Eskişehir’de bir haftada iki önemli hizmet hayata geçti.
Bunlardan bir tanesi Odunpazarı Belediyesi tarafından yapımı tamamlanan Dr. Nurten-Lütfü Yüksel Alzheimer Merkezi…
Vadişehir’de açıldı, 4 bin 136,50 metrekarelik alana inşa edildi ve hastaların hem fiziksel hem de zihinsel ihtiyaçlarını karşılamayı amaçlayan bir yapıya sahip.
Bu arada merkezin yanında Şerife Aysel Erkara Gündüz Bakımevi ve Kreşi, Ahmet Ara Engelsiz Gündüz Bakımevi ve Kreşi ile Lütfü Yüksel Yaşlı Bakım Merkezi de bulunuyor.
Yani o bölge bir kampüs şeklinde kente hizmet verecek.
Bir diğeri Fethi Yılmaz Sezer Yaşlı Aktif Yaşam Merkezi…

Orhangazi Mahallesi’nde hizmete girdi, 400 metrekarelik yeşil bahçesi, 90 metrekarelik çok amaçlı salonu, fizyoterapi alanı ve sanat atölyeleriyle yaşlıların yaşam kalitesini artıracak.
Açılışını Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş yaptı.
Özellikle ileri yaştaki vatandaşlarımız için her iki merkez de büyük önem taşıyor.
Ülkemizde Alzheimer hastalığına yönelik hayata geçen ilk gündüz yaşam evi 2011 yılında İstanbul Şişli’de açıldı.
Eskişehir’de ise Tepebaşı Belediyesi 2013 yılında Alzheimer Konukevi’ni hizmete sundu.
Her ne kadar Avrupa’da bu tarih çok daha eskilere dayansa da ülkemizde Tepebaşı Belediyesi bu hizmetin öncülerinden demek mümkün.
2013 yılından bu yana çok daha fazla hizmet, kurum ya da kuruluş fark etmeksizin hayata geçebilir miydi, geçebilirdi.
Fakat elimizdekileri yabana atmak, yapılan hizmetlere ve verilen emeğe haksızlık olur.
Avrupa’da çok daha önceki yıllarda benzer hizmetler hayata geçti demiştim.
Çünkü Avrupa’da nüfus hızla yaşlanıyor ve onların güvenli bir şekilde yaşamlarını sürdürebilmeleri için böyle hizmetler zorunluluk haline geliyor.
Ülkemize baktığımızda, Türkiye de artık yaşlanıyor!
TÜİK verileri yeni açıklandı ve Türkiye’deki yaşlı nüfus dünya ortalamasının üzerinde, doğurganlık hızı ise dünya ortalamasının altında kaldı.
Bunların oranı şimdilik çok yüksek değil ancak yakın zamanda bu makas açılacak.
Dolayısıyla yaşlı nüfusumuz daha da artacak.
Bu yüzden Alzheimer merkezlerinin, yaşlı bakımevlerinin, aktif yaşam merkezlerinin sayıları artırılmalı.
Şimdi bile yeterli sayıda olmayan merkezler, önümüzdeki yıllarda eksikliğini çok daha derinden hissettirecek.
Yaşlılık hayatın doğal bir dönemi ve herkes bir gün bu süreçle karşılaşacak.
Yani sözün özü; ileri yaşlı vatandaşlarımız için yaşam kalitelerini de artıracak politikalar geliştirmek zorundayız.