Hafta sonu.
Balkonda oturuyorum.
Kapalı, kasvetli bir hava var dışarıda.
Çay, kitap, kulaklıkla müzik...
İnsanın yaşı ilerledikçe yapacağı çok şey kalmıyor hayata dair.
Zaman elinden akıp gitmiş...
Hiçbir umudun kalmamış geriye kalan zamandan.
Ne yapacaksın?
Ya cam kenarına oturup boş boş dışarı bakacaksın...
Yağmurun yağışına, rüzgarın esişine...
Yahut da yoldan gelip geçenlere...
Yaşımız henüz o kadar değil belki ama...
Yine de yapacağım bir şeyin olmadığı zamanlar oluyor.
Böyle zamanlarda, ya ortadan kaybolup garajdaki kitaplığa iniyorum ya da balkonda çay içip kitap okuyorum, müzik dinliyorum.
Hangi yazardı?
Bir berber tanıdığı varmış.
Gidip berber koltuğuna oturuyormuş.
Bütün gün caddeden, berber dükkanının önünden gelip geçenleri izliyormuş.
Gördüklerini, izlediklerini yazılarındaanlatıyormuş.
Bizimkinin onunla bir ilgisi yok tabii.
Ne ilgisi olacak?
Yazdığımız bir şey yok zaten.
Yazdığımız yazılar için de insanları gözlemlemeye falan lüzum yok.
Balkondan gördüğümüz de zaten çatılarda hoplayıp zıplayan birkaç karga.
Alakarga.
Şu saksağan denilen.
Arada bir kuzgun da dolaşıyor çatılarda.
Kostümü üstünde; ağırbaşlı, efendi…
Edgar Allan Poe’nun daKuzgun adlı bir şiiri vardı.
Hasta yatağında yatan karısının ilaçlarını alabilmek için ezilip büzülerek yayıncıdan küçük bir telif rica etmişti Kuzgun için.
Hava da iyice karardı.
Soğuk bir rüzgar çıktı.
Yağmur başladı başlayacak.
Karşıdaki sitenin bahçe duvarınabir alakarga gelip kondu, rüzgarda savrularak.
Duvarın dibinde yatan sokak köpeğine önce bir selam çaktı.
“Gak gak!”
Sonra bir sıçrayışta yere süzülerek köpeğin kafasına bir iki gaga vurdu.
Köpek yerinden kalkıp hamle yaptı, havalanan kargaya doğru.
Ama boşuna.
Karga çoktan duvardaki yerini aldı.
“Gak gak” ötmeye başladı.
Sonra yeni bir sıçrayış daha.
Bu kez köpeğin sırtına bir gaga darbesi indirdi.
Köpek bir sağa bir sola zıplıyor.
Bu kez de yere indi karga.
Köpeğin etrafında geziniyor.
Meydan okuyor ona.
Sıçrayıp kuyruğunu yakalıyor pençeleriyle.
Köpek iyice hırslandı.
Kendini oradan oraya atıyor.
Sağa sola atılıp duruyor.
Kendini helak ediyor.
Ama boşuna.
Karga hızlı.
Korkusuz.
Utanmaz!
Ve zorba!
İnsanlar arasında da öyle zorbalar var ki bu pislik karga masum kalır onların yanında!
Ve bu zorbalar komşun…
Arkadaşın…
Hatta kardeşin olabiliyor kimi zaman.