Eskişehir’in ekranı ES TV’de yeni bir maceraya çıkıyoruz.
Bu şehrin gerçek hikayesi sokakta… Sabahın ilk ışığında işine koşan emekçide, gece herkes evine çekildiğinde mesaisine başlayan insanlarda saklı…
İşte tam da bu düşünceyle yeni bir programa başlıyoruz: “Güray Ateş ile Ekmeğin Peşinde…”
İlk bölümde Odunpazarı Belediyesi’nin temizlik emekçileriyle birlikte Çarşamba Pazarı’nda; bilinen adıyla ÇARPA’daydık.
Yeleği giydik, süpürgeyi elimize aldık, gece boyunca sokak sokak temizlik yaptık.

O gece bir kez daha gördük ki; sabah tertemiz gördüğümüz sokak ve caddelerin arkasında görünmeyen büyük bir emek var.
Pazar yerinden tonlarca atık çıkarken (3 kamyon ve yaklaşık 15 ton) o yükü sessizce kaldıran insanların hikayesini ekranlara taşımaya çalıştık.
Çünkü bazen en değerli hikayeler, en az konuşulan insanların hayatında gizlidir.
Şimdi ikinci bölüm için hazırlıklara başladık. Bu kez bir kıraathanede çalışacağız.
Çayın, sohbetin, mahallenin nabzının attığı o mekanlarda gün nasıl başlıyor, insanlar ne konuşuyor, nasıl bir emek ortaya konuyor birlikte göreceğiz.
Sonraki bölümde ise Kalabak Su dağıtan sakalarla birlikte kamyona binecek, sokak sokak su dağıtacağız.
Eskişehir’in yıllardır süren kültürlerinden birine içeriden tanıklık edeceğiz.

Aslında amacım çok net…
Eskişehir’e yakışan, samimi, gerçek ve kaliteli işler ortaya koymak.
İnancım o ki ES TV’de farklı hikayeleri işlemek, izleyicilerden de beğeni alacaktır.
Temizlik işçileri, formatımızı çok beğendi mesela…
Gürültüden uzak, insan hikayesine dokunan, emeği merkeze alan bir yayın anlayışını büyütmeye çalışacağız.
Çünkü bu şehirde anlatılacak çok hikaye var.
Ve biz, o hikayelerin peşinden gitmeye devam edeceğiz.
Güray Ateş ile Ekmeğin Peşinde, pazar akşamları 20.00’de sizlerle olacak, kaçırmayın…

KAZIM KURT’UN HAKLI TEPKİSİ
“Ekmeğin Peşinde” programının ilk bölümünde dikkat çeken anlardan biri de Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt’un temizlik mesaisine dahil olmasıydı.
Pazar dağıldıktan sonra ortaya çıkan görüntü gerçekten düşündürücüydü.
Sokaklar meyve-sebze atıklarıyla, ambalaj çöpleriyle ve kötü kokuyla kaplanmıştı.
Temizlik ekipleri yoğun bir mücadele verse de ortaya çıkan tablo, sadece belediyelerin temizlik meselesi olarak değerlendirilemez.
Burada artık sağlık ve hijyen açısından da ciddi şekilde düşünülmesi gereken bir durum var.
Özellikle yaz aylarında bekleyen organik atıkların oluşturduğu görüntü, koku ve çevresel riskler herkesin malumu.
Saatlerce açıkta kalan çöplerin hem çevre sağlığı hem şehir estetiği açısından yeniden ele alınması gerekiyor.
Kazım Kurt’un da program sırasında dikkat çektiği konu tam olarak buydu.
Mevcut sistemin değişmesi gerektiğini, pazar kültürü korunurken ortaya çıkan atık sorununa yeni yöntemler geliştirilmesinin şart olduğunu ifade etti.
Açıkçası bu tepki haksız değil.
Çünkü saatler boyunca çalışan temizlik emekçileri büyük bir özveri ortaya koysa da mesele artık sadece “temizlemek” değil; oluşan atığı azaltacak, kontrol edecek ve daha düzenli hale getirecek yeni bir sistem kurabilmek.
Belki farklı atık toplama uygulamaları…
Belki üretici ve esnaf için yeni kurallar…
Belki de pazar alanlarında daha farklı bir organizasyon modeli…
Ama görünen o ki, bu konu artık sadece birkaç süpürgenin çözeceği bir mesele olmaktan çıkmış durumda.
KISSADAN HİSSE
Şehirleri sadece binalar değil, emek ayakta tutar.
Biz çoğu zaman temiz sokaklara, çalışan düzene, sabah hazır hale gelen şehre alışıyoruz. Ama o düzenin arkasında gece boyunca çalışan insanlar olduğunu unutuyoruz.
Bir yanda ortaya çıkan sorumsuzluk…
Diğer yanda onu toparlamaya çalışan görünmeyen emek…
Aslında mesele tam da burada başlıyor.
Şehri temiz tutmak sadece belediyenin değil, o şehirde yaşayan herkesin sorumluluğu. Çünkü medeniyet biraz da arkamızda ne bıraktığımızla ilgili.