Büyüme verileri başta olmak üzere makroekonomik göstergeler, hükümetler tarafından manipülatif yöntemlerle topluma büyük başarı nidalarıyla lanse ediliyor.
Emekçiler üretmeye, değer yaratmaya ve net hasılayı arttırmaya devam ediyor. Bununla birlikte ürettiği değerden payını alma kapasitesiyse günbegün azalıyor.
Bölüşümdeki eşitsizlik, sosyal sorunların büyümesine yol açıyor. Ücretlerin alım gücü her geçen gün düşüyor ve yoksulluk artmaya devam ediyor. Toplumun en geniş kesimini oluşturan ücretliler, emeklerinin karşılığı olarak elde ettikleri gelirin erimesine karşı çaresizleşiyor.
Temel yaşam giderlerini dahi karşılamakta güçlük çeken emekçi kesim, borç ekonomisinin içinde büyük sorunlarla boğuşuyor. Girilen borç sarmalından çıkmaksa imkânsız bir hâl aldı.
Türkiye’de emek gücünü satarak geçimini sağlamaya çalışan yaklaşık 30 milyon kişi bulunuyor. Bunların büyük çoğunluğu (yaklaşık yüzde 60) asgari ücret ve komşu ücret seviyesiyle geçimini sağlamaya çabalıyor.
Gelirini yetirememek, bugün Türkiye’de emekçilerin alternatif bireysel kurtuluş yollarını aramasına yol açıyor. Dijital şans oyunları, sanal kumar, borsa, kripto para ve algoritmaya dayalı platformların tamamı bu noktada ön plana çıkan arayışlar arasında…
Fabrikalarda ve diğer birçok işletmede çalışan emekçiler, akıllı telefonları vasıtasıyla kısa yoldan “köşeyi dönme” arzusuyla bahis çukuruna düşüyor. En geniş anlamında kumar olarak ifade edebileceğimiz tüm bu yöntemler, emekçileri bir simülasyonun içine dahil ediyor. Bu simülasyon, dipsiz bir kuyudan farksız. Bu dipsiz kuyu, emekçi aileler için çok büyük bir tuzak!
Bir kere şansının dönmesi ihtimaliyle küçük meblağlarla başlayan kumar ya da diğer kısa yoldan köşeyi dönme araçları, emekçi ailelerin parçalanmasına yol açabiliyor. Sosyal sorunu derinleştiren bu araçlar, medya ve devlet tarafındansa doğrudan veya dolaylı olarak teşvik ediliyor. Gerek ana akım gerekse yeni medya kanallarında bahis, borsa ve kripto para borsasına övgüler dizilen programlara yer veriliyor.
Bunun yanında devletse yeterli denetim ve yaptırım mekanizmasını ısrarla kurmuyor. Bu nedenle, bir yandan yoksulluğu derinleştiren ekonomi politikaları aracılığıyla emekçileri çaresiz bırakırken, diğer taraftan onları sorunu yeniden üreten kumar çukuruna sürüklüyor.
Emekçilerin bireysel kurtuluş yöntemlerine başvurmasının çözüm olmadığını, kapitalizmin tarihi boyunca edindiğimiz tecrübelerle gördük. Emekçi sınıfların başındaki en büyük problem, hiç kuşku yok ki bölüşümdeki adaletsizlik.
Ama ne yazık ki günümüzde emekçilerin çektiği ekonomik problemlerin, bireysel faktörlere indirgendiğini açıkça görüyoruz. Bu durumsa bireysel kurtuluş yollarını arama fikrini beraberinde getiriyor. Bu da dijital kumara yönelmeyi…
Emek Partisi Eskişehir İl Örgütü, söz konusu sosyal soruna karşı çok önemli bir toplantı düzenledi. Genel Başkan Seyit Aslan ile beraber konuşmacı olarak katıldığımız toplantının moderatörlüğünü İl Başkanı Ceren Kökoğlu yaptı.
Toplantıya çeşitli işkollarından çok sayıda işçi katıldı. Dijital şans oyunlarına yönelmenin nedenleri üzerine tartışmalar yürütüldü. Tüm tartışma sürecinde işçiler görüşlerini geniş bir perspektiften dile getirdi.
EMEP Genel Başkanı Aslan, bölüşümdeki adaletsizliğin en temel problem olduğuna, kişisel arayışların çözüm getirmeyeceğine, gerçek çarenin kitlesel ve birleşik mücadeleyle mümkün olduğuna değindi. Gerçekten de kurtuluşun kısa vadeli köşeyi dönme stratejileriyle olmayacağını hemen hemen herkes deneyimledi. Gerçek kurtuluş yolu, insanlığı yoksullaştıran ve kaynakların yoksunluğunu çekmesine yol açan sistemik sorunlarla mücadele etmek.
İnsanlık, kaynakları eşit paylaşmaktan vazgeçtiği ilk gündenitibaren kaybetmeye başladı. Arkeopolitik araştırmalar bunu tüm açıklığıyla gösteriyor. Çatalhöyük ve Göbeklitepe gibi alanlardaki arkeolojik bulgulara bakıldığında eşit paylaşımın önemi açık bir şekilde görülüyor.
Ancak ne yazık ki kitlesel medya araçlarında eşit paylaşımın mümkün olmadığına ve insanın doğasında “rekabet” ve “hırsın” bulunduğuna yönelik algı yaratılmaya çalışılıyor. Oysa insanın doğasında ve özünde olan, kaynakları eşit paylaşmak ve yanı başındakinin yoksunluk çekmesine razı gelmemek var. 50 bin yıllık insanlık tarihi, bunun en bariz kanıtı.
Emek Partisi’nin düzenlemiş olduğu toplantı, insanlığın asli değerlerine çağrışım yapması ve sistemik problemlere bireysel çözüm yolları aramanın nafile olduğunu göstermesi açısından gerçekten büyük öneme sahip. Düzenleyenlere ve katılanlara teşekkür ediyorum.