Eskiler, bizim buyazılara gülmece türünde bir fıkra anlatarak başlardı.

Konuyla bir ilgisi olsun olmasın...
Belki de onun için, bizim bugün, köşe yazısı dediğimiz bu yazılara onlar “fıkra” diyordu.
Makale, deneme, fıkra...
Farklı gözükse de pek çok ortak özelliği vardır aslında.
Mesela üçü de öğretici metindir.
Hatta Nurullah Ataç işi biraz daha ileri götürür.
Denemeyi mektuba da benzetir.
Deneme türündeki yazılarına “Okuruma Mektuplar” adını verir.

“Her yazı bir mektuptur,” der. “Düşünen, duyan bir kimseden; düşünen, duyan başka kimselere haber, selam iletecek bir mektup…”
Bu kadar edebiyat yeter!
Biz de şimdi bir fıkrayla başlayalım yazıya.
Adam ölmüş.
Cenaze merasimi...
Ağlayan sızlayan derken...
Evinden helallik alındıktan sonra tabut omuzlanmış.
Yakındaki camiye gidilmiş.
Cenaze namazı...
Son dualar...
Tekrar omuzlanmış tabut.
Mezarlığa gidiliyor.
O sırada...
Caminin kapısından geçerlerken tabut omuzda...
Tabutun bir köşesi kapıya çarpmış.
“Durun!” demiş İmam. “Tabuttan sesler geliyor.”
“İmam efendi, sen şaşırdın mı, ne sesi?”
“İndirin tabutu!”
Tabutu indirmişler.
Kapağını açmışlar.
Bizim ölü doğrulup kalkmış ayağa.
Bunun üzerine beş yıl daha yaşamış adam.
Beş yılın sonunda kalbi yine durmuş.
Cenaze töreni, helallik, bağrış çağrış derken camiye gelinmiş yine.
Cenaze namazı...
Çok uzatmadan hızlıca okunan dualar...
Hadi bakalım...
Yeniden omuzlanmış tabut.
Mezarlığa gidiliyor.
Bu kez defnedilecek hayırlısıyla.
Camiden çıkarlarken adamın karısı,
“Aman ha!” demiş. “Kapıya dikkat edin, tabutu bir yere çarpmayın!”
Bu fıkra.
Bazı gerçekler de vardır ki...
Fıkrayı aratmaz.
Mesela...
Mesela sokak röportajında muhabir,
“Beş yıldızlı otelde bedava tatil kazandınız desek...” diyor kadına.
“Gerçekten mi?” diyor kadın.
Yüzünden bir heyecan dalgası gelip geçiyor.
Muhabir devam ediyor.
“Tatile yanınızda bir kişiyi daha götürme hakkınız olsa, şunlardan hangisini götürmek isterdiniz? A kocanızı, B...”
Muhabir A kocanızı der demez,
“B” diyor kadın.
Muhabir şaşırıyor.
“Abla biraz bekleseydin!” diyor.
“Niye?” diyor kadın.
“Diğer seçenekleri öğrendikten sonra cevap versen daha iyi olmaz mıydı?”
“B!” diyor kadın yeniden.
Bazen gerçekler fıkra, fıkralar gerçek gibidir.
Onun için, çok da ciddiye almayın hayatı.