Dün “Hatırlı Kişiler ve Hatırlı Sendikalar” başlıklı bir yazı kaleme almıştım.
Yazımda Eğitim-Bir-Sen 2 No’lu Şube Başkanı Ertuğrul Baki, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi’ne (ESOGÜ) bir rapor sunduklarını, üniversite çalışanlarının bir birimden başka bir birime geçişlerinin daha düzenli ve adil bir sisteme bağlanmasını talep ettiklerini, ESOGÜ yönetiminin de bu raporu dikkate alıp hatta sonrasında Eğitim-Bir-Sen Şubesine sunup önemli bir adım attıklarını açıklamıştı.
Yani kısacası bir nevi artık torpil yapılmayacağını duyurmuştu… Bunun için de teşekkür etmişti.
Bu açıklamayı oldukça garip karşıladım ve hem üniversite yönetimini hem de Eğitim-Bir-Sen’i eleştirdim.
Yazımla ilgili üniversite yönetimi tarafından aranarak bilgilendirildim.
Dün Eğitim-Bir-Sen’in açıklamasına nasıl yer verdiysem, bugün de üniversite yönetiminin beyanını elbette bu köşede paylaşacağım.
Biliyorsunuz, Rektör Prof. Dr. Emine Gümüşsoy 18 Ağustos’ta atanmıştı. Dolayısıyla yeni yönetim ve ekibi, yaklaşık bir buçuk aydır görevlerini yürütüyor.
Öncelikle üniversite yönetimi, Eğitim-Bir-Sen ve diğer sendikalar tarafından sunulduğu belirtilen raporlardan haberdar olduklarını ancak hazırlanan taslağın, yönetim değişikliğiyle birlikte tamamen üniversite yönetimi tarafından oluşturulduğunu belirttiler.
Taslak ile sendikaların raporları arasında içerik açısından benzerlikler bulunabileceğini, bunun da yaşanan sorunların ortak olmasından kaynaklanabileceğini aktardılar.
Personelin birimler arasındaki geçişlerine ilişkin hazırlanan yeni taslağa henüz son şeklinin verilmediğini de özellikle vurguladılar.
Üniversite yönetimi ayrıca, taslağın yalnızca Eğitim-Bir-Sen ile paylaşılmadığını; kendilerini ziyaret eden Türk Eğitim-Sen ve Koop-İş başta olmak üzere diğer sendikalara da verildiğini ifade etti.
Bundan sonraki süreçte de görüştükleri sendikalarla taslağı peyderpey paylaşmaya devam edeceklerini ve istişareye açık olduklarını aktardılar.
Üniversite tarafından yapılan açıklama birebir bu şekilde.
Bu doğrultuda bakıldığında “Eğitim-Bir-Sen istedi, üniversite yaptı” gibi bir tablo ortaya çıkmıyor.
Eğitim-Bir-Sen 2 No’lu Şube anlaşılan, üniversitenin attığı bu adımdan kendisine pay çıkarmış vaziyette.
Üstelik ortada henüz tamamlanmış bir düzenleme bile yok.
Ertuğrul Baki, bitmiş ve uygulanmaya başlanmış gibi anlattığı bu taslağın diğer üniversitelere örnek olması gerektiğini de söylemişti.
Görünen o ki Eğitim-Bir-Sen, kamu yönetiminin bir taslak çalışması üzerinden kendine güç devşirip, bu çalışmayı da yine kendi marifetleriymiş gibi ambalajlayarak satmaya çalışıyor.
ESOGÜ’nün yeni yönetiminin üzerinde baskı kurmak için bu yöntemi seçmiş olabilirler.
Ancak bu yöntem, üniversitenin tarafıma yaptığı açıklamayla amacına ulaşmadı.
Durumun anlatıldığı gibi olmadığı ortaya çıktı.
Sadece Eğitim-Bir-Sen’e ayrıcalık tanınmadığı, tüm çalışanlara ve tüm sendikalara eşit mesafede yaklaşıldığı özellikle vurgulandı.
Önümüzdeki süreçte çalışmanın tamamlanarak hayata geçmesiyle ESOGÜ’de sorunların çözülüp çözülmeyeceğini göreceğiz.
Ben de sürecin takipçisi olacak, konuyla ilgili gelişmeleri yine bu köşede sizlere aktarmaya çalışacağım.