2026 yılı, plaka kodundan hareketle “Eskişehir Yılı” ilan edildi. Bu doğrultuda çeşitli etkinlikler düzenleniyor, kurumlar ortak projeler geliştiriyor.
Örneğin her ayın 26'sında çeşitli kampanyalar yapılıyor. Üniversitelerden belediyelere, valilikten sivil toplum kuruluşlarına kadar pek çok aktör Eskişehir'i öne çıkaran faaliyetler yürütüyor.
Kuşkusuz bunlar önemli çalışmalar. Ancak şu soruyu sormadan geçemiyorum: 2026 Eskişehir Yılı ise, Eskişehir'in emekçileri bu hikâyenin neresinde duruyor?
Eskişehir yalnızca kültürel yaşamıyla, spor kulüpleriyle ve kent estetiğiyle var olan bir şehir değil. Aynı zamanda üretimin sürdüğü, fabrikaların çalıştığı, madenlerin işletildiği, yüz binlerce insanın emeğiyle ayakta duran bir işçi kentidir. İmalat sanayisinden hizmet sektörüne, madencilikten lojistiğe kadar çok geniş bir alanda çalışan insanlar bu kentin ekonomik ve toplumsal yaşamının temel taşı.
Ancak gelip görün ki 2026 Eskişehir Yılı tartışmalarında işçilerin yaşadığı sorunlar aynı görünürlüğe sahip değil.
Bunun en güncel örneği Mihalıççık'taki Doruk Madencilik işçilerinin mücadelesi. Aylar boyunca ücretlerini ve çeşitli hak edişlerini alamayan işçiler, defalarca verilen sözlerin tutulmaması üzerine seslerini duyurmaya çalışıyor. Şirket yetkililerinin verdiği sözler yerine getirilmiyor. Sorunun çözümü için devreye girildiği açıklanıyor, ancak işçiler hâlâ alacaklarını alamıyor.
Daha da vahimi, işçiler yalnızca ücretlerini alamamakla karşı karşıya kalmıyor. Haklarını aramak amacıyla Ankara'ya giden madenciler polis müdahalesiyle karşılaşıyor. Seslerini duyurmaya çalışan işçilere sert şekilde müdahale ediliyor.
Yürüyüş yerine otobüsle Ankara’ya ulaşmaları için Beypazarı Belediyesi tarafından sağlanan otobüs de bir başka yolla engelleniyor!
Tam da bu noktada şu soruları sormak gerekiyor:
Bir kent kendisini tanıtım kampanyalarıyla mı, yoksa emekçilerin hakkını kent olarak savunmaya çabaladığı zaman mı kendisini gösterir?
Bir şehrin itibarı, düzenlenen etkinliklerle mi ölçülür, yoksa o şehirde yaşayan insanların alın terinin karşılığını alabilmesiyle mi?
2026 Eskişehir Yılı'nın başarı ölçütü kaç sempozyum düzenlendiği mi olacak, yoksa Eskişehirli emekçilerin ne kadar insanca yaşayabildiği mi?
Bu süreçte dikkat çeken bir başka husus ise Eskişehir'in siyasi aktörlerinin sergilediği tutumdur. Kentin çeşitli meselelerinde sık sık açıklama yapan pek çok siyasetçinin Doruk Madencilik işçilerinin mücadelesi karşısında yeterince görünür olmadığı dikkat çekmektedir. Buna karşılık Emek Partisi Milletvekili İskender Bayhan, işçilerin eylemlerine doğrudan destek vermiş, konuyu kamuoyunun gündemine taşımış ve işçilerin taleplerini siyasi alanda dillendirmiştir. Bu durum yalnızca bir milletvekilinin dayanışması olarak görülmemelidir. Aynı zamanda Türkiye siyasetinde emek sorunlarına hangi aktörlerin öncelik verdiğini göstermesi bakımından da anlamlıdır.
Çünkü mesele yalnızca Doruk Madencilik işçilerinin alacağı değildir. Mesele, Eskişehir'in hangi toplumsal kesimlerin emeği üzerinde yükseldiği ve bu emeğe ne kadar değer verildiğidir.
Kentin vitriniyle ilgilenmek elbette önemlidir. Ancak vitrini ayakta tutanları unutursak geriye yalnızca süslü sloganlar kalır.
2026 gerçekten Eskişehir Yılı olacaksa, bu yılın emekçilerin yılı da olması gerekir. Aksi halde Eskişehir'in adını büyütmeye çalışırken, Eskişehir'i ayakta tutan insanların sesini duymamış oluruz.