Türkiye’de herkes bir şekilde kendisini vatanperver ya da yurtsever olarak ifade ediyor. Özellikle ekonomik krizin derinleştiği koşullarda göçmen grupları, azınlıklar ve diğer etnik gruplara yönelik baskıcı söylemler ve milliyetçi şovenizm daha da yükseliyor.
Kimi kesim laik, cumhuriyetçi ve modernizme dayalı, kimisi ise dinsel ve geleneksel motiflere bağlı olarak vatanperver! Sosyalist kesimde yer alanlarsa yurtsever.
Fakat gelgelelim hangi kesimde yer alırsa alsın vatan/yurt sevgisi, milliyetçilik/ulusalcılık, dindarlık ve benzeri düşünceler, bireysel çıkarlar söz konusu olduğunda teorik düzlemden öteye geçmiyor. Öyle ki önemli bir kesim, ön yüzünde Mustafa Kemal Atatürk ve arka yüzünde Yunusemre’nin olduğu kağıdın değer kaybetmesini dört gözle bekliyor!
TL’nin değer kaybetmesi karşısında satınalma gücü düşüyor, birçok insan daha da yoksul hale geliyor. Ama yine de elinde TL dışında herhangi bir varlık tutanlar, bu kaybı büyük bir iştahla ve “yarım ağızlı memnuniyetsizlikle” takip ediyor.
Kısa vadeli çıkarları uğruna geniş kesimlerin yoksullaşmasını izlemenin etik yönüne ilişkin tartışmayı bir kenara bırakalım. Ve şu soruya odaklanalım:
Milliyetçilik, vatanperverlik veya yurtseverlik konusunda kimseye pabuç bırakmayan halkımız, ulusal/milli para birimimizin değer kaybetmesine niçin tepki göstermiyor? Üstelik hızlı zenginleşme ya da kendi kişisel çıkarını korumak için neden gayrimilli araçlara yöneliyor?
Bu kadar “milliyetçinin” yaşadığı bir toplumda Mustafa Kemal Atatürk ve Yunusemre resimlerinin basılı bulunduğu ve ulusal bağımsızlığı sembolize eden bir kağıt değer kaybettikçe kitlesel protestoların yaygınlaşması gerekmez mi?
Sorunun cevabı gayet açık ve net. Kesinlikle ciddi bir tepki olması gerekir. Ancak ne yazık ki halkımız öfkesini ve tepkisini, altın fiyatının düşmesiyle beraber stokçuluk yapan kuyumculara yöneltiyor. Öte yandan söz konusu kuyumcular da “milli” ve “dini” hassasiyetlere sahip!
Üstelik coğrafyamızda ciddi bir emperyalist saldırganlık olduğu bir dönemde, ekonomik gelişmelerden yararlanma çabası hangi milliyetçi veya vatanperver damarla bağdaşıyor?
Tüm bu sorularla meşgul olurken, milliyetçilik konusunda önemli dersler almaya da devam ediyoruz. Milli takım, Kosova karşısında galip gelerek Dünya Kupası’na katılmaya hak kazandı.
Ve halkımız “sınıfsız, imtiyazsız, kaynaşmış bir kitle” söylemi etrafında birleşerek bunu kutladı. Ne diyelim? Sonuçta aynı gemideyiz! Eğer gemideki kaymak tabaka, çıkarlarıyla ters düşen bir durum olduğunda diğerlerini denize atmazsa…