Türkiye’de yaklaşık 188 siyasi partinin geneline baktığımızda parti içi demokrasi karnelerinin çok parlak olmadığını rahatlıkla söyleyebiliriz.
Ama yine de bu konuda bazı siyasi partilerdeki “lidere koşulsuz biat” anlayışına bakıldığında, CHP’nin hakkını teslim etmek gerekiyor. CHP siyasi tarihi şimdilerde de olduğu gibi her dönemde yönetime karşı olan muhalif grupların demokratik mücadelesine tanık olmuştur. Genel Merkez düzeyindeki parti içi muhalefetin taşra örgütlerine yansıması elbette hissedilir ama özellikle seçim öncesinde taşra örgütlerinin kendi yerel dinamikleri daha çok devreye girer.
“İYİ Kİ KAZANDIK!..”
İşin en ilginç yanı; yerel yönetimlerde CHP’nin kazanamadığı yerlerdeki parti örgütlerinde daha fazla birlik beraberlik ve kısmen suskunluk gözlenirken belediyeleri CHP’nin kazandığı ve oy oranlarının arttığı yerlerde parti içi muhalefetin daha fazla olmasıdır.
Eskişehir’de yerel yönetimlerde CHP’nin önemli bir ağırlığı var. İktidara yönelik tepkilerin giderek arttığını ve CHP’nin oy oranının artış gösterdiğini de gözlüyoruz. Bu koşullarda iktidara yürüyen bir partide ve genel oy oranına göre daha yüksek potansiyele sahip bir kentin örgütünde bireysel ya da grup faaliyetlerinin artmasından daha doğal bir şey yoktur. 100’ün üzerinde milletvekili adayı taslak(!) listesinin varlığı ve parti içi muhalif grupların seslerini duyurması birilerinin sandığı gibi bölünme/parçalanma değil tam aksine sağlık(!) işareti ve iktidar havasıdır.
Elbette, örgüt yöneticilerinin de, muhalif kişi ve grupların da uyması gereken bir örgüt disiplini ve etik ilkeler vardır.
GELELİM KOCA ÇINAR’A!..
Çoğunu yakından tanıdığımız bir grup CHP’li parti emekçisinin bir araya gelerek yaptıkları toplantıda konuşulanlar ve yayımladıkları bildiride vurguladıkları eleştirilerde kullandıkları yaklaşımlarda CHP’li olmanın verdiği sorumluluğun bilincinde uygar bir tavır sergilediklerini sevinerek gördüm. Hatta bu arkadaşlar kendilerini tanımlarken; “Biz muhalif falan değiliz. Biz sandıkları bekleyen insanlarız. Biz sokak sokak gezen insanlarız. Biz Partiliyiz” ifadesini kullanmaları toplantıya katılanların tamamı için olmasa bile birçoğu için doğru bir tanımlama olduğunu yakından biliyorum.
Gösterilen demokratik tepkinin ne kadarının siyasette umduğunu bulamayanların duygusal tavırlarına ya da ilçe/il kongre süreçlerinde, delege seçimlerinde yaşanan sorunlara ve malum dayatmalara yönelik olduğu zaman içerisinde daha netlik kazanacak.
Grup bildirisinde, partinin, genel merkez ya da yerel yöneticilerin sürdürdüğü temel siyaset çizgisine dair herhangi bir itiraz yok.
Grubun, “Şeffaf Yönetim, Katılımcı Örgüt, Gerçek Demokrasi, Hakim Huzurunda Ön Seçim” başlıkları ile duyurulan bildirisindeki başlıklara hiçbir partilinin karşı çıktığı yok. Koca Çınarlar’ın önümüzdeki günlerde yukarıdaki başlıkların içini daha somut örneklerle doldurmaları grubun inandırıcılığını ve sürekliliğini geliştirebilir. Ancak, il/ilçe kongreleri, delege seçimleri sürecinde çok başlı ve çok dağınık bir görüntü veren değerli grup üyelerinin bu süreçte biraz da “iğneyi kendilerine çuvaldızı başkalarına batırmalarında” yarar var.
HAKİM HUZURUNDA ÖN SEÇİM HAYAL!..
CHP tabanı genel seçimlerde, yerel seçimlerde, delege seçimlerinde ve tüm demokratik süreçlerde ön seçim ve çarşaf liste uygulanmasını istiyor. Örgüt genelinde ve Eskişehir özelindeki huzursuzlukların kaynağının başında zaten ön seçim yapılmaması ve blok liste dayatması gelmektedir.
Yeni parti tüzüğüne göre; seçilecek adayların saptanmasında yöntemler; önseçim, örgüt denetiminde önseçim, aday yoklaması, örgüt denetiminde aday yoklaması ve merkez yoklamasıdır. Hangi seçim çevresinde hangi aday saptama yönteminin kullanılacağına il örgütlerinin görüşü doğrultusunda Parti Meclisi karar verir.
Bu yöntemlerin en doğrusu tartışmasız hakim huzurunda ön seçimdir. Ancak bu yöntemin uygulanması halinde Genel Merkezin %15’lik kontenjan hakkı, kadın ve gençlik kotaları kısıtlanıyor. Bu durumda, kontenjan kullanımı kısıtlanan Genel Merkezin kadın ve gençlik kotaları konusundaki duyarlılığı da dikkate alındığında şahsen hakim gözetiminde bir ön seçimin Genel Merkez tarafından tercih edilmeyeceğini düşünüyorum.
Bu durumda, “gizli oy, açık tasnif ve çarşaf liste” esasına göre yapılacak örgüt denetiminde bir önseçim olasılığı daha öne çıkabilir.
İKTİDAR “ÇANTADA KEKLİK DEĞİL”!..
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2 Ocak’ta açıkladığı verilere göre, CHP’ye son 6 ayda yalnızca 19 bin kişi üye oldu. AK Parti ise bu süreçte 664 bin üyeyi daha bünyesine dahil etti. Saadet Partisi 67 bin, Anahtar Parti ise 62 bin yeni üye ile CHP’yi geçmeyi başardı.
Son güncelleme ile AK Parti’nin toplam üye sayısı 11,5 milyonu aşarken, CHP’nin üye sayısı1 milyon 922 bin 757 oldu.
CHP Genel Merkezi, İl örgütlerinden üye sayılarını her ay %5 oranında artırmasını istiyor. Eskişehir’de CHP’nin 23 bin üyesi var. Bu durumda Eskişehir örgütü her ay en az 1000 yeni üye yapmak zorunda.
Oturduğunuz yerden ya da sosyal medya çağrıları ile bu sayıya ulaşmak çok kolay değil. Bu sayıya ancak her mahallede acilen çalışma grupları kurularak ulaşılabilir. Burada en büyük sorumluluk başından beri İl Örgütüne bir dinamizm kazandıran ama son günlerde eleştirilerin hedefi haline gelen Talat Yalaz’a aittir.
Talat Başkan artık sadece medya üzerinden konuşmak yerine tüm örgütü birleştirici sorumluluğunu yerine getirmeli, olayları uzaktan izlemek yerine elini taşın altına koymalıdır. Bu görevini yerine getirirken; üye sayısını artırmak için kurulacak mahalle birimlerinde daha önceden olduğu gibi; canı gönülden çalışan parti emekçilerinin yanında kırgınlığı olan tüm üyelerinde yer almasını sağlamalıdır. Çünkü, Türkiye’de iktidara, Eskişehir özelinde 4 milletvekili kazanmaya giden yolun; delege seçimleri, ilçe/il kongreleri sürecinde yalnız kazananları değil tüm kaybedenleri de kucaklamaktan geçtiği unutulmamalıdır…