George W. Bush yönetimi, Irak'ın işgaline yönelik savaş politikasını desteklemek amacıyla, işgal öncesinden başlayarak asılsız haberler yaydı. Bu konuda Amerikan basını da üzerine düşen görevi yaptı elbette.
Amerikan yönetimi, asılsız iddiaları ile kamuoyunu yönetmede ve savaş politikaları için rıza üretmede, son derece başarılı oldu. Ana akım medya da, Amerika'nın savaş politikası için halk desteğinin seferber edilmesinde yardımcı oldu.
Eskiden sadece yazılı ve görsel basından bahsederken bugün artık sosyal medya da var. Herkes gazete okumuyor ve TV kanallarında haberleri izlemiyor. Ama büyük bir halk kitlesi sosyal medya kullanıyor. Bu yüzden sosyal medyada asılsız haberler çok daha fazla kişiye ve çok daha hızlı bir sürede ulaştırılıyor. Üstelik inandırıcılık etkisi de çok daha yüksek.
1991'deki Körfez Savaşı bir medya propaganda savaşıydı. 2003'te başlayan Irak üzerindeki savaş ise 1991'deki Körfez Savaşı ile aynı niteliklere sahip. İki savaş arasında on iki yıl olmasına rağmen, Amerikan yönetimi bazı özel durumlarda da aynı dezenformasyon taktiklerini sürdürdü.
Benzer yöntemler Türkiye üzerinde oynanıyor. Son günlerde neler oldu kim ne dedi;
PKK'ye bağlı Halk Savunma Merkezi (HSM) Karargah Komutanlığı yaptığı açıklamada, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin (TSK) Kuzey Irak'ta Şubat 2021'de Gare'den başlayarak Zap, Avaşin ve Metina bölgelerinde düzenlediği operasyonlarda 'uluslararası düzeyde yasaklanmış bombalar ve zehirli gazlar üreten kimyasal silahlar' kullandığını iddia etti. Açıklamada, TSK'nın 2021 yılı boyunca 367 kez 'yasaklı bomba' ve 'kimyasal silah' kullandığı; saldırılarda 46 PKK'lının öldüğü öne sürüldü.
Türk Tabipleri Birliği (TTB) Başkanı Şebnem Korur Fincancı katıldığı bir programda, Fırat Haber Ajansı'nın öldürülen PKK'lıların son dakikalarını gösteren görüntülerini incelediğini ve sinir sistemini hedef alan kimyasal gaz kullanıldığını düşündüğünü söyledi. Fincancı, bağımsız heyetlerin inceleme yapması çağrısında bulundu.
CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu yaptığı açıklamada, iddialara dayanak olan görüntülerin doğru olup olmadığıyla ilgili olarak Meclis'e bir soru önergesi vereceğini söyledi.
HDP Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş da Meclis'te yaptığı konuşmada 'Kimyasal silah kullanımı iddialarının bir an önce araştırılması, varsa sorumlularının ortaya çıkarılması gerekiyor' dedi.
Eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş bu gelişmeler sonrası Twitter hesabından açıklama yaptı.
Demirtaş, durumun tespiti için bağımsız ve uluslararası bir heyetin inceleme yapmasını istedi.
Dışarıdakiler de içeridekiler de boş durmuyor. Onlar kendi amaçları için hem dağda hem şehirde hem Meclis'te hem de basın, TV ve sosyal medyada ellerinden geleni yapıyor.
Irak üzerinde uygulanan benzer taktikleri Türkiye üzerinde deniyorlar..
Teröre destek vermek için illa elinize bir silah alıp dağa çıkmanıza gerek yok. Çok farklı yöntemlerle illegal faaliyetlerinizi sürdürebilirsiniz.
Efendim Türkiye büyük bir ülke hiçbir şey yapamazlar, başaramazlar diyenler bu rahatlıktan ve aymazlıktan kurtulup ülkesine bayrağına ve geleceğine sahip çıkmalıdır.
Türkiye bir günde işgal edilecek bir ülke değil elbette. Ama önemli bir yere sahip bazı sivil toplum kuruluşları Türkiye düşmanı zihniyetler tarafından ele geçirilmiş anlaşılan. Adında TÜRK kelimesi geçen bir meslek kuruluşunun başkanının yaptığı açıklamaların bir benzerini ne Amerika'da ne de Avrupa'da göremezsiniz. Hiçbir ülke böylesine nefret ve hasmane bir tavırla kendi devletine pervasızca saldıran, asılsız iddialar yönelten ve ülkesini tüm dünyada zor duruma sokmaya çalışan birini affetmez. Bunun ne insan hakları ile ne düşünce özgürlüğü ile ne de hekimlik mesleği ile ilgisi olamaz. Olay doğrudan teröre destek vererek Türkiye düşmanlığı yapmaktır.
Ne iş yaparsanız yapın vatana ihanetin gerekçesi olamaz. Bir İngiliz yargıç tarafsız olması gereken bir mesleği icra etse de söz konusu olan İngiltere ise cübbemi çıkartırım demiştir.
Ukrayna Rusya arasında savaş devam ederken Ukrayna Tabipler birliği başkanı çıkıp 'Ukrayna ordusu Ruslara karşı kimyasal silah kullanıyor, uluslararası bağımsız heyetler gelip bu iddiayı araştırsın' deseydi mesela… Ama demedi, demez, diyemez. Orası Ukrayna! Orda kimse kendi ülkesine karşı böyle haince ve çirkin bir iftira atamaz. Peki Türkiye'de nasıl söylenebilir bu tür iddialar ve üstelik bu zihniyetteki kişiler nasıl olur da önemli görevleri işgal edebilir!
Yaptığınız ihanetlere, saldırılara ve nefret dolu söylemlerinize süslü laflarla mazeret üretemezsiniz. Nedense barış, sevgi kardeşlik gibi laflar hep katiller ve onları destekleyenlerin ağzında sakız oldu. Bu süslü ifadelerle halkı kandırarak gerçek yüzlerini gizlemeye, yaptıkları insanlık suçlarını gizlemeye çalışıyorlar. Ancak bu milletin de sabrı taşmak üzere artık. Sizin yalanlarınızı daha fazla dinlemek istemiyor kimse. Kim dost kim düşman herkes görebiliyor. Maskeler tek tek düşüyor….