968'de, 1969'da sanayiye, yatırıma, fabrikaya, teknolojiye karşı çıkmayan, aksine 'olsun' diye her şeyini taşın altına koyan bu şehir,
Sizin zannettiğiniz kadar cahil,
Sizin zannettiğiniz kadar, sanayinin bu şehre ne kazandıracağını bilmiyor olabilir mi?
***
Ama siz şunu öğreneceksiniz…
'Eskişehir halkı 'OLMAZ' diyorsa, o şey olmaz…