Yeni Parti’de hafta sonu oldukça hareketli geçti.
Tepebaşı’nda Tevfik Yıldırım, Odunpazarı’nda ise Emine Cevahir Çalıkuşu Yazıcı ön seçimden ilçe başkan adayı olarak çıktı.
Özellikle Odunpazarı’nda çekişmeli geçen, sonucu birkaç oy farkın belirlediği ve son bölümünde tansiyonun yükseldiği bir günü geride bıraktık.
Şimdi ise başka bir fotoğraf var önümüzde.
Büyükşehir Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce, Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt ve Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç hem Emine Cevahir Çalıkuşu Yazıcı’yı hem de Tevfik Yıldırım’ı kutladı.
Üç belediye başkanının açıklamalarında dikkat çeken ortak nokta ise geride kalan yarıştan çok bundan sonraki sürece vurgu yapılmasıydı.
Ünlüce, Rahmi Çınar’a bugüne kadarki emekleri için teşekkür etti.
Kazım Kurt, “Kazanan Yeni Parti’dir” dedi.
Ahmet Ataç ise birlik ve dayanışma mesajı verdi.
Ön seçimin ardından parti içindeki tartışmaların nasıl şekilleneceğini elbette zaman gösterecek.
Ancak şurası açık:
Sandık kurulmuşsa, üyeler oyunu kullanmışsa ve sonuç ortaya çıkmışsa bundan sonraki mesele yalnızca kimin kazandığı değildir.
Kaybedenin emeğinin yok sayılmaması, kazananın da aldığı sonucu yeni bir sorumluluk olarak görmesi gerekir.
Odunpazarı’ndaki yarış birkaç günlük bir yarış değildi.
Rahmi Çınar’ın da Emine Cevahir Çalıkuşu Yazıcı’nın da arkasında uzunca ve kalabalık bir çalışma vardı.
2 bin 875 kişinin sandığa gittiği, katılımın yüzde 78’i geçtiği bir seçimden söz ediyoruz. Bu rakam başlı başına üyelerin sürece gösterdiği ilgiyi ortaya koyuyor.
Şimdi asıl soru şu:
Bu yüksek katılımın oluşturduğu enerji korunabilecek mi?
Çünkü ön seçimin gerçek karşılığı sadece sandık açıldığı gün ortaya çıkmaz diye tahmin ediyorum.
Sonrasındaki tutumda ortaya çıkar.
Kazananın el uzatması, kaybedenin emeğine saygı gösterilmesi ve yarış sırasında oluşan kırgınlıkların örgütün önüne geçirilmemesi, bundan sonraki dönemin en önemli başlıklarından biri olacak.
Belediye başkanlarının mesajlarına baktığımda da verilen ortak mesajı böyle okuyorum:
Yarış geride kaldı.
Bundan sonrası yeni bir sayfa.
DEPLASMANDA 3 PUAN
Balıkesirspor karşısında alınan 7-1’lik galibiyet yalnızca üç puan değildi.
Eskişehirspor’un moralini de yükselten bir sonuçtu.
Yedi gol...
Ve uzun zamandır özlediğimiz o güçlü Eskişehirspor görüntüsü.
Ama futbolda bir maçın anlamını büyüten şey çoğu zaman bir sonraki maçtır.
Şimdi önümüzde Akşehir deplasmanı var.
Eskişehirspor, 3 Ekim Cumartesi günü saat 15.00’te 1922 Akşehirspor’a konuk olacak.
Rakibin ligdeki konumuna bakınca kağıt üzerinde Eskişehirspor avantajlı görünebilir.
Es-Es dört haftada 7 puan topladı.
Akşehirspor ise 3 puanda.
Ancak deplasman maçlarının kağıt üzerinde kazanılmadığını çok iyi biliyoruz.
Üstelik Eskişehirspor’un artık çözmesi gereken bir mesele var:
Deplasmanda kazanmak.
Son maçta evimizdeki güçlü görüntünün deplasmana taşınabildiğini göstermek önemli.
Bir takım şampiyonluk ya da üst sıralar için mücadele edecekse yalnızca kendi sahasında kazanarak bunu yapamaz.
Deplasmandan da puan çıkarmak, hatta kazanmayı alışkanlık haline getirmek zorunda.
O nedenle benim gözüm 7-1’de değil artık.
O maç bitti.
Şimdi Akşehir’e bakıyorum.
Balıkesir maçının hakkını vermenin yolu da Akşehir’den üç puanla dönmekten geçiyor.
Eskişehirspor’un artık deplasman galibiyetiyle tanışmasının zamanı geldi.
94 LİRAYI GÖRÜRSE ŞAŞIRMAYACAĞIZ!
Bir zamanlar akaryakıt fiyatlarını konuşurken 1 liralık, 2 liralık artışlara şaşırıyorduk.
Şimdi önümüzde bambaşka rakamlar var.
1 Ekim itibarıyla akaryakıtta ÖTV kaynaklı ciddi bir artış ihtimali konuşuluyor.
Mevcut hesaplamalarda benzinde KDV dahil yaklaşık 12,47 lira, motorinde 3,60 lira, LPG’de ise 1,48 liralık artış ihtimali gündemde.
Ancak özellikle benzindeki artışın tek seferde uygulanıp uygulanmayacağı henüz kesinleşmiş değil; farklı uygulama senaryolarının bulunduğu aktarılıyor.
Eskişehir’de benzinin litresini yaklaşık 81,70 liradan hesapladığınızda...
12,47 lirayı üzerine koyun.
Karşınıza 94,17 lira çıkıyor.
Yanlış okumadınız.
Bir litre benzin için 100 liraya yalnızca birkaç liralık mesafe kalabilir.
Meseleyi yalnızca otomobili olan vatandaşın cebinden çıkan para olarak da görmemek gerekiyor.
Akaryakıt arttığında nakliye maliyeti artıyor.
Nakliye arttığında ürüne yansıyor.
Servise, ulaşıma, üretime, dağıtıma kadar zincirin pek çok halkası bundan etkileniyor.
Yani pompada değişen rakam bir süre sonra markette, pazarda, taşımacılıkta karşımıza çıkabiliyor.
Elbette bugün itibarıyla 94,17 lira kesinleşmiş bir pompa fiyatı değil.
Altını özellikle çizelim.
Bu rakam, konuşulan ÖTV artışının tamamının pompaya yansıdığı senaryodaki hesap.
Nihai tutarın nasıl uygulanacağını 1 Ekim’de daha net göreceğiz.
Ama sanırım bizi asıl düşündürmesi gereken başka bir şey var.
94 lirayı konuşurken artık kimsenin “Bu rakam mümkün mü?” diye sormaması...
Çünkü son yıllarda akaryakıtta öyle rakamları geride bıraktık ki;şaşırma eşiğimiz de fiyatlarla birlikte yükseldi.
KISSADAN HİSSE
Bir adam her gün sırtında taşıdığı çuvala bir taş daha koyuyormuş.
İlk gün fark etmemiş.
İkinci gün de yürümüş.
Üçüncü, beşinci, onuncu derken yük ağırlaşmış.
Bir gün artık yürüyemez hale gelince dönüp çuvala bakmış:
“Bu kadar ağır olduğunu nasıl fark etmedim?” demiş.
Yanındaki cevap vermiş:
“Bir anda ağırlaşmadı ki... Sen her gün biraz daha ağırına alıştın.”
Bazen mesele yükün ne kadar ağır olduğu değil; insanın o ağırlığa ne kadar alıştığıdır.