Buğday üretilen alanlarda her üretim yılında en önemli beklenti, iklim koşullarının o yörenin normal yani çok yıllık iklim koşulları gibi olmasıdır. Çünkü yetiştirilmek üzere ekilen çeşitler bu koşullara uyanlardan seçilmiş, kültürel işlemler ve uygulanacak girdiler buna uygun şekilde planlanmıştır. Bunun dışında gelişen şartlar yetişmekte olan bitkileri strese sokmakta, sarsıntı geçiren bitkilerin büyüme ve gelişmelerinde zayıflama, gerileme olmakta, böyle bitkilerin verim gücü, hastalık ve zararlılara dayanım gücü, yabancı otlarla rekabet gücü düşmekte bir kısmı ise hiç ürün veremeden kısa bir sürede kaybedilmektedir. Normal kış koşulları, yağan kar nedeniyle elde edilen su bakımından önemli olduğu kadar, soğuk ve/veya don sayesinde çeşitli hastalık etmenleri ve zararlıların sayılarında büyük azalmalar sağladığı için de önemlidir.
Bu üretim yılında yaşanan karsız ve ılık kış sonucu ortaya çıkan kuraklık ilkbaharın bir kısmında da devam ettiği için ürün verimini ciddi oranda tehdit etmiştir. Özellikle kuru tarım yapılan kıraç alanlarda çok etkili olan bu kuraklık nedeniyle ilkbaharda sürülen çok sayıda tarla yanında, geç yağışlardan yararlanma umuduyla bekletilen fakat elde edilecek ürün maliyetini karşılayamayacağı için biçer-döver sokmaktan vazgeçilen tarlaların sayısı da az değildir. Buna karşılık bazı yörelerde normal yıllarda alınanın üzerinde yağış alınmış ve verim çok memnun edeci düzeylerde olmuştur. Bunun yanı sıra ilkbahar geç yağışları ile erken yaz yağışlarını alan çok sayıda yöre olmuş bunların büyük bir kısmında da verim yükselmiştir.
Yağışın normal düzeyde alındığı ve/veya sulanarak üretim yapılan alanlardan elde edilen verimler iyi düzeyde olduğu gibi bazı kalite kriterleri de yüksek değerlerde olmuştur, ancak bu ürünlerin bir kısmında aşırı sıcakların etkisiyle diğer bazı kalite özellikleri bakımından istenmeyen sonuçlar da görülmektedir.
Tane oluşma döneminde gelen geç yağışlar ise sıkıntıdaki bitkilerin verimine katkı yapabilmesine karşılık ürün kalitesinde hiç istenmeyen bozulmalara neden olabilmektedir. Bu tür yağışlar tanelerde kara benek gibi bir hastalığa da neden olmakta, bu gibi tanelerden elde edilen unlarda acılaşma ve bozulmalar meydana gelmektedir. Bu tanelerin tohum olma özellikleri normallerine kıyasla azalmaktadır. Geç gelen yağışlar ve yüksek sıcaklıklar birlikte olduğunda beyaz renkli tanelerde , özellikle yumuşak yapılı olanlarda, başakta çimlenmeye bile neden olabilmektedir (bu olaya ülkemizde Akdeniz Bölgesi gibi alanlarda rastlanmaktadır, ancak gittikçe artan yaz sıcaklıkları ve geciken yağışlar nedeniyle gözden uzak tutulmamalıdır). Bu da hem verim hem kaliteden büyük kayıp demektir.
Yağışın az alındığı, kuraklığın etkili olduğu yerlerde tanelerde nişasta birikimi yeterince olamadığından başta protein oranı olmak üzere bazı kimyasal kalite özellikleri yüksek olmasına karşılık, hektolitre ağırlığı, bintane ağırlığı gibi özellikler düşük, kepek oranı yüksek olacaktır. Taneler küçük olduğundan tohum olarak kullanıldığında çimlenme ve çıkış gücünde düşüklük görülecektir ki bu da ilk adımda verimi kısıtlayacak bir durumdur.
Bazı yörelerde görülen afid zararları ve bunların taşıdığı virüslerin neden olduğu hastalıklar yaygın olduğu yerlerde verimi % 5 e varan düzeylerde düşürmüştür. Bazı alanda ise fare zararları gözden kaçmayacak boyutlarda olmuştur ki bu iki zararlının gelecek yılın ürünü için potansiyel tehlike olarak dikkate alınması ve izlenmesi gerekmektedir.