Eskişehirspor, kim ne derse desin; Halil Ünal döneminin meyvalarını yiyor hala…
Geçtiğimiz sezonun transfer şampiyonuydu…
Sattığı futbolcu bonservislerinden 20 milyon Euro'ya yakın para kazandı…
Halil Ünal yönetiminde, Rıza Çalımbay ve Ersun Yanal'ın teknik direktörlüklerinde takıma kazandırılan genç ve yetenekli futbolcular bir bir başka takımlara verildi…
Hem de çok iyi paralarla…
Alper, Tarık, Aytaç, Erkan gibi…
Sonra takım içinde iyi para alan, kariyer sahibi futbolcular gönderildi…
Servet, Tello, Kamara gibi…
Yerlerine genç futbolcular alındı…
Ahmet Kamil Çörekçi, Kaan Kanak, Birol, Berkay gibi…
Şimdi ise,
Boffin ve Diego ve hatta Akaminkoðan aldıkları ücretlerde indirim yapmalarını aksi takdirde yolların ayrılacağı konuşuluyor…
Unutmadan arada bir de Sissoko olayı var…
Bonservisini ücretsiz alıp, 3 yıllık sözleşme imzalanan futbolcu, 'ücretine yüzde yüz zam istiyor' denilerek bedavaya gönderildi…
En kötü koşullarda 300-400 bin Euro kazanılabilecek bir ortamda, takımla daha 2 yıllık sözleşmesi olan ve o sözleşmede yer alan hükümlerin tümüne kayıtsız şartsız uymak zorunda olan Sissoko, elini kolunu sallaya sallaya gitti…
Ertuğrul Sağlam, geçtiğimiz sezonun daha ilk yarısı bitmeden, Trabzon'u deplasmanda 4-1 yenip, bir sonraki hafta içerde Gaziantepspor'a 3-0 yenilince istifa etti…
Çünkü Eskişehirspor'un gerek kulüp yönetimi gerekse transfer politikalarıyla kendi kişisel kariyerine hiçbir katkı yapamayacağını hatta zamanla yıpranacağını görmüştü…
Zaman zaman korkulu rüya görsek de, sezonu kazasız belasız atlattık…
Eskişehirspor 2015-2016 sezonunun açılışını önceki gün yaptı…
8 futbolcu ve Skibbe yoktu…
Takımın as futbolcularından en az yarısının olmadığı ve teknik direktörün bulunmadığı bir sezon açılışı yapmanın ve topluca poz vermenin 'ilk izlenim asla değiştirilemez' ilkesine ters olduğunu söylemekle yetineceğiz şimdilik…
***
Neyse şimdi gelelim asıl konumuza…
Gekas inadına…
Bu inadın yönetime değil, teknik direktöre ait olduğunu az çok tahmin edebiliyoruz…
Zira, yönetim önceleri Gekas ismini kabul etmedi, ancak sonrasında her ne oldu ise, Eskişehirspor Kulübü Başkanı ve yönetimi Skibbe'nin inadına yenik düştü ve kabul etti…
Yapılan transferler ortada…
Hepsi kapalı kutu…
Kapalı olmayan tek kutu var, o da Gekas…
Skibbe'nin Almanya'dan eski öğrencisi…
Samsun ve Akhisar'dan tanıdığımız bir futbolcu…
Hiç kimseyi heyecanlandırıyor mu, hiç sanmıyoruz…
Eskişehirspor'da futbolunun ikinci baharını yaşar mı, 36 yaşından sonra olmaz o iş…
'Yedek golcü…' ne demek bilmiyorum ama, daha sezon başında bir futbolcunun 'yedek' kalacağını bilerek, kabul ederek ve bunu deklare ederek böyle bir transfere girişmenin hiç bir futbol aklına uymadığını biliyorum…
***
Emre Güral, tüm otoriteler ve futbol kamuoyu tarafından geçtiğimiz sezonun en güzeli olarak kabul edilen golü atmıştı…
Yine Andaç Güleryüz, kazanılabilecek önemli bir isim…
Bu iki ve genç futbolcuyu görmezden gelip, onları zorlamak ve takıma kazandırmak varken, onların bile şevkini kıracak Gekas transferinde bu kadar inatçı olmanın, acaba diyorum, başka bir gerekçesi mi var?
Yanlış anlamayın sakın, öyle maddi anlamda bir şeyden söz etmiyorum…
Ertuğrul Sağlam'ın Serdar Özkan'a gösterdiği vefa gibi bir bağ olabilir mi, diye soruyorum…
***
Gelelim son sözlere…
Ben bir Eskişehirspor taraftarı olarak, hem Mesut Hoşcan yönetimine hem de Skibbe'ye güveniyorum…
Ancak bu güven asla, tüm yaptıklarının doğru olduğu anlamına gelmemeli…
Belki bu zor şartlar altında Gekas transferi, tolöre edilebilir bir yanlış olabilir, ancak hiçbir şekilde gereği ve yakışır tarafı yok…
O nedenle Başkan Hoşcan yarın görüşeceği Skibbe'ye 'Gekas inadından vazgeçmesini' söylese çok güzel olmaz mı?