1-7 Mart tarihlerinde çeşitli etkinliklerin gerçekleştirildiği Deprem Haftası’ndayız. Her yıl ülkemizde deprem konusunda bilinçlenmeyi amaçlayan bu hafta kapsamında, depreme hazırlıklı bir toplum oluşturulması hedefleniyor.
1 hafta değil, 365 gün önceliğimiz olması gereken bir konu deprem…
Eskişehir özelinde bakacak olursak, kent için olası büyük bir deprem beklentisi sık sık dile getiriliyor.
Jeoloji mühendisleri “vakit daralıyor, önlem alalım” uyarısında bulunuyor.
Daha önce yaşanan depremler bize gösterdi ki; sağlam yapılaşma, bilinçli toplum ve koordinasyon konusunda çok çok eksiğiz.
Kentimizde 99 yılından önce yapılmış olan tüm binalar riskli sayılıyor.
Öyle ki birçok kamu binası, özel hastaneler de var bu riskli binalar kategorisinde.
Neyi bekliyoruz?
Her şeyi bir kenara bırakmalı, depreme karşı yürütülecek çalışmalara odaklanmalıyız.
Bu sadece bir kişi ya da kurumun görevi değil elbette.
Yerel yönetimler, merkezi idare, mühendisler, sivil toplum kuruluşları ve vatandaşlar olarak hep birlikte hareket etmek zorundayız.
Mühendisler doğru projeler üretmeli, müteahhitler kurallara uymalı, vatandaşlar riskli binalar konusunda duyarlı olmalı, sivil toplum bilinçlendirme çalışmalarını desteklemeli…
Hatırlarsınız; Kahramanmaraş depremlerinin ardından hemen “şu bilim insanı bilmişti”, “bu kahin tahmin etmişti” gibi konuları konuşmaya başlamıştık.
Fakat neye yaradı?
Kahin olmaya da gerek yok, deprem “ben geliyorum” diye bağırıyor.
Bizler depremden sonra değil, depremden önce yapılan uyarıları ciddiye almalı; olası bir depremin yaratacağı tahribatı en aza indirmek için bugünden çalışmalıyız.
Deprem ülkesinde yaşayan bizler artık daha somut ve kalıcı adımlar atılmasını bekliyoruz.
Riskli yapıların dönüştürülmesi, denetimlerin sıklaştırılması ve vatandaşın afet bilincinin artırılması uzun soluklu bir mücadele…
Ancak bu mücadeleyi ertelemek, olası bir felaketin bedelini büyütmekten başka bir sonuç doğurmayacak.
Deprem gerçeğini kabul eden, hazırlığını yapan ve riskleri azaltan bir şehir olmak elimizde…
Deprem bir ihtimal değil, bir gerçek. “Vakit daralıyor” diyen uzmanları duymak zorundayız.
Çünkü bugün atılan adımlar, yarın hayat kurtaracak…